Kelimeler arşivinde; içinde "öykü" olan, toplam 27 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öykü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öykü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öykü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÖZYAŞAMÖYKÜSÜ, ÖYKÜLEŞTİRMEK
ÖYKÜLEŞTİRME, ÖYKÜNMECİLİK
YAŞAMÖYKÜSÜ
ÖYKÜNLEMEK, ÖYKÜLEYİCİ
HÖYKÜNMEK, SÖYKÜNMEK, PÖYKÜRMEK, ÖYKÜNMECİ, HÖYKÜRMEK, ÖYKÜCÜLÜK, ÖYKÜLEMEK
ÖYKÜNMEK, HÖYKÜRME, ÖYKÜLEME
ÖYKÜNME, ÖYKÜNÜM, ÖYKÜNCE, ÖYKÜLEM, ÖYKÜCÜK
ÖYKÜCÜ, SÖYKÜK
ÖYKÜN, SÖYKÜ
ÖYKÜ
ÖYKÜ
Ayrıntılarıyla anlatılan olay. Hikâye.
ÖYKÜNMEK
Birinin yaptığı gibi yapmak, birine veya bir şeye benzemeye çalışmak, taklit etmek.
ÖYKÜLEYİCİ
Öykülemeyi yapan kimse.
ÖYKÜNMECİ
Öykünen, benzemeye çalışan, taklitçi kimse.
YAŞAMÖYKÜSÜ
Bir kişinin yaşamöyküsü. Tanınmış bir kişinin yaşamöyküsünü anlatan yazı ya da kitap.
SÖYKÜNMEK
Uzanmak, yatmak, yaslanmak.
HÖYKÜNMEK
Söylemek.
HÖYKÜRMEK
Heyecanlı veya kızgın bir biçimde bağırarak konuşmak.
ÖYKÜLEŞTİRMEK
Öykü durumuna getirmek.
ÖYKÜLEMEK
Tahkiye etmek.
ÖYKÜLEŞTİRME
Öyküleştirmek işi.
ÖYKÜNMECİLİK
Öykünmeci olma durumu.
ÖYKÜCÜLÜK
Hikâyecilik.
ÖYKÜNLEMEK
Tarla ve benzerleri in sulamak.
PÖYKÜRMEK
Yüksek sesle ve hıçkıra hıçkıra ağlamak. Fışkırmak : Su göğe pöykürüyor. Fırlatmak.
ÖZYAŞAMÖYKÜSÜ
Kılavuzluk çalışmalarında, bireyin kendini ve sorunlarını nasıl gördüğüne ilişkin değerli bilgiler elde etmeye yarayan kişisel yaşamöyküsü. Bir kişinin, kendi yaşam öyküsünü yazdığı yazı ya da yapıt.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖYKÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HEKET
Öykü, masal. Sohbet, dedikodu: Gene hekete daldınız.
EVKİNMEK
Taklit etmek, benzetlemek, öykünmek.
AŞIK
Aşık kemiği. Aşırma. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad. Halk ozanı. Dalgın, kalender kimse. "Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Yağ çıkarmak için kullanılan ağaç. Kadınların bir süs eşyası. Allah adamı, safderun, bön. Çingene. Âşık. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça. Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi. Çatıyı oluşturan ağaçlardan her biri. (Afşar Gelendost Isparta). Akıntı, cereyan. Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri; saz çalarak şiir okur. Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad. (Halk edebiyatı terimi) Saz şâiri. Tutkun, vurgun, sevdalı.
BARD
Ortaçağ'ın başlarında, Avrupa'da ve daha çok ingiltere'de öykü anlatan sanatçı. Kelt ozanı.
ASLI
Bir şeyin kendisi. Kerem ile Aslı öyküsünün kadın kahramanının adı.
BAYATİ
Klasik Türk müziğinde uşşak dörtlüsüne buselik beşlisi katılmasıyla yapılmış eski bir makam. Doğu Anadolu'da maniye verilen ad. Türkülü öykülerde, türkünün her dörtlüğünden sonra ezgi ile söylenen mani.
ÇÖZÜMLEME
Çözümlemek işi. Bir cümledeki kelimelerin hangi kelime türünden olduklarını veya özne, tümleç, yüklem görevlerinden hangisinde bulunduklarını belirtme, tahlil. Kelimenin kökünü bulup eklerini gösterme. Bir metni belirli yöntemlere bağlı kalarak gözden geçirme, tahlil. Herhangi bir konunun, bir nesnenin düşüncede veya gerçeklikte kurucu parçalarına ayrılmak yoluyla yapısının, işleyişinin ve gelişim yasalarının ortaya konması işlemi. Bir maddenin birleşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan işlem, tahlil, analiz. 7. mat. Bir sayıyı onluk ve birliklerine ayırıp yazma. Bir dizgeyi, onu oluşturan altdizgelere ayırıp bunlar arasındaki işlevsel ilişkileri araştırarak inceleme, bu yolla dizgeyi tanımaya çalışma yöntemi, bk. dizge çözümleme. Bir söylemi meydana getiren kelimelerin çeşidini ve cümledeki rollerini belirtme işi. Çözümleme ya gramerin verdiği değerlere göre (GRAMATİKAL ÇÖZÜMLEME, An. grammatical), ya kelimelerin karşılıklı ilgi ve durumlarına göre (SÖZDİZIMCE ÇÖZÜMLEME, An. syntaxique) veya mantıkça çıkarılan hükümlere göre (MANTIKÇA ÇÖZÜMLEME, An. logique) olur. Bir bütünü oluşturan parçaları bilimsel bir amaçla birbirinden ayırma işi. Öğretimde bir konunun ya da birimin (ünite) bölümleri üzerinde ayrı ayrı durarak çalışma. Bir sorunu bir dizi daha ilkel soruna indirgeme. Bir özdeğin kimyasal bileşimini bulma. Karmaşık bir bütünü, yapısını anlamak amacıyla parçalarına, öğelerine, birleşenlerine ayırma. inceleme, irdeleme. Bir özdeğin kimyasal bileşimini nitel ve nicel olarak belirleme. Erey ve yakınsama olgularını dört işleme katarak işlev, türev, tümlev, dizi ve derneyleri inceleyen uzbilim dalı. Anlamdaş. uzbilimsel çözümleme. Bir yapının, bir dizge bileşenlerinin, niteliğini ya da niceliğini anlamak için yapılan işlem. (Yapısal ruhbilim) Anlık süreçlerini oluşturan temel öğeleri içebakış yolu ile ana öğelerine ayırma. Tahlil etime, inceleme. Herhangi bir konunun, bir nesnenin düşüncede ya da gerçeklikte kurucu parçalarına ayrılması yoluyla yapısının, işleyişinin ve gelişim yasalarının ortaya konması işlemi. Gözlem sonuçları ya da verileri uygun bir biçimde düzenleyerek yine uygun işlemler aracılığıyla anlamlandırma ve onlardan sonuçlar çıkarma. 2 Bireşik bir öğenin bileşenlerine ayrılması, bk. bireşim. Öykü, roman ve öbür türlerde, insan duygularını inceden inceye belirtme. Bir tümceyi, bir dizeyi, anlaşılması güç bir sözü birimlerine ayırarak açıklama.
GLİMAN
Ortaçağ'da halk türküleri söyleyip öyküler anlatan bir tür Anglosakson sanatçısı.
HÖYKÜRME
Höykürmek işi.
ÖYKÜNME
Öykünmek işi, taklit.
KISAS
Bir suçluyu, başkasına yaptığı kötülüğü kendisine aynı biçimde uygulayarak cezalandırma. Kıssalar, hikâyeler, öyküler.
HİKAYECİ
Dinlemece uyduran veya hikâye yazan kimse. Hikâye yazan, öykücü.
HAYAT
Canlı, sağ olma durumu. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Yaşam. Avlu. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Geçim şartlarının bütünü. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Meslek. Sundurma. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Balkon. Yazgı. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü.
OTOBİYOGRAFİ
Öz yaşam öyküsü.
OTOBİYOGRAFİK
Öz yaşam öyküsüne dayalı.
HARİKATHA
Hindistan'da öykü anlatıcılara verilen ad.
ALTKATMAN
Başka bir dilin yerine geçmiş sonraki dile göre, kendisinde izler bırakmış olması bakımından önceki dil. Yaratıcı gücü olmayan, yalnız üstkatmanın yaratılarından esinlenerek yaptığı öykünme yaratılardan oluşturduğu bir düzen içinde yaşamını sürdüren halk katmanı. (Bu görüş geçerliliğini yitirmiştir.) bk. üstkatman.
FABL
Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum hikâye, öykünce.
HİKAYE
Bir olayın sözlü veya yazılı olarak anlatılması. Aslı olmayan söz, olay. Gerçek veya tasarlanmış olayları anlatan düz yazı türü, öykü. Hastanın rahatsızlığı ile ilgili geçmişi, epikriz. Hastalığın teşhis ve tedavisiyle ilgili her türlü bilgi, epikriz. Hayalde tasarlanan meraklı bir takım olayları anlatarak okuyanda heyecan veya zevk uyandıran ve çoğu ancak bir kaç sayfa tutan yazı.
ANLATICI
Ortaçağ'da oyun sırasında az da olsa anlatan, özet ve yorum yapan ya da oyunun bölümlerini birbirine bağlayan oyuncu. Çağdaş tiyatroda özellikle göstermeci nitelikteki oyunlarda sahne üzerinde geçmeyen kişileri ve olayları özetleyen yoruma yardımcı oyun kişisi. Bir anlatıda olayları, olguları, durumları öyküleyen kişi.