İçinde ÖYLÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "öylü" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öylü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu öylü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öylü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KÖYLÜÜRÜNÜ

9 harfli kelimeler

KÖYLÜKÖYÜ, KÖYLÜOĞLU, KÖYLÜTOLU

8 harfli kelimeler

KÖYLÜLÜK

7 harfli kelimeler

KÖYLÜCE

6 harfli kelimeler

KÖYLÜK, KÖYLÜG, ÖYLÜLÜ

5 harfli kelimeler

KÖYLÜ, ÖYLÜK

4 harfli kelimeler

ÖYLÜ

Bazı kelimelerin anlamları

ÖYLÜ

Evli.

KÖYLÜCE

Serçe. Balıkesir şehrinde, Havran belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Manisa şehri, Demirci belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KÖYLÜTOLU

Konya ili, Kadınhanı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

KÖYLÜK

Köy bulunan yer.

ÖYLÜLÜ

Yel.

KÖYLÜLÜK

Köylü olma durumu. Köylülere özgü davranış.

KÖYLÜOĞLU

Adana şehrinde, Seyhan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Uşak ilinde, Eşme belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

KÖYLÜ

Köyde yaşayan veya köyde doğmuş olan. Köy halkı. Köydeş. Kaba, anlayışsız.

ÖYLÜK

Somun, pide ve benzerleri ekmek çıkarmadan az önce fırına atılan odun.

KÖYLÜKÖYÜ

Balıkesir kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Malatya ili, Hasançelebi bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

KÖYLÜG

Köy.

KÖYLÜÜRÜNÜ

Tokat şehrinde, İğdir nahiyesine bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında ÖYLÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖYLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KÖYCÜ

Köy sorunlarını kendine iş edinen, köylerin ve köylülerin kalkınması yolunda çalışan kimse.

KULAK

Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.

TOPRAKLI

İçine toprak karışmış. Ekecek toprağı olan (köylü).

İMECE

Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi. Birçok kimsenin toplanıp el birliğiyle bir kişinin veya bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi.

KÖYDEŞ

Aynı köyde oturan kimselerin birbirine göre her biri, köylü.

RUSTAİ

Köylü.

KOLHOZ

Rusya'da köylülerin ortak olarak çalıştıkları tarım işletmesi.

TEPELİK

Tepesi çok olan (yer). Anadolu'da köylü kadınların kullandıkları, altın ve gümüş paralarla, bazı değerli taşlarla süslü başlık. Bir yapının veya bir mobilyanın en yukarısına süs olarak yapılmış olan bölüm. Sorguç.

HİŞT

"Hey, bana bak, sana söylüyorum" anlamında kullanılan bir seslenme sözü, hiş.

MUJİK

Rus köylüsü.

SÖYLEMSEME

Söylemsemek işi. O anda söylüyormuş gibi yapma.

SÜRSAT

Savaşa giden ordunun geçeceği yollar çevresindeki köylülerden savaş araç ve gereçlerini temin etmesi ve rayiç değeri üzerinden yiyecek satın alması.

TOPRAKSIZ

İçinde toprak bulunmayan. Ekecek toprağı olmayan (köylü).

DEREBEYLİK

Derebeyi olma durumu. Orta Çağda özellikle Batı Avrupa'da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen, feodalite. Derebeyi yönetimindeki bölge.

MAALESEF

Üzülerek söylüyorum ki, ne yazık ki, maatteessüf.

KIVRAK

Canlı, hareketli, atik. İnce tülbent ya da ipekli başörtüsü. Güzel, şık, yakışıklı. Aceleci. Akıcı, işlek. Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi.

KILIBIK

Karısının baskısı altında bulunan (erkek), karısı köylü, kazak karşıtı.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

PLEYBEK

Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken, seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerle o anda söylüyormuş gibi yapılması.

FELLAH

Çiftçi. Mısır köylüsü. Arap.