Kelimeler arşivinde; içinde "öylü" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öylü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öylü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öylü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KÖYLÜÜRÜNÜ
KÖYLÜKÖYÜ, KÖYLÜOĞLU, KÖYLÜTOLU
KÖYLÜLÜK
KÖYLÜCE
KÖYLÜK, KÖYLÜG, ÖYLÜLÜ
KÖYLÜ, ÖYLÜK
ÖYLÜ
ÖYLÜ
Evli.
KÖYLÜCE
Serçe. Balıkesir şehrinde, Havran belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Manisa şehri, Demirci belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KÖYLÜTOLU
Konya ili, Kadınhanı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KÖYLÜK
Köy bulunan yer.
ÖYLÜLÜ
Yel.
KÖYLÜLÜK
Köylü olma durumu. Köylülere özgü davranış.
KÖYLÜOĞLU
Adana şehrinde, Seyhan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Uşak ilinde, Eşme belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KÖYLÜ
Köyde yaşayan veya köyde doğmuş olan. Köy halkı. Köydeş. Kaba, anlayışsız.
ÖYLÜK
Somun, pide ve benzerleri ekmek çıkarmadan az önce fırına atılan odun.
KÖYLÜKÖYÜ
Balıkesir kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Malatya ili, Hasançelebi bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KÖYLÜG
Köy.
KÖYLÜÜRÜNÜ
Tokat şehrinde, İğdir nahiyesine bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖYLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KÖYCÜ
Köy sorunlarını kendine iş edinen, köylerin ve köylülerin kalkınması yolunda çalışan kimse.
KULAK
Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.
TOPRAKLI
İçine toprak karışmış. Ekecek toprağı olan (köylü).
İMECE
Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi. Birçok kimsenin toplanıp el birliğiyle bir kişinin veya bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi.
KÖYDEŞ
Aynı köyde oturan kimselerin birbirine göre her biri, köylü.
RUSTAİ
Köylü.
KOLHOZ
Rusya'da köylülerin ortak olarak çalıştıkları tarım işletmesi.
TEPELİK
Tepesi çok olan (yer). Anadolu'da köylü kadınların kullandıkları, altın ve gümüş paralarla, bazı değerli taşlarla süslü başlık. Bir yapının veya bir mobilyanın en yukarısına süs olarak yapılmış olan bölüm. Sorguç.
HİŞT
"Hey, bana bak, sana söylüyorum" anlamında kullanılan bir seslenme sözü, hiş.
MUJİK
Rus köylüsü.
SÖYLEMSEME
Söylemsemek işi. O anda söylüyormuş gibi yapma.
SÜRSAT
Savaşa giden ordunun geçeceği yollar çevresindeki köylülerden savaş araç ve gereçlerini temin etmesi ve rayiç değeri üzerinden yiyecek satın alması.
TOPRAKSIZ
İçinde toprak bulunmayan. Ekecek toprağı olmayan (köylü).
DEREBEYLİK
Derebeyi olma durumu. Orta Çağda özellikle Batı Avrupa'da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen, feodalite. Derebeyi yönetimindeki bölge.
MAALESEF
Üzülerek söylüyorum ki, ne yazık ki, maatteessüf.
KIVRAK
Canlı, hareketli, atik. İnce tülbent ya da ipekli başörtüsü. Güzel, şık, yakışıklı. Aceleci. Akıcı, işlek. Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi.
KILIBIK
Karısının baskısı altında bulunan (erkek), karısı köylü, kazak karşıtı.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
PLEYBEK
Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken, seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerle o anda söylüyormuş gibi yapılması.
FELLAH
Çiftçi. Mısır köylüsü. Arap.