ÖYLÜ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "öylü" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. öylü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu öylü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde öylü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÖYLÜ

Evli.

ÖYLÜK

Somun, pide ve benzerleri ekmek çıkarmadan az önce fırına atılan odun.

ÖYLÜLÜ

Yel.

  -   -   -  

Anlamında ÖYLÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖYLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

RUSTAİ

Köylü.

KÖYCÜ

Köy sorunlarını kendine iş edinen, köylerin ve köylülerin kalkınması yolunda çalışan kimse.

MAALESEF

Üzülerek söylüyorum ki, ne yazık ki, maatteessüf.

DEREBEYLİK

Derebeyi olma durumu. Orta Çağda özellikle Batı Avrupa'da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen, feodalite. Derebeyi yönetimindeki bölge.

HİŞT

"Hey, bana bak, sana söylüyorum" anlamında kullanılan bir seslenme sözü, hiş.

KOLHOZ

Rusya'da köylülerin ortak olarak çalıştıkları tarım işletmesi.

MUJİK

Rus köylüsü.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

TOPRAKLI

İçine toprak karışmış. Ekecek toprağı olan (köylü).

FELLAH

Çiftçi. Mısır köylüsü. Arap.

SÜRSAT

Savaşa giden ordunun geçeceği yollar çevresindeki köylülerden savaş araç ve gereçlerini temin etmesi ve rayiç değeri üzerinden yiyecek satın alması.

KÖYDEŞ

Aynı köyde oturan kimselerin birbirine göre her biri, köylü.

KILIBIK

Karısının baskısı altında bulunan (erkek), karısı köylü, kazak karşıtı.

SÖYLEMSEME

Söylemsemek işi. O anda söylüyormuş gibi yapma.

KULAK

Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.

TEPELİK

Tepesi çok olan (yer). Anadolu'da köylü kadınların kullandıkları, altın ve gümüş paralarla, bazı değerli taşlarla süslü başlık. Bir yapının veya bir mobilyanın en yukarısına süs olarak yapılmış olan bölüm. Sorguç.

PLEYBEK

Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken, seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerle o anda söylüyormuş gibi yapılması.

KIVRAK

Canlı, hareketli, atik. İnce tülbent ya da ipekli başörtüsü. Güzel, şık, yakışıklı. Aceleci. Akıcı, işlek. Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi.

İMECE

Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi. Birçok kimsenin toplanıp el birliğiyle bir kişinin veya bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi.

KÖYLÜLÜK

Köylü olma durumu. Köylülere özgü davranış.