Kelimeler arşivinde; içinde "öyle" olan, toplam 104 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öyle bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öyle ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öyle olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YUKARISÖYLEMEZ
SÖYLENBİLİMCİ, SÖYLENCEBİLİM, SÖYLENEBİLMEK, SÖYLENYAZIMCI, SÖYLEŞÜTURMAK, SÖYLETEBİLMEK, SÖYLEYEBİLMEK, SÖYLEYİVERMEK, SÖYLEYÜDÜRKEN
KÖYLEŞTİRMEK, SÖYLENEBİLME, SÖYLETEBİLME, SÖYLETMEMECE, SÖYLETTİRMEK, SÖYLEYEBİLME, SÖYLEYİVERME
SÖYLEMSEMEK, SÖYLENİLMEK, SÖYLEVCİLİK, KÖYLEŞTİRME, ÖYLENDİRMEK, SÖYLEHMELİG, SÖYLENBİLİM, SÖYLENYAZIM, SÖYLEŞİLMEK, SÖYLEŞTİRME, SÖYLETMELİK, SÖYLETTİRME, ŞÖYLEMECENE, ŞÖYLEMESİYE
BÖYLELİKLE, SÖYLEMSEME, SÖYLENİLME, KÜÇÜKSÖYLE, ÖYLEMECENE, ÖYLEMESİYE, ÖYLESİNDEN, UZSÖYLEYİŞ
BÖYLECENE, BÖYLESİNE, KÖYLEŞMEK, ÖYLELİKLE, SÖYLENMEK, SÖYLEŞMEK, SÖYLETMEK, ŞÖYLESİNE, ÇÖYLENCÜŞ, ÖYLEDENCE, ÖYLELEMEK, ÖYLELEYİN, ŞÖYLEGİNE
KÖYLEŞME, SÖYLEMEK, SÖYLENCE, SÖYLENİŞ, SÖYLENME, SÖYLENTİ, SÖYLEŞME, SÖYLETME, SÖYLEVCİ, SÖYLEYİŞ, AKLÖYLEZ, GÖYLEMEK, ÖYLENNİK, ÖYLESİNE, ÖYLEYŞİN, SÖYLEGEN, SÖYLEĞEN, SÖYLEMEN, SÖYLEMEZ, SÖYLEMİŞ, SÖYLEMÜK, SÖYLENGE, SÖYLEŞİM, SÖYLEYEN, ŞÖYLEKAR
BÖYLECE, BÖYLESİ, SÖYLEME, SÖYLEŞİ, ÖYLELİK, ÖYLEMEK, ÖYLENCİ, SÖYLENİ, ŞÖYLECE
ÖYLECE, ÖYLESİ, SÖYLEM, SÖYLEV, ÇÖYLEN, DÖYLEK, GÖYLEK, GÖYLEZ, LÖYLEZ, SÖYLEN, SÖYLEZ
BÖYLE, ŞÖYLE, HÖYLE, NÖYLE, ÖYLEK, ÖYLEN
ÖYLE
ÖYLE
Onun gibi olan, ona benzer. O yolda, o biçimde, o tarzda. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. (ö'yle) O denli, o kadar, o derece.
SÖYLETEBİLMEK
Söyletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SÖYLEŞÜTURMAK
Bir müddet konuşmak.
SÖYLENEBİLMEK
Söylenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SÖYLENEBİLME
Söylenebilmek işi.
KÖYLEŞTİRMEK
Köy durumuna getirmek.
SÖYLENCEBİLİM
Bir budunun söylencelerinin tümü. Söylenceleri inceleyen bilim.
SÖYLENBİLİMCİ
İnceleme alanı söylen olan bilim adamı. bk. söylen.
SÖYLETMEMECE
Söyletmeksizin.
SÖYLEYÜDÜRKEN
Söylerken, söylemekte iken.
SÖYLEYİVERMEK
Çabucak söylemek.
SÖYLETTİRMEK
Söyletme işini yaptırmak.
SÖYLEYEBİLMEK
Söyleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SÖYLENYAZIMCI
Araştırma alanı söylenyazım olan bilim adamı. bk. söylen, karşılığı söylenbilimci.
SÖYLETEBİLME
Söyletebilmek işi.
YUKARISÖYLEMEZ
Erzurum ili, Karayazı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖYLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALİMALLAH
Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.
ALO
Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AĞABEY
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
AFERİN
Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo. Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AMENNA
"Öyledir, doğru, diyecek yok, inandık" anlamlarında bir onaylama sözü.
AHFEŞ
"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz.
ALINMAK
Alma işi yapılmak. Uyarlanmak. Elde edilmek. Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak.
AKILLI
Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil. Uyanık geçinen. Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz.
AKSAN
Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AĞITÇI
Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.
AGUCUK
Süt çocuğunu sevmek için söylenen bir söz.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AH
İlenme, beddua. (a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz. (a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz.