Kelimeler arşivinde; içinde "öken" olan, toplam 31 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öken bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öken ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öken olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YAPRAKDÖKEN, KÖKENLENMEK
KÖKENLENME, TÖKENNEMEK, ŞERİTDÖKEN, SAMANDÖKEN, SAKALDÖKEN, KÖKENLEMEK, PALANDÖKEN
SÖKENMEYH, KURTDÖKEN, ORTASÖKEN
KÖKENSEL, ŞARDÖKEN, SÖKENMEK, TERDÖKEN, KÖKENSİZ, KÜLDÖKEN, KÜLTÖKEN, KÖKENLİK, NALDÖKEN, KEPÇÖKEN
KÖKENLİ, ÖKENCEK, ÖKENMEK
HÖKENA, ÇÖKENE
KÖKEN, SÖKEN, BÖKEN
ÖKEN
Öksürük. Hayvanlara yük yüklemeye yarayan ip, enli kuşak, kolan.
SAKALDÖKEN
Keten helvası.
KÖKENLEMEK
Fidan ya da asma çubuğu dikmek.
KURTDÖKEN
Solucanları öldürerek ya da uyuşturarak, bulundukları örgenin doğal devimleri ve salgıları yardımıyla vücuttan dışarı atabilme etkisi gösteren ilâç; solucan düşürücü.
SÖKENMEK
Uzanmak, yatmak, yaslanmak. Başı ele dayayarak yan yatmak. Dayanmak.
KÖKENLENMEK
Kökeni olmak, kökene sahip bulunmak.
ŞARDÖKEN
Çağlayan.
KÖKENSEL
Kökenle ilgili olan.
SÖKENMEYH
Yaslanmak, dayanmak.
ŞERİTDÖKEN
Şeritleri uyuşturarak, içirilen sürgüt ve bağırsakların doğal devimleri yardımıyla vücuttan dışarı atan ilâç.
SAMANDÖKEN
Samanyolu. Ardahan ilinde, Göle ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Gaziantep kenti, Nizip belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
PALANDÖKEN
Taşlık yokuş. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.
YAPRAKDÖKEN
Sonbaharda esen yel.
KÖKENLENME
Kökenlenmek işi.
TÖKENNEMEK
Ayağı engele takılıp sendelemek, düşer gibi olmak.
ORTASÖKEN
Kırıkkale kenti, Keskin belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖKEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ESASEN
Başından, temelinden, kökeninden. Aslında. Nasıl olsa, gene. Zaten.
BATAK
Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.
ETİMOLOJİK
Köken bilimsel.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
AFRİKALI
Afrika kökenli olan veya Afrika'da yaşayan kimse.
ANTROPOLOJİ
İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.
KARAKUCAK
Kökeni Orta Asya'ya uzanan, serbest stilde, yağ sürülmeden yapılmış olan en eski, geleneksel Türk güreşi.
BİYOLOJİ
Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.
ÇÖKÜNTÜ
Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.
ETİMOLOJİ
Köken bilimi.
KARATE
Ayak ve yumruk vuruşları üzerine kurulu, Japon kökenli bir dövüş yöntemi.
ASILLI
Bir kökene dayanan, kökenli.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
ENTERTİP
Basımcılıkta harfleri satır olarak dizen ve döken dizgi makinesi.
JUDO
Jiujitsudan gelişmiş, tutmalara, fırlatmalara, hareketsiz bırakmalara dayanan, Japon kökenli silahsız yapılmış olan dövüş sporu.
İBRİKÇİ
İbrikle su taşıyan kimse. İbrikle su döken kimse. İbrik yapan veya satan kimse.
JEOSENKLİNAL
Yer kabuğunun uzun bir süre çöken, buna bağlı olarak kat kat kalın tortullarla dolmuş bulunan bölümü.
ETİMOLOG
Köken bilimci.
ÇÖKELTİ
Çökelme sonunda bir sıvının dibine çöken katı madde, çökel, tortu, toput, rüsup.