Kelimeler arşivi içinde; sonunda "öker" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu öker ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında öker olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde öker olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÖKER
Akıllı kimse.
LÖKER
Gelin olacak kıza arkadaşlarının yaptığı yemekli toplantı. Önde giden, yol gösteren : Sen bizim lökerimizsin.
SÖKER
Bedende yara ya da çıban oluşturan, geçici, ateşli hastalıkların tümü.
NÖKER
Bir erkekle evli iki kadın, ortak. Erkek hizmetçi, uşak. Erkek hizmetçi. Hizmetkâr. Maiyet memuru, hizmetçi. Kuma.
TÖKER
Kötürüm.
GÖKER
Mavi gözlü kimse.
KÖKER
Selin getirdiği su üstündeki odunları toplamak için kullanılan bir çeşit ağ. Köklü soydan gelen kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖKER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALCIKARI
Lohusa kadınların üstüne çökerek onları boğduğu sanılan görüntü. Şirret, edepsiz kadın.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
BOĞAZLAMAK
Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.
BELYARMA
Hayvanın bel kemiğini çökerten bir çeşit hastalık.
MÜREKKEPLEMEK
Mürekkep sürmek, mürekkep dökerek veya damlatarak bir yüzeyi lekelemek.
DESTUR
İzin, müsaade. (destu:r) "Yol verin, savulun, izin verin" anlamlarında kullanılan bir söz. (destu:r) Karanlık, ıssız yerlere pis veya atık su dökerken cin çarpmasın diye yüksek sesle söylenen bir söz.
KÖKLEMEK
Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak, kökertmek. Bağ çubuklarını veya fidanları köklendirip dikmek. Sazı kurmak. Motorlu araçlarda gaz pedalına sonuna kadar basmak. Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak. İnce saç örgülerinden birkaçını yeniden bir arada örmek. Minder, şilte vb.nin iki yüzünü yer yer dikişlerle tutturmak.
ARAV
Yan kirli, sabunlu çamaşır suyu: Bu aravı tenekeye dök. Çökertilen ayrandan geriye kalan su. Yemek artığı. Sebep, yol, uğur: Ben de senin aravına yandım.
CEP
Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.
ALGELİNİ
Lohusa kadınların üstüne çökerek onları boğduğu sanılan görüntü.
BELİYARMA
Hayvanın bel kemiğini çökerten bir çeşit hastalık. Hayvanın sıcak havada tutulduğu bir çeşit hastalık.
GÖÇÜRMEK
Göçmesine sebep olmak. Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikmek, göçermek. Yiyip bitirmek. Çökertmek.
ÇÖKERME
Çökermek işi.
ÇÖKERTME
Çökertmek işi ya da durumu. Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ. Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü. Cep.
ÇÖKERİLMEK
Çökertilmek.
BENZİNLEMEK
Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.
KÖKERTME
Kökertmek işi.
ÇOKERMEK
Çöktürmek, çökertmek.
ÇÖKERTEBİLME
Çökertebilmek işi.
BICITMAK
Bir bitkiyi sökerken örselemek, koparmak, yaralamak. Bir işin tadını kaçırmak, çığırından çıkarmak, ciddiliğini bozmak.