Kelimeler arşivinde; içinde "öker" olan, toplam 33 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öker bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öker ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öker olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇÖKERTİLEBİLMEK
ÇÖKERTİLEBİLME
ÇÖKERTİVERMEK, ÇÖKERTEBİLMEK
DEVEÇÖKERTEN, DEVEÇÖKERDEN, ÇÖKERTİVERME, ÇÖKERTEBİLME
ÇÖKERTİLMEK
ÇÖKERİLMEK, ÇÖKERTİLİŞ, ÇÖKERTİLME
HÖKEREKLİ, ÇÖKERTMEK, KÖKERTMEK
ÇÖKERTME, ÇÖKERMİŞ, KÖKERTME, ÇÖKERMEK
ÇÖKERME, ÇÖKEREN, ÇÖKERTİ, SÖKERCE, KÖKEREK
GÖKERİ, KÖKERE
TÖKER, SÖKER, NÖKER, LÖKER, KÖKER, GÖKER
ÖKER
Akıllı kimse.
ÇÖKERTİLEBİLMEK
Çökertilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇÖKERTEBİLMEK
Çökertme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KÖKERTMEK
Köklemek. Fide, sebze veya asma çubuğunun ufaklarını köküyle çıkararak başka yere dikmek.
DEVEÇÖKERDEN
Kurak ve sert topraklı yerlerde yetişen, sarı çiçekli ve çok dikenli yabani bir ot.
ÇÖKERTEBİLME
Çökertebilmek işi.
ÇÖKERTİVERMEK
Çabucak veya ansızın çökertmek.
ÇÖKERTİVERME
Çökertivermek işi.
ÇÖKERİLMEK
Çökertilmek.
ÇÖKERTİLİŞ
Çökertilme işi.
ÇÖKERTMEK
Çöktürüp oturtmak. Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak. Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak.
ÇÖKERTİLEBİLME
Çökertilebilmek işi.
HÖKEREKLİ
Çalımlı, gösterişli kişi.
DEVEÇÖKERTEN
Kurak ve sert topraklı yerlerde yetişen, sarı çiçekli ve çok dikenli yabani bir ot.
ÇÖKERTİLMEK
Çökertme işine konu olmak.
ÇÖKERTİLME
Çökertilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖKER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BENZİNLEMEK
Benzin dökerek yakmak. Bir nesneyi benzine bulamak.
BOĞAZLAMAK
Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.
CEP
Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.
KÖKLEMEK
Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak, kökertmek. Bağ çubuklarını veya fidanları köklendirip dikmek. Sazı kurmak. Motorlu araçlarda gaz pedalına sonuna kadar basmak. Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak. İnce saç örgülerinden birkaçını yeniden bir arada örmek. Minder, şilte vb.nin iki yüzünü yer yer dikişlerle tutturmak.
ÇÖKERME
Çökermek işi.
MÜREKKEPLEMEK
Mürekkep sürmek, mürekkep dökerek veya damlatarak bir yüzeyi lekelemek.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
GÖÇÜRMEK
Göçmesine sebep olmak. Bitkileri yerinden çıkarıp başka yere dikmek, göçermek. Yiyip bitirmek. Çökertmek.
ÇÖKERTME
Çökertmek işi ya da durumu. Deniz dibine indirilerek üstüne balıklar geldiğinde köşelerinden çekilip kaldırılan ağ. Muğla yöresine ait bir tür halk oyunu ve halk türküsü. Cep.
ARAV
Yan kirli, sabunlu çamaşır suyu: Bu aravı tenekeye dök. Çökertilen ayrandan geriye kalan su. Yemek artığı. Sebep, yol, uğur: Ben de senin aravına yandım.
BICITMAK
Bir bitkiyi sökerken örselemek, koparmak, yaralamak. Bir işin tadını kaçırmak, çığırından çıkarmak, ciddiliğini bozmak.
ALCIKARI
Lohusa kadınların üstüne çökerek onları boğduğu sanılan görüntü. Şirret, edepsiz kadın.
KÖKERTME
Kökertmek işi.
EKMAŞI
Kurumuş ve bayatlamış ince ekmek dilimlerini soğan, kıyma ya da bulgurla pişirip, üzerine sarımsaklı yoğurt dökerek yapılan bir çeşit yemek.
ÇOKERMEK
Çöktürmek, çökertmek.
DESTUR
İzin, müsaade. (destu:r) "Yol verin, savulun, izin verin" anlamlarında kullanılan bir söz. (destu:r) Karanlık, ıssız yerlere pis veya atık su dökerken cin çarpmasın diye yüksek sesle söylenen bir söz.
ALGELİNİ
Lohusa kadınların üstüne çökerek onları boğduğu sanılan görüntü.
ÇÖKERTİ
Su içinde yüzer veya erimiş durumda bulunan maddelerin elverişli koşullar altında dibe çökerek tortullaşması olayı.
BELİYARMA
Hayvanın bel kemiğini çökerten bir çeşit hastalık. Hayvanın sıcak havada tutulduğu bir çeşit hastalık.
BELYARMA
Hayvanın bel kemiğini çökerten bir çeşit hastalık.