Kelimeler arşivinde; içinde "zid" olan, toplam 25 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zid bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu zid ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zid olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GAZİDERETABAKLI
METAKLORTİAZİD, FRAGMOBAZİDYUM
HOLOBAZİDYUM, BAZİDİYOSPOR, AZİDOTİMİDİN, GALAKTOZİDAZ
GLİKOZİDAZ, SEFTAZİDİM, SUZİDİLARA, KELEZİDMEK
İZONİAZİD, YEZİDİLİK, TERZİDERE, PREZİDYUM, ZİDOVUDİN
GAZİDERE, REZİDANS
BÜZİDEN, SUZİDİL
YEZİDİ, MEZİDE, TEHZİD, GÜZİDE
ZİD
ZİD
Zift.
KELEZİDMEK
Yormak, hırpalamak.
TERZİDERE
Kırklareli ili, Kofçaz ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
SUZİDİLARA
Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.
İZONİAZİD
Mikolik asit üretimini baskılayarak Mycobacterium tuberculosis'e etkili olan ilaç.
GLİKOZİDAZ
Oligosakkaritlerden uçtaki glikozu ayıran enzim grubundan herhangi biri. Glukozidaz. Oligosakkaritlerden uçtaki glikozu ayıran enzim grubundan herhangi biri.
METAKLORTİAZİD
Tiyazit grubu işetici bir ilaç.
HOLOBAZİDYUM
Bölmeli olmayan düz bazidyum.
PREZİDYUM
Bütün yetkilerini eski S.S.C.B. Anayasası'na özgü bir tarzda kullanan örgüt. Başkanlık divanı, konseyi.
AZİDOTİMİDİN
Zidovudin.
BAZİDİYOSPOR
Bazitli mantarların sporları.
FRAGMOBAZİDYUM
Bazidyokarp içinde dört hücre oluşturan bölmeli bazidyum.
YEZİDİLİK
Yezidilerin bağlı olduğu din inancı.
GAZİDERETABAKLI
Sinop şehrinde, Boyabat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SEFTAZİDİM
Gram pozitif ve negatif bakteriler ürettikleri plasmid veya kromozomal aracılı beta laktamazların çoğuna karşı oldukça dayanıklı sefalosporin türevi antibiyotik.
GALAKTOZİDAZ
Hayvan beslemede yem katkı maddesi olarak kullanılan, özellikle baklagillerde bulunan galaktozitlerin antibesleme etkisini azaltan, sindirimi ve besin maddelerinden yararlanmayı artıran bir enzim.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZİD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SÜVEN
Bozuk ve gevşek arazide veya göçük açmada bağ direklerinin üst ve yanından arazi içine çakılarak sürülen ucu sivri direk veya kama.
SEÇİLMİŞ
Seçerek ayrılmış, güzide. Aynı cinsten olan nesneler arasından iyi ve seçkin olanlar çıktıktan sonra geride kalanlar. Seçimle işbaşına gelen.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
PALET
Ressamların boyaları üzerine dizerek fırça ile karıştırdıkları tahta veya porselen levha. Tankın veya bazı iş makinelerinin her türlü arazide yol almasını sağlayan iki yanındaki tekerleklerini içine alan metal şerit, tırtıl. Hızlı yüzmek için ayağa geçirilen araç. Sanayide çeşitli amaçlarla kullanılan yayvan ve geniş levha.
DARA
Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.
COBLAK
Lavabonun suyunun aktığı çukur. Düz arazide yağmur sularının biriktiği çukur.
AVDIRMAK
Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
ÇİYLE
Engebeli arazide, etrafı orman, ortası çimenlik olan yer.
ARBA
Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Dengesizlik, ayarsızlık (terazide). Kuvvet ve ağırlıkça farklı: Şu pehlivan ötekinden arba geliyor. Güçlü, kuvvetli. Üstün. Ağır.
AĞADIRMAH
Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
AGDIRMAK
Bir şeyi eğmek, meylettirmek, çekmek. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
AVMAK
Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek. Anmak. Defetmek, kovmak.
BAŞ
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.
APRA
Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Denge, muvazene. Dengesizlik, ayarsızlık (terazide).
UFUK
Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer, çevren. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü, ihata. Çekülün gösterdiği dikey çizgi ile gözlemci üzerinden geçen düzlem, göz erimi. Çevre, dolay.
AĞDURMAK
Yöneltmek, tevcih etmek. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
SEÇKİN
Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, üstün, mümtaz, güzide, mutena. Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan (kişi veya grup), elit.
CİP
Her türlü arazide kullanılabilen motorlu taşıt.
YÖNBUL
Her türlü arazide harita ve pusula yardımıyla katılımcıların denetim noktalarını bulmaya çalıştıkları bir doğa sporu, oryantiring.
KLOROFORM
Renksiz, hoş kokulu, genellikle anestezide kullanılan, yatıştırıcı ve uyuşturucu birleşik (CHCI3). Bir tür organik yağ çözücü.