Kelimeler arşivinde; içinde "vala" olan, toplam 102 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vala bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu vala ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vala olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HAVALANDIRABİLMEK
HAVALANDIRABİLME
HAVALANDIRILMAK
HAVALANABİLMEK, HAVALANDIRILMA, HAVALANDIRMACI, HAVALANDIRMALI, KOVALAYABİLMEK
HAVALANDIRMAK, HAVALANABİLME, HAVALANDIRICI, KAVALABARDAĞI, KOVALAYABİLME
BEDAVALAŞMAK, HAVALANDIRMA, VALASİKLOVİR
BEDAVALAŞMA, HELVALAŞMAK
DAVALAŞMAK, HAVALANMAK, KOVALANMAK, YUVALANMAK, ZIRVALAMAK, HELVALAŞMA, KOVALAMACA, KOVALAŞMAK, KOVALATMAK, TUVALANMAK, YAVALANMAK, YUVALAMACA
CAVALACOZ, DAVALAŞMA, HAVALANMA, KOVALAMAK, KOVALANIŞ, KOVALANMA, KOVALAYIŞ, OVALANMAK, OVALATMAK, SIVALAMAK, YUVALAMAK, YUVALANMA, ZIRVALAMA, CIVALAMAK, CİVALAMAK, GAVALAMAK, GOVALAMAK, GUVALAMAK, HAVALAMAK, KAVALAMAK, KOVALATMA, KUVALAMAK, PREVALANS, ŞAVALAMAK, URVALAMAK
KOVALAMA, OVALAMAK, OVALANMA, OVALATMA, SIVALAMA, YUVALAMA, GAVALATA, GOVALAMA, HAVALACI, KAVALAMA, OVALAMAÇ, TAVALAMA, UVALAMAK
OVALAMA, ŞAVALAK, AYVALAR, BİVALAN, CİVALAK, GAVALAK, GOVALAK, GUVALAK, HASVALA, HAVALAK, KAVALAK, KOVALAK, KUVALAK, SAVALAK, SOVALAK, VALAŞAN, YUVALAH, YUVALAK, YUVALAR
ALVALA, AVALAH, AVALAK, BAVALA, BUVALA, HAVALA, KAVALA, OVALAK, SOVALA, VALAHİ, ZAVALA, ZIVALA, ZUVALA
OVALA
VALA
VALA
İpekten dokunmuş, ince başörtüsü. İnce, renkli, ipekli değerli kumaş. İpekten dokunan yorgan, yatak yüzü. El tezgâhında dokunan yünlü kumaş. Yünden dokunmuş yorgan yüzü. Pamuklu dokuma, revendük. Dut toplarken yere serilen yaygı. İnce tel elek. Bir duvarcı aracı, mala. Yufka. Baklava yufkası. İpek başörtüsü. Yün dokuma kumaş ya da kendir yatak, yorgan yüzü. Üstüne kilim geçirilmiş büyük yorgan: Volanın altına gir de yat. Vallahi, bk. valıhi. Vallahi. Vallahi, bk. valla, vallah. Başörtüsü, ince kumaş. Şanı yüce, şanlı.
HAVALANDIRMACI
Havalandırma işini yapan görevli kimse.
HAVALANDIRILMA
Havalandırılmak işi.
KOVALAYABİLMEK
Kovalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
HAVALANABİLME
Havalanabilmek işi.
HAVALANDIRABİLME
Havalandırabilmek işi.
HAVALANDIRMA
Kapalı bir yerin havasını değiştirmek amacıyla dışarıdan temiz hava girişini veya çeşitli araçlarla hava akımını sağlama işlemi. Herhangi bir şeyi açık havada bir süre bırakma.
HAVALANDIRMALI
Havalandırması olan. Havalandırma cihazı bulunan.
HAVALANDIRMAK
Kapalı bir yerin pencere ve kapılarını açarak havalanmasını sağlamak. Havaya kaldırmak.
HAVALANDIRICI
Kapalı bir yerin sürekli ve doğal olarak havalandırılmasını sağlayan alet veya düzen.
KOVALAYABİLME
Kovalayabilmek işi.
HAVALANABİLMEK
Havalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BEDAVALAŞMAK
Bedava duruma gelmek.
HAVALANDIRABİLMEK
Havalandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
HAVALANDIRILMAK
Havalandırma işi yapılmak.
KAVALABARDAĞI
Ebucehil-karpuzu, acıhıyar.
Bu bölümde tanımı içerisinde VALA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASILA
Basımcılıkta, provalar için "basınız, basılsın" anlamında kullanılan bir söz.
KADI
Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.
IZGARA
Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılmış olan parmaklık veya kafes biçiminde araç. Bu araç üstünde pişmiş. Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril. Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara. Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir.
ÇUVALLAMAK
Çuvala doldurmak. Başaramamak.
DUMAN
Bir maddenin yanması ile çıkan ve içinde katı zerrelerle buğu bulunan değişik renklerde gaz. Kötü, yaman. Havalanan tozların veya sisin oluşturduğu bulanıklık. Esrar.
FAN
Havalandırma aracı, pervane, pervane kanadı, vantilatör. Sıcak veya soğuk havayı dengeli olarak savuran araç.
HAVALANMA
Havalanmak işi.
KADILIK
Kadı olma durumu. Bir kadının davalarına baktığı il sınırları içindeki bölge. Kadının görevi.
DAVALAŞMA
Davalaşmak durumu.
DÜZELTİCİ
Basılmak üzere dizilmekte olan bir eserin provalarını düzeltme ile görevli kimse, düzeltmen, musahhih.
ANALIKIZLI
Yuvalama.
FIRILDAK
Rüzgârla dönen, çember biçiminde çocuk oyuncağı. Havalandırmak amacıyla oda veya mutfak pencerelerine takılan kanatlı araç. Ocak veya soba borusunun iyi çekmesini sağlamak için tepesine takılan ve rüzgârın gittiği yöne dönebilecek biçimde yapılmış olan şapka. Düşüncesini sürekli değiştiren, sözünden dönen (kimse). Dolap, düzen, hile.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
KAKMA
Kakmak işi. Ağaç üzerinde veya diğer ahşap malzemede, mobilyada, belirlenmiş desen ve çizimlere göre oyulmuş yuvalara gümüş, sedef vb. süs maddeleri kakılıp oturtularak yapılmış olan iş.
HUKUK
Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü, tüze. Haklar. Bu yasaları konu alan bilim. Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü. Ahbaplık, dostluk.
ÇEKTİRME
Çektirmek işi. Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç. Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık. Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet. Çektiri. Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası.
DÜZELTİ
Düzeltme işi, tashih. Basılmakta olan bir eserin provaları üzerinde özel düzeltme işaretleriyle yanlışları gösterme, tashih.
BEDAVALAŞMA
Bedavalaşmak durumu.
GÜZLEK
Güz yağmuru. Havaların soğuması üzerine yaylalardan dönen hayvanların otlatılması ve bir süre barındırılması için ayrılmış, dağ eteklerinde bulunan mera. Güz mevsiminin geçirildiği yer.
GÜDELEMEK
Ardına düşmek, kovalamak, sürmek.