Kelimeler arşivinde; içinde "umak" olan, toplam 172 tane kelime bulunuyor. İçerisinde umak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu umak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında umak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GİDİDOĞRUMAK, YUMAKLICERİT
YUMAKLANMAK, FIRLANDUMAK, GEDİYORUMAK, GELİYORUMAK, KALHİNDUMAK, SALLANDUMAK
YUMAKLAMAK, YUMAKLANMA, ASDUTTUMAK, BİŞUTTUMAK, CUMAKAYALI, ÇALİŞTUMAK, ÇOĞUMSUMAK, ÇOĞUNSUMAK, ÇOKUMAKLIK, DARTAYUMAK, DOLUKSUMAK, GATUTTUMAK, KABUNSUMAK, KARUSBUMAK, KILLIYUMAK, KOLLUMAKAS, KUMAKERTİŞ, YAVUNCUMAK, YOĞUNCUMAK, ZORUMSUMAK
YUMAKLAMA, AZUNSUMAK, DALABUMAK, KARANUMAK, UYANDUMAK, YALABUMAK, YUMAKOMAK
BURCUMAK, PORSUMAK, BANDUMAK, BAVNUMAK, BİNDUMAK, BOĞSUMAK, BOZDUMAK, BULCUMAK, ÇALLUMAK, ÇOĞRUMAK, ÇOMRUMAK, DOLKUMAK, DUNCUMAK, DUNDUMAK, DUYSUMAK, FORSUMAK, GARKUMAK, GUMSUMAK, HONDUMAK, HONGUMAK, HONKUMAK, HONTUMAK, HORTUMAK, HUMSUMAK, KALDUMAK, KANDUMAK, KORLUMAK, MAVKUMAK, OCUDUMAK, OTUMAKÇI, Devamını Oku »»
DOKUMAK, KORUMAK, KURUMAK, SOĞUMAK, SOLUMAK, SORUMAK, TOZUMAK, AKYUMAK, ASDUMAK, ASTUMAK, AVRUMAK, AYDUMAK, AZDUMAK, BATUMAK, BİŞUMAK, BİTUMAK, BURUMAK, BUYUMAK, CUMAKÖY, CURUMAK, ÇURUMAK, DOĞUMAK, DOHUMAK, DURUMAK, ENDUMAK, GATUMAK, GOCUMAK, GOTUMAK, GURUMAK, KAÇUMAK, Devamını Oku »»
OCUMAK, OKUMAK, ULUMAK, UYUMAK, OHUMAK, OLUMAK, OTUMAK, UCUMAK, UĞUMAK, UKUMAK, UMUMAK, URUMAK
SUMAK, YUMAK, BUMAK, CUMAK, DUMAK, GUMAK, KUMAK, PUMAK, TUMAK, VUMAK
UMAK
UMAK
Çağlayan. Arzu, maksat, hırs. Amaç, istek.
YUMAKLANMAK
Yumak durumuna gelmek.
BİŞUTTUMAK
Pişirtmek.
FIRLANDUMAK
Gezdirmek.
CUMAKAYALI
Sinop ilinde, Saraydüzü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
GEDİYORUMAK
Gide durmak: Ahmet köyden gediyoru.
GİDİDOĞRUMAK
Gitmek.
ÇALİŞTUMAK
İş vermek, çalıştırmak.
KALHİNDUMAK
Kalkındırmak, zengin etmek.
GELİYORUMAK
Gelip durmak.
YUMAKLICERİT
Kahramanmaraş şehri, Pazarcık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YUMAKLANMA
Yumaklanmak işi.
ASDUTTUMAK
İdam ettirmek, idam ettirtmek.
ÇOĞUMSUMAK
Çok görmek, kıskanmak, çekememek.
YUMAKLAMAK
Yumak durumuna getirmek.
SALLANDUMAK
Sallamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde UMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BALTACI
Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.
ÇAMURLUK
Çamuru çok olan yer. Paçaları çamurdan korumak için giyilen tozluk. Taşıtlarda tekerleklerin üst bölümünü örten parça. Ayakkabıların çamurunu kazımak için yapılarda giriş kapısının önünde, yere çimento veya betonla tutturulan, demirden yapılmış, türlü biçimlerdeki ayakkabı sileceği.
BURCUMA
Burcumak işi.
BÜRÜMCEK
Koza gibi yumaklanmış şey.
BESLEMEK
Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.
AYAZLANMAK
Ayazda bırakılıp soğumak.
BOYA
Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.
CAMLIK
Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. Çiçek, sebze vb. bitkileri dış etkenlerden korumak için yapılmış küçük limonluk, camekân.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
DALGAKIRAN
Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılmış olan uzun set.
ARKALAMAK
Arkasına almak, yüklenmek. Bir kimseye güven vererek yardım etmek, destek olmak, korumak, müzaheret etmek.
ASESBAŞI
Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.
BİRLİK
Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.
BEKÇİ
Bir şeyi veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse.
BOĞUM
Boğulmuş, sıkılmış yer. İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer. Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
DAM
Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılmış olan çoğu kiremit kaplı bölüm. Dansta kavalyenin eşi. Tutukevi. Ahır. İskambil kâğıtlarında kız. Üzeri toprak kaplı ev, küçük ev, köy evi.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
DALMAK
Suyun içine bütün vücuduyla ve hızla girmek. Bir yerin içine girmek. Başka bir şeyle uğraşamayacak veya başka bir şeyi düşünemeyecek biçimde kendini bir şeye kaptırmak. Kendini bilmez duruma gelmek, kendinden geçmek. Uyumak. Güreşte rakibinin belden aşağı bir yerini aniden tutmak.