Kelimeler arşivinde; içinde "tiğ" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tiğ bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tiğ ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tiğ olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GEREKTİĞİNDE
ÇALIÇİTTİĞİ
KUMÇELTİĞİ, TOLUNTİĞİN, KUŞLASTİĞİ, BİTTİĞİCİK
TİĞSİRMEK, SÖZBİTİĞİ, TİĞDİRMEK
ÇİFTİĞNE, ÇİLTİĞEN, ELBETİĞİ, TİĞTEBER, İSTİĞFAR, İSTİĞRAK
İSTİĞNA, BİTTİĞİ, TİĞİNLİ, KÜRTİĞİ, KETİĞEN, BİRTİĞİ
TİĞMEK, BİTTİĞ
TİĞİN
TİĞİ
TİĞ
TİĞ
Parça, lokma, dilim (genellikle et, ekmek, peynir ve benzerleri için).
GEREKTİĞİNDE
Ödek üzerinde bulunan ve gerektiği zaman kimin tarafından ödeme yapılacağını ya da borçlanımı bildiren deyim.
TOLUNTİĞİN
Ayon on dördü gibi güzel olan hükümdar.
ELBETİĞİ
Herhangi bir donanım ya da yazılım dizgesinin kullanımı sırasında kullanıcının duraksamalarını gidermek üzere başvurabileceği biçimde düzenlenmiş belgeleme öğesi.
TİĞDİRMEK
1.Suyu ince ve dar yerden fışkırtarak akıtmak. 2.Fışkırtarak işemek (erkek için). Suyu ince ve dar yerden fışkırtarak akıtmak. Fışkırtarak, kavis çizerek işemek. Saldırtmak, baş belası etmek.
KUŞLASTİĞİ
Sapan. (Uluköy Taşova Amasya).
ÇİFTİĞNE
Bir nakış türü. (Yassıören Senirkent Isparta).
ÇALIÇİTTİĞİ
Çalı kuşu.
KUMÇELTİĞİ
Çorum şehrinde, Seydim nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
İSTİĞFAR
Tanrı'dan suçlarının bağışlanmasını dileme. Tövbe etme.
SÖZBİTİĞİ
Sözlük.
TİĞTEBER
Yanında para ya da eşya olmama durumu : Tiğteber yola çıktım.
TİĞSİRMEK
Aksırmak. Bitki yeşermek, uyanmak. Aksırmak, hapşırmak.
BİTTİĞİCİK
Bir parça, azıcık, biraz.
ÇİLTİĞEN
Abadan yapılmış geniş şalvar.
İSTİĞRAK
Dalınç.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
BAŞKONAKÇI
Asalağın en iyi geliştiği, dolayısıyla en çok yararlandığı ve yaşamaktan hoşlandığı konakçı.
AKI
Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.
BALDIRANLIK
Baldıranın çokça yetiştiği yer.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
BAYRAK
Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak. Atletizmdeki bayrak yarışında dört sporcunun elden ele geçirdiği kısa, yuvarlak sopa. Simge, sembol. Öncü. Baklagilllerde diğerlerinden daha üstte bulunan, daha büyük olan ve çoğunlukla başka bir renkte ve yuvarlakça olan taç yaprağı. Gerektiğinde indirilip kaldırılan, açılıp kapatılan kol.
BATAK
Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
BARIŞ
Barışma işi. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar.
BAZ
Temel. Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
ALVEOL
Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
AMBERBU
Hindistan'da, İran'da yetişen, piştiğinde güzel bir koku veren, iri ve uzun taneli bir pirinç türü.
ARİTMETİK
Matematiğin, konusu sayılar, bunların özellikleri ve işlemler olan kolu, hesap. Matematikle ilgili.
AYSAR
Ayın etkisiyle huyunun değiştiği sanılan (kimse). Değişken huylu, kararsız (kimse).
ARTIMLI
Pişince şiştiği için miktarı artmış gibi görünen, artağan. Çoğalma özelliği olan.
ARENA
Boğa güreşi, yarış, oyun vb. gösteriler yapılmış olan alan. Siyasi çekişmelerin geçtiği yer.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.