Kelimeler arşivinde; içinde "tij" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tij bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tij ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tij olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ANTİJENİSİTE
ANTİJENİTE, OTOANTİJEN
ANTİJENİK
ANTİJEN, PRESTİJ
TİJİK
TİJ
TİJ
Keskin : Bıçak çok tijdir elini kesme. Yağ, peynir ve benzerleri şeyler kötü olmak, tadı bozulmak : Yağ tij olmuş, yenmez.
ANTİJEN
Vücuda girişi kendisine karşı antikor oluşmasına sebep olan protein yapısında madde.
OTOANTİJEN
Vücudun otoantikor oluşmasını uyarma niteliği taşıyan herhangi bir normal yapı ögesi, otoantikor oluşmasına neden olan doku antijeni. Normal olarak dokularda bulunan, otoimmün hastalıklarda hücresel ve humoral aracılı yangısal reaksiyonların hedefi olan ve otoantikor oluşmasına neden olan doku antijeni, öz antijen.
ANTİJENİSİTE
Antijenite.
PRESTİJ
Saygınlık.
ANTİJENİTE
Vücuda giren antijenin kendisine karjı antikor oluşturma yeteneği, bu yeteneğin derecesi, antijenisite, immünojenisite. Bir antijenin antikoruyla bağlanabilme yeteneği.
TİJİK
Sivri doruk.
ANTİJENİK
Antijen özelliklerine sahip, antijen özellikleri taşıyan.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİJ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATOPİ
Bazı kişilerin genetik mekanizmalara bağlı olarak alerjik reaksiyonlara karşı hassas olması. Sık kalınan çevresel antijenlere karşı aşırı IgE üretimi ve değişmiş özgün olmayan reaktivite sonucu oluşan kalıtsal yatkınlık. Bu yatkınlık sonucu, deri ve mukoza alerjik burun yangısı, bronşiyal astım ve deri yangısı gibi alerjik reaksiyonlar görülür. Atopik köpek, kedi ve atlarda başlıca hedef organ deridir. Sığırlarda alerjik burun yangısı görülür.
İMMÜNOASSAY
Radyoimmünoassay, enzim immünoassay ve fluoroimmünoassayı kapsayan antijen veya hapten ve homolog antikorlar arasında son derece özgün bağlayıcılar kullanarak kimyasal maddelerin miktar saptanması için çeşitli yöntemlerden herhangi biri.
HEMAGLÜTİNASYON
Eritrositlerin çöktürülmesi. Kimi bakteriler veya virüslerin yüzeylerinde bulunan hemaglütinin proteinleri sayesinde, bu mikroorganizmaların uygun alyuvar hücreleri yüzeyine bağlanması ve alyuvarları çöktürmesi. Yanlış kan aktarımlarında antikorların alyuvar yüzeyindeki antijenlere bağlanması sonucu alyuvarların bir araya toplanarak kümeler oluşturması gibi alyuvar kümeleşmesine verilen ad.
DERMATOJEN
Histogen kuramına göre, kök ve gövde uçlarında yer alan ve daha sonra epidermisi veren doku. Kök ve gövde uçlarında yer alan ve daha sonra epidermisi veren doku. Herhangi bir deri hastalığı antijeni.
ANTİKOR
Vücuda giren antijenlere karşı oluşan bağışıklık proteini.
FAB
Antijen bağlayan parça.
ELISA
Belli bir enzimle işaretlenmiş test maddesi olan antijen veya antikor kullanılarak spesifik antijen veya antikoru belirleme amacıyla uygulanan, çok duyarlı bir laboratuvar yöntemi.
AGLUTİNOJEN
Aglutinin meydana getiren herhangi bir madde. Serumda, kendine karşı antikor oluşmasına neden olan, bakteri niteliğinde antijen.
IGM
İnsan serum immünoglobulinlerinin %5'ini oluşturan, 19 S çökelme kat sayısına sahip, pentamerler hâlinde bulunan, 950000 molekül ağırlığına sahip, %12 oranında karbohidrat içeren, antijene karşı cevap olarak ilk üretilen, esas olarak kan plâzmasında bulunan bir immunoglobulin. İmmünoglobulin M.
ANERJİ
Özgül immünolojik tolerans. Antijene cevap yeteneğinin geri dönüşlü olarak kaybolması.
ANTİSERUM
Bağışık serum. Bağışıklıktan sonra elde edilen ve özel antikorlar kapsayan serum. Patojen etkenler veya ürünlerine karşı doğal veya yapay yolla oluşturulmuş antikorları içeren serum. Özgün antijene maruz bırakılan hayvandan elde edilen, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve tanısında kullanılan, antikor içeren serum.
CEA
Karsinoembriyonik antijen.
AVİDİTE
Antikorların antijenlerle birleşme yeteneği ve bu yeteneğin derecesi. Antikor ve kompleks bir antijen arasındaki bağlanma kuvveti.
AGLUTİNİN
Birikişmeye sebep olan organik bir madde veya özel bir antikor. Kendisinin yapımını veya uyarımını sağlayan antijenle birleşerek onların kümeleşmesine neden olan bağışıklık maddesi, aglutinasyonu sağlayan antikor, aglutinant.
HAPTEN
Protein gibi antijenik bir madde ile birleşerek bağışıklık cevabı uyandıran, genellikle molekül ağırlığı 8000'den küçük olan antijenler. Tek başına immünojenik olmayan fakat antikorlarla reaksiyona girebilme yeteneğinde olan küçük molekül ağırlığında antijenler. Taşıyıcı bir proteine bağlandıktan sonra bağışık cevabı uyarabilen ancak tek başına immünojenik olmayan fakat antikorlarla reaksiyona girebilme yeteneğinde olan küçük molekül ağırlıkta antijenler.
EPİTOP
İmmünojen belirleyici. Antijenik determinant.
BAĞIŞIKLAMA
Bağışık hale getirme. Bağışıklanma, hastalığa karşı bağışıklık kazanma. Bağışıklık kazandırma amacıyla vücuda antijen veya antikor verme, bağışık yapma, immünizasyon. Aşılama.
AFFİNİTE
İki kimyasal madde arasındaki karşılıklı çekicilik, eğilim, meyil. Antijen ve antikor arasındaki bağlanma gücü. Karşılıklı etkileşme değeri göz önüne alındığında, iki molekül arasındaki bağlanma gücü. İki kimyasal madde veya ilaç-almaç arasındaki çekicilik. İlgi, eğilim, cazibe, meyil.
FİMBRİYA
Bakteri yüzeyinden dışarı doğru uzanan proteinden oluşmuş ince, kısa, saçak biçimindeki uzantılar, pilus. Saçak, püskül, uç. Belli bakterilerde bulunan küçük iplik tarzında sitoplazmik ekletilerden biri, pilus. Bakteri yüzeyinin antijenik özellikleriyle ve bakteri kolonizasyonuyla ilişkilidir.
SAYGINLIK
Saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu, itibar, prestij.