Kelimeler arşivinde; içinde "tih" olan, toplam 84 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tih bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tih ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tih olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KIYMETİHARBİYE, ANTİHİSTAMİNİK
ANTİHEMOLİTİK, ANTİHELMİNTİK, MEDARIİFTİHAR, ANTİHEMORAJİK, İSTİHKAMCILIK, İLTİHAPLANMAK
ANTİHİJYENİK, İTTİHATÇILIK, ANTİHİPNOTİK, İLTİHAPLANMA, HEYHMETİHUDA
İSTİHBARAT, ANTİHELİKS, ANTİHORMON, İSTİHZASIZ, İSTİHKAMCI, İLTİHAPSIZ
İNTİHABAT, EDELETTİH, İTİHLEMEK, FETİHNAME, İSTİHZALI, İTTİHATÇI, İLTİHAPLI
İSTİHSAL, BİZATİHİ, İSTİHZAR, İLTİHABİ, İSTİHLAF, FATİHANE, TİHİLMEK, İSTİHLAK, İSTİHKAM, FATİHLER, İSTİHALE, İSTİHARE, İSTİHBAR, İSTİHDAF, İSTİHDAM, İSTİHFAF, İSTİHKAK, İSTİHKAR, İSTİHRAÇ
İTTİHAZ, İCTİHAD, İNTİHAB, TİHLEME, İNTİHAM, İTTİHAT, İÇTİHAT, İFTİHAR, İLTİHAK, İLTİHAP, İMTİHAN, İNTİHAL, İNTİHAP, İNTİHAR, İRTİHAL, İSTİHZA, İŞTİHAR
FİLTİH, ÇISTİH, ÇILTİH, İNTİHA, TİHNİK, TİHMEK, İŞTİHA, TEFTİH, TİHMAK, FATİHA
YETİH, EMTİH, FATİH, METİH, KİTİH, FETİH, CETİH, ÇETİH, HATİH
TİHA, İTİH
TİH
TİH
Çürük üzüm taneleri : Tih pekmezi. Usanma, bıkma bildirir ünlem. Pişmanlık bildirir ünlem.
İLTİHAPLANMA
Yangılanma.
KIYMETİHARBİYE
Geçerlilik, değer, önem.
İSTİHKAMCILIK
İstihkâmcının yaptığı iş.
ANTİHEMORAJİK
Kanama dindirici.
ANTİHELİKS
Karşı kıvrım.
ANTİHELMİNTİK
Bağırsak solucanlarını düşürücü veya öldürücü ilaç, anthelmintik.
ANTİHİSTAMİNİK
Histaminin etkilerini azaltıcı veya ortadan kaldırıcı.
ANTİHİPNOTİK
Uykuyu meneden, uyku kaçıran, uykuyu azaltan.
ANTİHİJYENİK
Sağlık kurallarına aykırı olan.
HEYHMETİHUDA
Arapça kökenli Far. hikmet-i Hudâ: Allahtan.
ANTİHEMOLİTİK
Hemolizi önleyen, durduran.
İSTİHBARAT
Yeni öğrenilen bilgiler, haberler, duyumlar. Bilgi toplama, haber alma.
MEDARIİFTİHAR
Övünülen, onur duyulan, iftihar edilen şey veya kimse.
İTTİHATÇILIK
İttihatçı olma durumu.
İLTİHAPLANMAK
Yangılanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TİH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DREN
Ark. Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp, akıtaç.
FARENJİT
Yutak iltihabı.
BRONŞİT
Bronşun iltihaplanmasıyla oluşan hastalık.
DERMATİT
Deride görülen her çeşit iltihaplı hastalık.
ARTROZ
Genellikle şekil bozucu, iltihapsız, süreğen eklem hastalığı.
AKNE
Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce.
AMAÇLAMAK
Bir amaca ulaşmayı istemek, istihdaf etmek.
DUYUM
Duyu. Doğruluğu kesin olarak bilinmeyen haber, istihbarat. Kişinin duyular yoluyla elde ettiği izlenim, ihsas.
ÇIKARSAMA
Bir önermeden, düşünce yoluyla bir başka önermeye geçme işi, istihraç.
BAŞKALAŞMA
Başkalaşmak işi. Oğulcuk evresinden ergin olana değin bir hayvanın geçirdiği biçim ve yapı değişimleri, istihale, metamorfoz.
APANDİSİT
Apandisin iltihaplanması.
BAŞKALAŞMAK
Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, değişmek, farklılık kazanmak. Biçim değiştirmek, istihale etmek. Kötüleşmek, bozulmak.
BAŞKALAŞIM
Bir kütlenin fiziki ve kimyasal özelliklerinin değişmesi, istihale, metamorfizm.
ALMA
Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.
AŞIRMA
Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.
AZGIN
Azmış olan, azılı. Çok yaramaz (çocuk). Çabuk iltihaplanan, yarası hemen kapanmayan (ten). Coşmuş, taşmış. Cinsel istekleri aşırı olan. Gözü hiçbir şeyden yılmayan.
DOLAMA
Dolamak işi. Tırnak etrafındaki yumuşak bölümlerin, bazen de kemiğin iltihaplanmasından ileri gelen ağrılı şiş. Çeşitli eserlerdeki barok ve rokoko üslubunda iç içe süsleme motifi. Giysilerin üstüne giyilen, önü açık bir tür üstlük. Poşu.
AŞAĞILAMA
Aşağılamak durumu, istihkar, tenzil.
AMAÇLAMA
Amaçlamak işi, istihdaf.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.