Kelimeler arşivinde; içinde "sıda" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sıda bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sıda ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sıda olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DENEHASIDA, SIDALANMAK
SIDALAMAK, SIDARASIZ
ANSIDAK, SIDALAK
ISIDAM, HASIDA, SIDALI
ASIDA, SIDAK, SIDAL, SIDAM, SIDAR
SIDA
SIDA
Öfke, hırs.
SIDAM
Sade, yalın, düz, süssüz.
HASIDA
Un, yağ ve şekerden yapılan bir çeşit tatlı. Mısır unu, pekmez, yağ ve nişasta ile yapılan bir çeşit tatlı.
SIDAR
Dayanıklı, metin.
SIDALI
Ağlayacak gibi. Biraz olmuş, yenecek gibi, ermeye yakın (meyve ve benzerleri için). Sulu.
SIDAL
Güç, kuvvet, dayanıklılık. Olgunlaşmaya, erginleşmeye başlayan. Öfkeli, sinirli.
DENEHASIDA
Nişasta ve pekmezle yapılan bir çeşit helva: Bu gece denehasıda yapacağız.
SIDALAMAK
Öfkelenmek, sinirlenmek.
ISIDAM
Hamam.
SIDALAK
Koyun kuzularken dişilik organından gelen yapışkan su. 1.Ağustos ayında yetişen, çavuş üzümünden küçük taneli bir çeşit ak üzüm. 2.Olgunlaşmaya başlayan, yumuşayan meyve. Şişman.
SIDARASIZ
1.Kılıksız, kötü giyimli. 2.İşe yaramaz.
SIDALANMAK
1.Çocuk ağlayacak olmak. 2.Öfkelenmek, sinirlenmek. 3.Üzülmek. Meyve sulanmak, olgunlaşmaya başlamak. Olgunlaşmaya başlayan meyve sulanmak. Ağlamaklı olmak.
ASIDA
Bir yemek çeşidi.
ANSIDAK
Habersiz, birdenbire, ansızın.
SIDAK
1.Yumuşayarak bozulmuş ipek kozası 2.Yumuşak, çok ergin. Yerli yersiz ağlayan, sulu gözlü.
Bu bölümde tanımı içerisinde SIDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
PİŞİRMEK
Bir besin maddesini gerektiği kadar ısıda tutarak yenebilecek veya içilebilecek bir duruma getirmek. Olgunlaştırmak. Çalışarak öğrenmek. Bunaltacak kadar ısıtmak, yakmak. Isı etkisiyle belirli bir kullanıma elverişli duruma getirmek.
YANIK
Yanmakta olan. Herhangi bir ısıdan meydana gelen doku bozukluğu. Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz. Sıkıntı veya hastalıktan iyi gelişmemiş, kavruk. Duygulu, dokunaklı, acılı, etkili. Verimsiz, kıraç duruma gelmiş olan. Yanmış olan. Rengi koyulaşmış. Bıkkın, üzüntülü, dertli.
CEPHE
Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü. Üzerinde savaşın sürdüğü bölge. Yan, yön, taraf. Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır. Belli bir düşünce, istek çevresinde sağlanan beraberlik. Yerde veya daha yükseklerde sıklık, sıcaklık bakımından iki ayrı hava yığınının karşılaştıkları yer.
GÜNEŞLENME
Güneşlenmek işi veya durumu. Yerkabuğunun güneşten gelen ışık ve ısıdan yararlanması ve bunun mevsimlere, bulunulan yere göre yıl içinde gösterdiği değişiklik.
GADOLİNYUM
Atom numarası 64, atom ağırlığı 156,9 olan, yüksek ısıda eriyen, birtakım tuzları bilinen, parlak gri renkte katı element (simgesi Gd).
PELVERDE
Domates salçası. Tatlı elmadan yapılan marmelat. Dut ve erik marmelatı. Marmelat. Erik marmelatı. Erik veya kaysıdan yapılmış marmelat.
FESLİHAN
Saksıda yetiştirilen, ballıbabagillerden yapraklan güzel kokan bir çiçek, fesleğen.
FESLİKEN
Saksıda yetiştirilen, ballıbabagillerden yapraklan güzel kokan bir çiçek, fesleğen. Fesleğen gibi kokan bir çeşit üzüm.
HAMAM
Yıkanılacak yer, yunak, ısıdam. Para karşılığında yıkanma işinin yapıldığı yer.
FESLİKAN
Saksıda yetiştirilen, ballıbabagillerden yapraklan güzel kokan bir çiçek, fesleğen.
ARKEBAKTERİLER
Monera içinde gerçek peptidoglikan yapılan olmayan ve bazı özellikleri bakımından bakterilerden ayrı bir grup olarak tanımlanan, aşırı sıcak, aşırı tuzlu ortamlarda yaşayabilen mikroorganizmalar. Hücre duvarlarında peptidoglikan katman bulunmayan ve karakteristik ribozomal RNA baz sırasıyla gerçek bakterilerden ayrılan yoğun tuz içeren sıvı ortamda, yüksek ısıda, aerob, anaerob veya fakültatif koşullarda yaşayabilen prokaryot organizmalar.
ASPİDİSTRA
Zambakgillerden, genellikle saksıda yetiştirilen, yaprakları doğrudan doğruya topraktan çıkan bir süs bitkisi.
ORTO
Yunanca düz anlamına gelen ön ek. Komşu ya da 1, 2 durumunu gösteren ön ek. Bir asit, tuz ya da esterin doğada özgürce birleşebileceği en çok suyu yapısına aldığını gösterir ön ek. Tek dönme nicem sayısı ve koşut çekirdek dönüsü koşulunu belirleyen ön ek. Komşuluğu veya 1-2 durumunu gösteren ön ek. Serbest, tuzu veya esteri şeklinde bilinen ve en çok hidrolizlenmiş asidi gösteren ön ek, ortosilisik asit gibi. Paralel spinleri gösteren ön ek. Bir asit, tuz ya da esterin doğada serbestçe birleşeceği en çok suyun yapısıda bulunduğunu gösteren ön ek.
KISI
Acı, sıkıntı: Yaratan, kısıda olanlara yardım eder.
SERAMİK
Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılmış olan vazo, çanak, çömlek vb. nesne. Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselenden yapılan.
BİTÜM
Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı, yer sakızı. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde.
FESLAN
Saksıda yetiştirilen, ballıbabagillerden yapraklan güzel kokan bir çiçek, fesleğen.
KALANDIR
Dokunmuş kumaş ve bezleri buhar altında veya belli bir ısıda silindir arasından geçirerek ütüleme, parlatma, istenilen boy ve ene göre çektirip germe.
KALAMİN
Doğada az bulunan, güç işlenen, hidratlı çinko silikat. Havada, yüksek ısıda işlenen metal parçaların yüzeyinde oluşan oksit katmanı.
HARMUTLAMAK
İki şeyi karıştırarak, ölçülü duruma getirmek, suyu ılıştırmak. Sıcak suya soğuk su katılarak kullanılacak ısıda sıcaklığını ayarlamak. Sıcak suya soğuk su karıştırarak ılıştırmak; karıştırmak; harman etmek.