SIĞA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "sığa" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. sığa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu sığa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sığa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

SIĞAZLAMAK, SIĞABİLMEK, SIĞATLAMAĞ, SIĞAŞLAMAK, SIĞAÇLAMAK

9 harfli kelimeler

SIĞABİLME, SIĞALAMAK

8 harfli kelimeler

SIĞAMSAL, SIĞANMAK

7 harfli kelimeler

SIĞALIK, SIĞAMAK, SIĞANAK, SIĞANEK, SIĞACUK

6 harfli kelimeler

SIĞALA

5 harfli kelimeler

SIĞAR, SIĞAÇ

4 harfli kelimeler

SIĞA

Bazı kelimelerin anlamları

SIĞA

Kapasite.

SIĞALAMAK

Sıvamak, kıvırmak (etek, kol, paça ve benzerleri için).

SIĞACUK

Sığca.

SIĞAMAK

Sıvamak, kıvırmak (etek, kol, paça ve benzerleri için). Okşamak. Yeni gelişmeye başlayan fidanların serpilmesi için alt sürgünlerini budamak. Yapıştırmak. Sıvamak, okşamak, dal sıvamak. Sıvazlayarak yumuşak bir nesnenin içini boşaltmak veya boşluk kalmayacak şekilde yerleştirmek. Sıvamak. Meshetmek.

SIĞAÇLAMAK

Budamak : Ağaçları sığaçladım.

SIĞALIK

Belirli nicelikte kıvıl sığası olan özel nesne.

SIĞAŞLAMAK

El içi ile bir şeyi düzler gibi yapmak, okşamak, sevmek. Elle dokunmak, okşamak.

SIĞAMSAL

Besin maddelerinin sindirim kanalı içinde ilerlemesini sağlayan (hareket).

SIĞANEK

Hızlı yağan, kısa süren yağmur, sağanak.

SIĞANMAK

Kendi kendine sıvazlanmak. Sıvanmak, kolları, bacakları sıvamak. Okşanmak.

SIĞABİLMEK

Sığma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SIĞAZLAMAK

El içi ile bir şeyi düzler gibi yapmak, okşamak, sevmek. Elle dokunmak, okşamak. Ovalamak. Sıvazlamak.

SIĞABİLME

Sığabilmek işi.

SIĞANAK

1.Köstebek yuvası. 2.Sığınak, siper. Çevik. 1.Derlitoplu. 2.Ölçüsü uygun, tam tamına : Bu adamın ne sığanak elbisesi var. Düzgün, pürüzsüz : Sığanak tahta. Kısa süre yağan yağmur, sağanak.

SIĞALA

Sarımsağın zamanla bozulması (için).

SIĞATLAMAĞ

Yumuşatmak. Elle dokunmak, okşamak.

  -   -   -  

Anlamında SIĞA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SIĞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GUGAN

Avuca sığabilecek büyüklükteki taş parçası.

BAUD

İkil /saniye olarak deyimlenen oluk sığa birimi.

ÇIKŞAĞI

Yoyo denilen oyuncak. İçine taş parçaları konulmuş yuvarlak bir çocuk oyuncağı ki sallandıkça ses çıkarır. Avuca sığacak büyüklükte yuvarlak, yassı ve çevresi derince yarılmış ağaçtan bir çocuk oyuncağıdır. Bir iki metre uzunluğunda bulunan bir ipin bir ucu yarığa bağlanır, bir ucu parmağa geçirilir. Oyuncak ileri atılıp ipin ucu geri çekildiği sırada ip yarığa sarılır ve yuvarlak tahta bu ip üzerinde hareket ederek avuca gelir. Son zamanlarda yoyo adıyla bazı yerlerde daha oynanmaya başlamıştı.

KARTMIK

Yerdeki düz kaya parçaları. Hayvan karnının kasığa yakın yerleri.

ENİYİLEME

Bir dizgenin ya da bir izlencenin, çalışma süresi, bellek sığası ve benzerleri değişkenlerle ilgili olarak verilen bir amaca göre en etkin biçimde çalışması için yapılan tasarım ve değiştirme çalışması.

KANTAR

Ağırlık sıfırken yatay duran bir kaldıraç koluna dik olarak tutturulmuş bir ibrenin sapmasıyla kütleleri tartan araç. 56,452 kilogram ağırlığında veya kırk dört okkalık bir ağırlık ve sığa birimi. Baskül. Tartılacak kütle alttaki çengele takıldığında sarmal bir yaya bağlı olan ve normal olarak sıfırı gösteren bir okun, yanlarda gösterilmiş ağırlık birimleri hizasına gelmesiyle kütle ağırlığını belirleyen bir tür tartı aleti, el kantarı.

İKİL

İkili öğe; 0 ya da 1 gibi iki damgadan oluşan bir damga takımının öğesi. En küçük veri öğesi. Veri saklama sığası birimi. Bilgi ölçü birimi. Bazı dillerde bir şeyden iki tane anlatmak üzere kullanılan gramatikal isim veya fiil şekli, ki buna GRAMATİKAL İKİL (D. grammatical) de denir. Bundan başka, iki göz gibi aslında daima iki olan şeyleri anlatan ve DOĞAL İKİL (D. naturel) adını alan şekiller vardır. Bir de, konuşma arasında bahsi geçen iki şeyi anmak için "'her ikisi" anlamına kullanılan kelimeler var ki onlara da ORUNLAMALI İKİL (D. anaphorique) denir. Bunlardan başka, birinin adı söylenince ötekinin hatırlanması tabii iki şeyi anlatmak için kullanılan ve yalnız birinin adı ile yapılan ikillere EKSİLTİLİ İKİL (D. elliptique) derler.

KAPASİTE

Bir şeyi içine alma, sığdırma sınırı, kapsama gücü, sığa. Anlama, kavrama yeteneği. Bir işletmenin üretim miktarı. Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı, sığa. Belli bir alana sığabilecek kişi veya nesne sayısı.

EVZİNMEK

Yattığı ya da oturduğu yerde sağa sola dönmek. Kabına sığamamak, rahat duramamak, gereksiz yere her tarafı karıştırmak. Telaş etmek. İçten içe kıvranmak, üzülmek. Çocuk bir yerde duramamak, yaramazlık etmek. Eziyet etmek. Eğlenmek, uğraşmak. Saçma sapan konuşmak. Ellerini yere sürüştürerek aramak. Yakınmak, söylenmek.

İNGUİNALİS

Kasığa ait, kasık bölgesiyle ilgili olan.

ILINLANIM

Bir üçlü yükselteç çevriminde üst-üşek kafes sığasının etkisini önlemek için bir dengeleyici sığaç kullanma. Elektriksel yük dengesi yitmiş olan bir dizgede dengeyi kurma.

BUTURAMAK

Yaramazlık, taşkınlık yapmak, kabına sığamamak.

GİRABİLMEK

Sığabilmek.

FARAD

Elektrik sığa birimi. Uluslararası birim dizgesinde sığa birimi; iki yaprağı arasına bir voltluk bir gerilim uygulandığı zaman 1 coulomb'luk yük alabilen bir sığacın sığası. SI, sisteminde kondansatörlerin sığa birimi. 1 kulonluk (C) yük yüklenerek 1 V'luk potansiyel farkı oluşturulmuş kondansatörün sığası 1 farad'dır. Elektrik sığası birimi; 1 kulonluk elektrik yükü verildiğinde, yüzeyleri arasında 1 voltluk gerilim farkı oluşan bir yoğunlacın sığasına denir.

DEĞERLİK

Bir öğeciğin ya da bir kökçenin öteki öğeciklerle ya da kökçelerle belirli oranlarda birleşebilirliği. Verilen bir öğeciğin ya da kökçenin hidrojen öğeciği ile birleşme oranını gösteren sayı. Bir atom ya da atom kümesinin, hidrojen atomu ya da eşdeğeriyle birleşebilmesine göre ölçülen kimyasal bağ yapabilme sığası.

GERİLİMBÖLEN

Ardışık bağlı direnç, sığaç ve inkilteçlerden oluşan ve tüm dizinin uçlarına uygulanan gerilimin küçük bir bölümünü alarak kullanmaya yarayan düzenek.

ELİCEK

İplik bükülen çıkrığın el ile tutulan yeri. El değirmenini çevirmek için el ile tutulan yer. Boyunduruğun ileri gitmemesi için kullanılan ağaç araç. Yayıkların içinde hareket ettirilen, ağaçtan yapılmış kol. Çıkrık. Bulgur çekme taşlarının arasına konulan delikli ağaç parça. Cıva gibi kabına sığamayan beş yaşına kadar çocuk. Ekin döğmekte kullanılan dirsekli deynek. (Beyceli Fatsa Ordu). Ekin biçilirken tırpanın elle tutulan kısmı. (Amasya). Çorum şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

DUNCUMAK

Kabına sığamamak, yaramazlık yapmak.

SAYFALIK

Herhangi bir sayıda sayfası olan. Herhangi bir sayıda sayfaya sığabilen.

KUCAK

Açık kollarla göğüs arasındaki bölüm, aguş. Açık kollarla göğüs arasına sığabilen miktarda olan. Herhangi bir durumun veya şeyin sınırlarının arası, iç. Ortam, ocak.