Kelimeler arşivi içinde; sonunda "sığa" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu sığa ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında sığa olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sığa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SIĞA
Kapasite.
ÖZSIĞA
Sıkı sarılmış kaplı telden bir elektrik çevriminin tüm iletken boyunca yayılan sığası.
Bu bölümde tanımı içerisinde SIĞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KANTAR
Ağırlık sıfırken yatay duran bir kaldıraç koluna dik olarak tutturulmuş bir ibrenin sapmasıyla kütleleri tartan araç. 56,452 kilogram ağırlığında veya kırk dört okkalık bir ağırlık ve sığa birimi. Baskül. Tartılacak kütle alttaki çengele takıldığında sarmal bir yaya bağlı olan ve normal olarak sıfırı gösteren bir okun, yanlarda gösterilmiş ağırlık birimleri hizasına gelmesiyle kütle ağırlığını belirleyen bir tür tartı aleti, el kantarı.
GİRABİLMEK
Sığabilmek.
FARAD
Elektrik sığa birimi. Uluslararası birim dizgesinde sığa birimi; iki yaprağı arasına bir voltluk bir gerilim uygulandığı zaman 1 coulomb'luk yük alabilen bir sığacın sığası. SI, sisteminde kondansatörlerin sığa birimi. 1 kulonluk (C) yük yüklenerek 1 V'luk potansiyel farkı oluşturulmuş kondansatörün sığası 1 farad'dır. Elektrik sığası birimi; 1 kulonluk elektrik yükü verildiğinde, yüzeyleri arasında 1 voltluk gerilim farkı oluşan bir yoğunlacın sığasına denir.
İNGUİNALİS
Kasığa ait, kasık bölgesiyle ilgili olan.
BUTURAMAK
Yaramazlık, taşkınlık yapmak, kabına sığamamak.
ELİCEK
İplik bükülen çıkrığın el ile tutulan yeri. El değirmenini çevirmek için el ile tutulan yer. Boyunduruğun ileri gitmemesi için kullanılan ağaç araç. Yayıkların içinde hareket ettirilen, ağaçtan yapılmış kol. Çıkrık. Bulgur çekme taşlarının arasına konulan delikli ağaç parça. Cıva gibi kabına sığamayan beş yaşına kadar çocuk. Ekin döğmekte kullanılan dirsekli deynek. (Beyceli Fatsa Ordu). Ekin biçilirken tırpanın elle tutulan kısmı. (Amasya). Çorum şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ENİYİLEME
Bir dizgenin ya da bir izlencenin, çalışma süresi, bellek sığası ve benzerleri değişkenlerle ilgili olarak verilen bir amaca göre en etkin biçimde çalışması için yapılan tasarım ve değiştirme çalışması.
GUGAN
Avuca sığabilecek büyüklükteki taş parçası.
DEĞERLİK
Bir öğeciğin ya da bir kökçenin öteki öğeciklerle ya da kökçelerle belirli oranlarda birleşebilirliği. Verilen bir öğeciğin ya da kökçenin hidrojen öğeciği ile birleşme oranını gösteren sayı. Bir atom ya da atom kümesinin, hidrojen atomu ya da eşdeğeriyle birleşebilmesine göre ölçülen kimyasal bağ yapabilme sığası.
ILINLANIM
Bir üçlü yükselteç çevriminde üst-üşek kafes sığasının etkisini önlemek için bir dengeleyici sığaç kullanma. Elektriksel yük dengesi yitmiş olan bir dizgede dengeyi kurma.
ÇIKŞAĞI
Yoyo denilen oyuncak. İçine taş parçaları konulmuş yuvarlak bir çocuk oyuncağı ki sallandıkça ses çıkarır. Avuca sığacak büyüklükte yuvarlak, yassı ve çevresi derince yarılmış ağaçtan bir çocuk oyuncağıdır. Bir iki metre uzunluğunda bulunan bir ipin bir ucu yarığa bağlanır, bir ucu parmağa geçirilir. Oyuncak ileri atılıp ipin ucu geri çekildiği sırada ip yarığa sarılır ve yuvarlak tahta bu ip üzerinde hareket ederek avuca gelir. Son zamanlarda yoyo adıyla bazı yerlerde daha oynanmaya başlamıştı.
BAUD
İkil /saniye olarak deyimlenen oluk sığa birimi.
SAYFALIK
Herhangi bir sayıda sayfası olan. Herhangi bir sayıda sayfaya sığabilen.
KUCAK
Açık kollarla göğüs arasındaki bölüm, aguş. Açık kollarla göğüs arasına sığabilen miktarda olan. Herhangi bir durumun veya şeyin sınırlarının arası, iç. Ortam, ocak.
EVZİNMEK
Yattığı ya da oturduğu yerde sağa sola dönmek. Kabına sığamamak, rahat duramamak, gereksiz yere her tarafı karıştırmak. Telaş etmek. İçten içe kıvranmak, üzülmek. Çocuk bir yerde duramamak, yaramazlık etmek. Eziyet etmek. Eğlenmek, uğraşmak. Saçma sapan konuşmak. Ellerini yere sürüştürerek aramak. Yakınmak, söylenmek.
DUNCUMAK
Kabına sığamamak, yaramazlık yapmak.
GERİLİMBÖLEN
Ardışık bağlı direnç, sığaç ve inkilteçlerden oluşan ve tüm dizinin uçlarına uygulanan gerilimin küçük bir bölümünü alarak kullanmaya yarayan düzenek.
KAPASİTE
Bir şeyi içine alma, sığdırma sınırı, kapsama gücü, sığa. Anlama, kavrama yeteneği. Bir işletmenin üretim miktarı. Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı, sığa. Belli bir alana sığabilecek kişi veya nesne sayısı.
İKİL
İkili öğe; 0 ya da 1 gibi iki damgadan oluşan bir damga takımının öğesi. En küçük veri öğesi. Veri saklama sığası birimi. Bilgi ölçü birimi. Bazı dillerde bir şeyden iki tane anlatmak üzere kullanılan gramatikal isim veya fiil şekli, ki buna GRAMATİKAL İKİL (D. grammatical) de denir. Bundan başka, iki göz gibi aslında daima iki olan şeyleri anlatan ve DOĞAL İKİL (D. naturel) adını alan şekiller vardır. Bir de, konuşma arasında bahsi geçen iki şeyi anmak için "'her ikisi" anlamına kullanılan kelimeler var ki onlara da ORUNLAMALI İKİL (D. anaphorique) denir. Bunlardan başka, birinin adı söylenince ötekinin hatırlanması tabii iki şeyi anlatmak için kullanılan ve yalnız birinin adı ile yapılan ikillere EKSİLTİLİ İKİL (D. elliptique) derler.
KARTMIK
Yerdeki düz kaya parçaları. Hayvan karnının kasığa yakın yerleri.