Kelimeler arşivinde; içinde "para" olan, toplam 299 tane kelime bulunuyor. İçerisinde para bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu para ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında para olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PARAMİKSOVİRÜSLER
PARALELLEŞTİRMEK, FARENGOPARALİZİS, HİPERPARAZİTİZİM, PARANOPLOCEPHALA, PARAPOKSVİRÜSLER, PARATİROİDEKTOMİ
İMPARATORİÇELİK, PARALELLEŞTİRME, EKTOPARAZİTİSİT, HİPERPARAZİTİZM, PARALELOSTERİZM, PARAMFİSTOMOZİS, PARASPORANGİYUM, PARAVİTAMİNOZİS, PARAZİTOTROPİZM, PROKTOPARALİZİS
PARAMETRELEMEK, PARAPSİKOLOJİK, PARATÜBERKÜLOZ, HİPERPARAZİTİK, PARAFİLARYOZİS, PARAMANYETİZMA, PARAMONOSTOMUM, PARAMPHİSTOMUM, PARANEOPLASTİK, PARAPROTEİNEMİ, PARAZİTİZASYON, PARAZİTOLOJİST, PARAZİTOTROPİK, POLİPARAZİTİZM, PSÖDOPARAFİLYA, PSÖDOPARALİZİS, SENSOPARALİZİS
PARAMETRELEME, PARAPSİKOLOJİ, PARAZİTLENMEK, PARAZİTOLOJİK, ANTİPARALİTİK, ANTİPARAZİTER, ANTİPARAZİTİK, HEMİPARALİZİS, PARACHORDODES, PARAGANGLİYON, PARAGONİMOZİS, PARAKERATOZİS, PARAKIRMIZISI, PARAMETORCHİS, PARATERAPOTİK, PARATİDEKTOMİ, PARATİROİDİZM, PARATİROİTİZM, PARAZİTİSİDAL, PARAZİTOJENİK, PARAZİTOTROPİ, SİMPARASİTİZM, ZIMPARALANMAK
ANTRPARANTEZ, İMPARATORİÇE, İMPARATORLUK, KULAMPARALIK, PARALELKENAR, PARASEMPATİK, PARAŞÜTÇÜLÜK, PARAZİTLENME, PARAZİTOLOJİ, ZIMPARALANMA, DEMİRKOPARAN, HİPERPARAZİT, KOPARABİLMEK, KSENOPARAZİT, METROPARALİZ, MİKROPARAZİT, PARAHİDROJEN, PARALEKTOTİP, PARAMANYETİK, PARAMERCİMEK, PARAMETADİON, PARAMETRİTİS, PARAMETRİYUM, PARANTHROPUS, PARASALCILIK, PARASALLAŞMA, PARASENTEZİS, PARASFENOYİT, PARASİMBİYUM, PARATRİKİYAL, Devamını Oku »»
CANSİPARANE, PARAFELEMEK, PARAMETRELİ, ANTİPARAZİT, BİPARAZİTİK, ÇALIKOPARAN, KOPARABİLME, NÖROPARALİZ, PARAFİMOZİS, PARAGLOSSUM, PARAGONİMUS, PARAGORDİUS, PARAKORTEKS, PARAMFİSTOM, PARAMORFİZM, PARANÜKLEER, PARAOVARYAN, PARASETAMOL, PARASİTİSİT, PARATHORMON, PARAZİTİFER, PARAZİTİSİT, PARAZİTOLOG, PARAZİTOZİS, PREPARASYON, PROPARAKAİN, TAPARALAMAK, ZIMPARALAMA
BARPARALEL, PARABELLUM, PARABOLOİT, PARADOKSAL, PARAFELEME, PARAFİNSİZ, PARAFLAMAK, PARAGUAYLI, PARALANMAK, PARALATMAK, PARALELİZM, PARALELLİK, PARALOJİZM, PARAMETRİK, PARAMPARÇA, PARASIZLIK, PARAZİTLİK, PARAZİTSİZ, TOZKOPARAN, TRANSPARAN, ZAMPARALIK, ÇAPARAZLUH, EKOPARAZİT, KAZKOPARAN, KOMPARATİF, PARAHANIUR, PARAKANTOM, PARAKETACI, PARALBUMİN, PARALELİST, Devamını Oku »»
ASPARAGAS, İMPARATOR, KULAMPARA, PARABOLİK, PARACILIK, PARADİGMA, PARAFİNLİ, PARAFLAMA, PARALAMAK, PARALANMA, PARALATMA, PARALOJİK, PARAMETRE, PARANKİMA, PARANOYAK, PARAŞÜTÇÜ, PARAŞÜTLÜ, PARATONER, PARAZİTLİ, ANAPARACI, APPARATUS, ÇALPARACI, ÇALPARALI, ÇANAKPARA, KOPARATİF, PARABASİS, PARAGÖZLÜ, PARAKENDE, PARALAMAH, PARALİTİK, Devamını Oku »»
PARADOKS, PARAFAZİ, PARAGRAF, PARALAKS, PARALAMA, PARALICA, PARALİZİ, PARANOYA, PARANTEZ, PARAVANA, PREPARAT, APARATİF, BAŞPARAH, KURUPARA, OPARATOR, PAPARAZİ, PARABASE, PARADİZM, PARAFİLİ, PARAKAMI, PARAKETA, PARAKETE, PARAKRİN, PARAMANA, PARANKİM, PARANOİT, PARAPARA, PARAPENT, PARASPOR
ANAPARA, ÇALPARA, KOPARAN, PARABOL, PARAÇOL, PARAFİN, PARAGÖZ, PARALEL, PARAPET, PARASAL, PARASIZ, PARAŞÜT, PARAVAN, PARAZİT, ZAMPARA, ZIMPARA, ALAPARA, APARARE, CANPARA, ÇAĞPARA, ÇAMPARA, ÇANPARA, ÇAPARAZ, HAMPARA, KESPARA, KOPARAL, NALPARA, PAMPARA, PARABEN, PARADOS, Devamını Oku »»
PAPARA, PARACA, PARACI, PARADİ, PARALI, SUPARA, APARAT, ÇAPARA, KAPARA, KOPARA, LAPARA, PARANA, PARASA, SIPARA, ŞUPARA
PARAF, PARAĞ, PARAH, PARAK, PARAN
PARA
PARA
Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri. Kazanç.
PARAMİKSOVİRÜSLER
Sığır vebası, küçük ruminant vebası, köpek gençlik hastalığı virüsleri gibi yapılarında negatif anlamlı ve yaklaşık 15-16 kb uzunlukta tek zincirli RNA genomu bulunduran, zarflı ve 150 nm büyüklükte virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Paramyxoviridae.
FARENGOPARALİZİS
Yutak felci.
HİPERPARAZİTİZM
Paraziter bir organizmanın diğer bir parazite konaklık yapması. Yani parazitin paraziti olması durumu. Hiperparazitlerin neden olduğu enfestasyon.
PARAPOKSVİRÜSLER
Poxviridae ailesinde bulunan bir virüs cinsi.
PARAMFİSTOMOZİS
Geviş getiren hayvanlarda Paramphistomum cinsi Digenea'ların neden olduğu önemli bir sindirim sistemi enfeksiyonu, amfistomozis. En patojenik türler Paramphistomum microbothrium, P. ichikawai, P. cervi, Cotylophoron cotylophoron, çeşitli Gastrothylax türleri, Fishoederius ve Calicophoron cinsine bağlı türlerdir.
PARANOPLOCEPHALA
Anoplocephalidae ailesinde bulunan sestod cinsi.
PARASPORANGİYUM
Parasporlar kapsayan sporangiyum. Parasporlar kapsayan sporangium.
PARALELLEŞTİRME
Koşutlaştırma.
HİPERPARAZİTİZİM
Bir parazitin diğer bir parazit içinde veya üzerinde yaşaması durumu.
İMPARATORİÇELİK
İmparatoriçe olma durumu.
PARALELLEŞTİRMEK
Koşutlaştırmak.
EKTOPARAZİTİSİT
Ektoparazitleri yıkımlayan ajanlar.
PARALELOSTERİZM
Aynı yapıdaki gruplar arasındaki ilişki ve bunların kimyasal bileşimleri veya fiziksel özellikleri.
PARAVİTAMİNOZİS
Eksik belirtili vitamin eksikliği.
PARATİROİDEKTOMİ
Paratiroit bezlerinin ameliyatla çıkartılması.
Bu bölümde tanımı içerisinde PARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AKÇELİ
Paraya bağlı, parayla ilgili, mali.
ALMA
Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.
ALACAK
Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı. Alınması gerekli şey.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ALINDI
Para vb. bir şeyin teslim alındığını gösteren belge, makbuz.
AKÇE
Küçük gümüş para. Her tür madenî para, akça.
AMATÖR
Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AHZÜKABZ
Kendine mal etme. Para tahsili yapmaya yetkili olma.
AKÇASAL
Parasal.
AKTARMALI
Aktarma gerektiren. Aktarma yaparak.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
ALKAN
Doymuş alifatik hidrokarbonların genel adı, parafin.
AKIŞKANLIK
Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ALPYILDIZI
Dağların çok yüksek yamaçlarında yetişen bir çiçek (Paradisia liliastrum).