Kelimeler arşivinde; içinde "mum" olan, toplam 92 tane kelime bulunuyor. İçerisinde mum bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu mum ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında mum olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PSEUDAMPHİSTOMUM
OESOPHAGOSTOMUM
MÜDDEİUMUMİLİK, MENAFİİUMUMİYE, MUMURGANBÖCEĞİ, PARAMONOSTOMUM, PARAMPHİSTOMUM
MUMCUÇİFTLİĞİ, EFKARIUMUMİYE, MUMUMSULANMAK
PLATYNOSOMUM, ANCYLOSTOMUM, SCHİSTOSOMUM, CYATHOSTOMUM, MUMİFİKASYON, GNATHOSTOMUM
DİPLOSTOMUM, AMİDOSTOMUM, MUMYALANMAK, MÜDDEİUMUMİ, MUMYALATMAK
KİBEMUMBAR, MUMYALAŞMA, MUMYALATMA, MUMYALAMAK, MUMYALANMA, BUNOSTOMUM, ŞİSTOZOMUM, UMUMİYETLE
MUMCUOĞLU, MUMCİLASI, DEREMUMLU, GELİNMUMU, MUMBOYASI, MUMBULLUK, MUMSEKİSİ, MUMYALAMA, MUMUTATLI, MUMLAYICI, MUMLAŞMAK, MUMLANMAK, MUMAİLEYH
MUMCUKÖY, UMUMHANA, PİREMUMU, MUMCULAR, MUMCULUK, ALELUMUM, MUMDİREK, MUMLIĞAN, MUMLUBİT, MUMURGAN, MUMURHAN, ELELUMUM, CİLAMUMU, MUMSÖNDÜ, MAKSİMUM, UMUMHANE, MUMLAŞMA, UMUMİYET, MUMLAMAK, MUMLANMA
MUMLAMA, OPTİMUM, MUMUZAK, MUMURAN, MUMHANE, MİNİMUM, UMUMANE, BİLUMUM, MUMUHAN, BALMUMU, MUMGÜCÜ
UMUMAK, MUMBAR, MAĞMUM, MUMUDA, MUMLUK, MUMENİ, MUMREK, AGAMUM
MUMNU, MUMER, MUMCU, UMUMİ, MUMLU, MUMUÇ, MUMYA, MUMUL
EMUM, UMUM
MUM
MUM
Bir fitilin etrafına erimiş bal mumu, içyağı, stearik asit veya parafin dökülerek genellikle silindir biçiminde dondurulan ince, uzun aydınlatma aracı. Bal mumu. Işık şiddeti birimi, kandela. Bazı böcekler ve bitkiler tarafından salgılanan, böceklerin deri ve tüylerini, bitkilerin yüzeyini kaplayarak koruyucu görev yapan, içinde serbest yağ asitleri, alkoller ve doymuş hidrokarbonlar bulunan esterler.
PARAMPHİSTOMUM
Rumen kelebeği.
MUMCUÇİFTLİĞİ
Sivas şehrinde, Yıldızeli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
MÜDDEİUMUMİLİK
Savcılık.
MUMURGANBÖCEĞİ
Tespihböceği.
MUMİFİKASYON
Dölüt mumyalaşması.
SCHİSTOSOMUM
Kan kelebekleri.
MUMUMSULANMAK
Mumlaşmak.
OESOPHAGOSTOMUM
Nodüler solucan.
PLATYNOSOMUM
Dicrocoeliidae ailesinde bulunan digenetik trematod cinsi.
PARAMONOSTOMUM
Trematodların bir cinsi.
PSEUDAMPHİSTOMUM
Opisthorchiidae ailesinde bulunan Pseudoamphistomum olarak da adlandırılan trematod cinsi.
CYATHOSTOMUM
Strongylidae ailesinde bulunan tek tırnaklılarda kolon ve sekuma yerleşerek kalın bağırsak enfeksiyonuna neden olan strongilid nematod cinsi.
ANCYLOSTOMUM
Ancylostoma cinsinin eski adı.
MENAFİİUMUMİYE
Kamu yararı.
EFKARIUMUMİYE
Kamuoyu.
Bu bölümde tanımı içerisinde MUM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASGARİ
En az, en aşağı, en düşük, en alt, minimal, minimum. Minimum.
AZAMİ
En çok, en üst, en büyük, en yüksek (derece, nicelik), maksimum, maksimal. Maksimum.
FİTİL
Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
İSPERMEÇET
Balinalardan ve özellikle ispermeçet balinasının başından çıkarılan, mum yapımı ve kozmetik sanayisinde kullanılan beyaz bir madde.
BALIKNEFESİ
Balinagillerin başından çıkarılan ve kozmetik maddeler ve süslü mumlar yapımında kullanılan bir yağ.
KAMUOYU
Bir konuyla ilgili halkın genel düşüncesi, halkoyu, amme efkârı, efkârıumumiye.
GAMLI
Kaygılı, tasalı, sıkıntısı, üzüntüsü olan, mağmum. Sıkıntı veya üzüntü veren.
GENELEV
Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.
FESLEĞEN
Ballıbabagillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları güzel kokulu, beyaz veya pembe çiçekli, bir yıllık ve otsu bir süs bitkisi, reyhan (Ocimum basilicum).
DİMDİK
Çok dik, mum direk. Sıkıntıları karşılayacak durumda olan, baş eğmeyen, metin. Dikkatli, ısrarlı (bakış). Kaskatı, çok sertleşmiş olarak. Sağlıklı, zinde. Sağa sola sapmadan, dosdoğru. Çok dik bir biçimde.
KAKULE
Zencefilgillerden, sıcak iklimlerde yetişen güzel kokulu bir bitki (Elettaria cardamomum). Bu bitkinin bahar olarak kullanılan tohumu.
FANUS
Süslü, ayaklı fener. Genellikle silindir biçiminde olan mum, gaz lambası vb. aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak rüzgârdan koruyan cam. Saat, mikroskop vb. araçları tozdan korumak için üzerlerine kapatılan, yarım küre biçiminde cam kap.
GENELKURMAY
Yurdun savunmasıyla ilgili bütün şart ve olayları göz önünde tutarak barışta ordunun eğitim ve donatımını, savaşta yüksek yönetimini düzenleyen makam, erkânıharbiyeiumumiye.
ARI
Temiz. Günahsız. Zar kanatlılardan, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan böcek (Apis mellifica). Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf, halis.
FOSFOR
Atom numarası 15, atom ağırlığı 30,97, yoğunluğu 1,83 olan, yarı saydam, bal mumu kıvamında, karanlıkta ışıldayan, sarımsak kokulu, zehirli bir element (simgesi P).
GENEL
Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.
GENELLİK
Genel olma durumu, yaygınlık, umumiyet, umumilik. Genel düşüncenin ya da kavramın özelliği.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
GENELLİKLE
Genel olarak, büyük bir çoğunlukla, çoğu kez, çoğun, çoğunlukla, çoklukla, ekseri, ekseriya, ekseriyetle, umumiyetle.
DİPLOMAT
Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse. İlişkilerinde kurnaz, becerikli olan. Teksir yapmak için kullanılan bir mumlu kâğıt türü.