Kelimeler arşivinde; içinde "lut" olan, toplam 126 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lut bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu lut ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lut olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AMİNOGLUTETİMİT, BULUTLANABİLMEK, BULUTLANIVERMEK
BULUTLANABİLME, BULUTLANIVERME
AGLUTİNOJENİK, GLUTARALDEHİD, HATİPOĞLUTOLU
BOYNUZLUTEKE, AGLUTİNASYON, GLUTATYONEMİ, GLUTATYONÜRİ, KUYULUTATLAR, TOPUKLUTİKEN, YAVRULUTAVUK, YELKENBULUTU
BULUTLANMAK, BULUTSUZLUK, AGLUTİNATİF, AGLUTİNOJEN, KONGLUTİNİN, KURUTLUTEPE, LUTEOSİKRİN, TURLUTOMBAK
AGLUTİNANT, AGLUTİNOİT, ALUTALAMAK, BULUTÇEKER, BULUTÇEŞME, BULUTLAMAK, BULUTLANMA, BULUTLULUK, BULUTPINAR, BULUTTEKİN, GAZBULUTSU, GLUTAMİNAZ, KOLLUTUVAR, KONVOLUTUS, KUMLUTARLA, MUTLUTEKİN, PAMUKBULUT, PULLUTARLA, TOPLUTERİM, TULUTOMBAK
AGLUTİNİN, AGLUTİNUM, BULUTOĞLU, BUZLUTEPE, DOLUTEKNE, GARABULUT, GLUTATYON, KARABULUT, KÜMEBULUT, LUTZOMYİA, PLUTONYUM, YELBULUTU, ZOĞLUTMAK
BULUTÇUK, BULUTSUZ, SOLUTMAK, TASALLUT, BANGULUT, BOZBULUT, DOLUTEPE, GLUTAMAT, GLUTAMİN, GLUTENİN, GÖKBULUT, LUTESYUM, LUTROPİN, MEVLUTLU, OTLUTEPE, PANGULUT, SOLUTGAN, TÜYBULUT, ULUTEKİN
BULUTLU, BULUTSU, SOLUTMA, ULUTMAK, AKBULUT, AKKULUT, BULUTAY, DOLUTAŞ, GLUTEUS, LUTHİER, LUTHİTE, LUTİLİK, SALUTRİ, SULUTAŞ, SULUTKA, ULUTEPE, ULUTÜRK, VOLUTİN
MAHLUT, MEVLUT, ULUTMA, ABULUT, ALUTÇA, BULUTU, GLUTEN, LUTEOL, LUTİYE, LUTOİT, TUĞLUT, ULUTAN, ULUTAŞ, ULUTAY, VOLUTE
BULUT, VELUT, ALUTA, BOLUT, GOLUT, GULUT, HALUT, KOLUT, LUTEO, LUTİT, PALUT, PELUT
LUTİ, LUTR, LUTA, LUTE
LUT
LUT
Ürdün ve İsrail arasındaki büyük bir gölün adı. Hz. İbrahim'in yeğeni olan peygamberin adı.
BULUTLANABİLMEK
Bulutlanma olasılığı bulunmak.
BULUTLANIVERMEK
Ansızın veya çabucak bulutlanmak.
AGLUTİNOJENİK
Aglutinojene ait.
GLUTATYONÜRİ
İdrarda fazla miktarda glutatyonun bulunması. Gama-glutamil transpeptidaz eksikliği.
BULUTLANABİLME
Bulutlanabilmek işi.
GLUTARALDEHİD
Proteinlerin amino gruplarını ve DNA bazlarını alkilleyerek onların yapı ve işlevini bozarak hücre üzerinde zehirli etki oluşturan geniş spektrumlu bir jermisit.
AGLUTİNASYON
Bir sıvı içerisinde dağılmış olan maddelerin bir araya gelerek küme oluşturmaları. Özellikle bakteriler, kırmızı kan hücreleri ve protozoonların kendiliğinden veya belirli bir antikorla veya bir ajanla karşılaşmasından sonra bir arada yığınlar meydana getirmesi.
YAVRULUTAVUK
Yerlere çukur kazarak, topla oynanan bir çocuk oyunu.
AMİNOGLUTETİMİT
Kolesterolün 20-hidroksikolesterole çevrilmesini önleyerek tüm steroit hormonların sentezlenmesini durduran ilaç.
KUYULUTATLAR
Nevşehir ilinde, Derinkuyu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
BULUTLANIVERME
Bulutlanıvermek işi.
GLUTATYONEMİ
Kanda glutatyon varlığı.
HATİPOĞLUTOLU
Aksaray ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
TOPUKLUTİKEN
Sapı sert tüylerle kaplı, yumru köklü, meyvesi koza biçiminde olan bir çeşit diken.
BOYNUZLUTEKE
Kın kanatlılardan, kurtçuğu meşe ağaçlarında yaşayan bir böcek (Carambyx).
Bu bölümde tanımı içerisinde LUT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BULUTSU
Uzayda gaz ve toz bulutu, nebülöz.
BULANIK
Bulanmış olan, duru olmayan. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Muş iline bağlı ilçelerden biri. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış). Niteliği tam anlaşılmayan. Bulutlu, kapalı (hava). Bulanmış, duru olmayan bir biçimde.
BULUTLANMAK
Bulutlarla kaplanmak. Kederlenmek, hüzünlenmek.
KAPALI
Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Geçilmez durumda olan. Açık olmayan (giyecek). Bulutlu, karanlık (hava). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Başı örtülü (kadın). Gizli, saklı.
BULUTSUZ
Bulutu bulunmayan, açık, berrak.
GİREN
Hafif bulutlu, sisli hava.
KAPAMAK
Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Tıkamak, içini doldurmak. Ortalıktan alıp saklamak. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. Su, elektrik gelişini kesmek. Karşılamak, denk gelmek. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Geçişi engellemek. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
KARIŞIM
Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey. İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut.
KANTARON
Kızılkantarongillerden, hekimlikte kullanılan, sarı çiçekli, acı köklü, küçük bir bitki (Gentiana lutea). Birleşikgillerden, sarı, mavi, kırmızı çiçekli türleri bulunan otsu bir bitki (Centaurea).
DOĞURGAN
Çok doğuran. Çok eser veren, velut. Verimli.
GÜNEŞSİZ
Güneş ışınlarıyla aydınlanmayan, güneş ışınlarını almayan. Kapalı, bulutlu (hava).
GİRENLEMEK
Hava bulutlanmak, serinlemek.
BULUTLU
Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış. Bulanık. Karışık, net olmayan (bellek).
BULUTÇUK
Küçük bulut.
BULUTSUZLUK
Bulutsuz olma durumu.
HORTUM
Filde ve bazı böceklerde boru biçiminde uzamış ağız veya burun bölümü. Hava veya suyun kendi etrafında hızla dönüp buluttan yeryüzüne uzanan sütun biçiminde oluşan, alanı dar bir fırtına türü. Genellikle plastikten uzun ve esnek boru.
KAPANMAK
Kapalı duruma gelmek. Yara iyileşmek. Son verilmek, kesilmek. Hava bulutlanmak. Çalışamaz, etkinliğini sürdüremez duruma getirilmek. Göz kör olmak. Tatile girmek. Dışarı ile ilişiğini kesmek. Yüzü, gövdesi bir yere gelecek biçimde eğilmek.
KAPANIK
Kapanmış. Sisli, bulutlu. Kaçınık. İç karartıcı, ruh sıkıcı.