İçinde LUP geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "lup" olan, toplam 44 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lup bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu lup ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lup olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YEŞİLDUMLUPINAR

14 harfli kelimeler

ÜSLUPLAŞTIRMAK, KURUMLUPERVANE, YUKARIULUPINAR

13 harfli kelimeler

ÜSLUPLAŞTIRMA

11 harfli kelimeler

UĞURLUPINAR, KOKULUPINAR, ÜSLUPSUZLUK

10 harfli kelimeler

DUMLUPINAR, ÜSLUPÇULUK, KUMLUPINAR, KOZLUPINAR, DUTLUPINAR, BUZLUPINAR

9 harfli kelimeler

CUMBURLUP, OLUPBİTTİ, UYLUPINAR

8 harfli kelimeler

ÜSLUPSUZ, ULUPİLAV, ULUPINAR, NAMAĞLUP, ULUPELİT, ULUPAMİR

7 harfli kelimeler

USLUPLU, ÜSLUPÇU, ÜSLUPLU

6 harfli kelimeler

MAĞLUP, MATLUP, MASLUP, SULLUP, ŞİLLUP, LAPLUP, MECLUP, ŞALUPA

5 harfli kelimeler

ZULUP, USLUP, LUPUS, LUPCU, LUPBA, DULUP, CULUP, ÜSLUP, TULUP

3 harfli kelimeler

LUP

Bazı kelimelerin anlamları

LUP

Bir tür büyüteç.

ÜSLUPLAŞTIRMAK

Doğal biçimlerin görünüş özelliklerini yitirmeden yalınlaştırılması ile motif oluşturmak.

YUKARIULUPINAR

Malatya ili, Balaban nahiyesine bağlı bir yer.

ÜSLUPLAŞTIRMA

Üsluplaştırmak işi.

CUMBURLUP

Suya düşerken, dalarken çıkan ses için.

KOKULUPINAR

Ağrı ili, Eleşkirt ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

BUZLUPINAR

Rize kenti, Kaptanpaşa nahiyesine bağlı bir yer. Tunceli ilinde, Hozat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KUMLUPINAR

Batman ilinde, Kozluk ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

DUTLUPINAR

Adana şehri, Ceyhan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ÜSLUPÇULUK

Üsluba gösterilen aşırı özen.

KOZLUPINAR

Erzincan kenti, Kemaliye ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

YEŞİLDUMLUPINAR

Çankırı kenti, Belören nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KURUMLUPERVANE

Vidalayı işlemek için kullanılan pervaneli araç. (Bor Niğde).

ÜSLUPSUZLUK

Üslupsuz olma durumu.

DUMLUPINAR

Kütahya iline bağlı ilçelerden biri.

UĞURLUPINAR

Bursa kenti, Söğütalan nahiyesine bağlı bir bölge.

  -   -   -  

Anlamında LUP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LUP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYMAZ

Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.

ÇAKMA

Çakmak işi. Taklit olan, sahte. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi. Deri hastalığı, yara, çıban. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.

BAKLAVA

Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.

APAZLAMAK

Avuçlamak. Gemi apazlama rüzgârla gitmek. Yelken rüzgârla dolup şişmek.

CANLICILIK

Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış, animizm. Çocukta bir düşünce biçimi olarak bütün cisimlerin canlı olduğuna inanma. Bağımsız bir ruhsal varlığın insanda ve doğa nesnelerinde yerleşik olduğuna inanan ilkel dinî görüş. Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatın ilkesi olduğunu ileri süren öğreti.

AYMAZLIK

Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.

BULGU

Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey. Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan, hekimin saptadığı işaret.

AMPİR

Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup.

BOZMAK

Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.

AMBALE

"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

BİÇEM

Üslup.

ÇÖZMEK

Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak.

AHBAP

Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.

ALACAK

Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı. Alınması gerekli şey.

AVCI

Avı kendine iş edinen kimse. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir takımyıldız, Cebbar, Orion. Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan).

BİBER

Patlıcangillerden, yurdumuzda çok yetişen ve çeşitli türleri bulunan bir bitki (Capsicum annuum). Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen ürünü. Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü.

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

ÇÖZÜLÜM

Çözülme işi, dağılım, bozgun. Sinir merkezleri arasındaki iş birliği ve uyumun bozulup kesilmesi.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.