Kelimeler arşivinde; içinde "lup" olan, toplam 44 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lup bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu lup ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lup olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YEŞİLDUMLUPINAR
ÜSLUPLAŞTIRMAK, KURUMLUPERVANE, YUKARIULUPINAR
ÜSLUPLAŞTIRMA
UĞURLUPINAR, KOKULUPINAR, ÜSLUPSUZLUK
DUMLUPINAR, ÜSLUPÇULUK, KUMLUPINAR, KOZLUPINAR, DUTLUPINAR, BUZLUPINAR
CUMBURLUP, OLUPBİTTİ, UYLUPINAR
ÜSLUPSUZ, ULUPİLAV, ULUPINAR, NAMAĞLUP, ULUPELİT, ULUPAMİR
USLUPLU, ÜSLUPÇU, ÜSLUPLU
MAĞLUP, MATLUP, MASLUP, SULLUP, ŞİLLUP, LAPLUP, MECLUP, ŞALUPA
ZULUP, USLUP, LUPUS, LUPCU, LUPBA, DULUP, CULUP, ÜSLUP, TULUP
LUP
LUP
Bir tür büyüteç.
ÜSLUPLAŞTIRMAK
Doğal biçimlerin görünüş özelliklerini yitirmeden yalınlaştırılması ile motif oluşturmak.
YUKARIULUPINAR
Malatya ili, Balaban nahiyesine bağlı bir yer.
ÜSLUPLAŞTIRMA
Üsluplaştırmak işi.
CUMBURLUP
Suya düşerken, dalarken çıkan ses için.
KOKULUPINAR
Ağrı ili, Eleşkirt ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BUZLUPINAR
Rize kenti, Kaptanpaşa nahiyesine bağlı bir yer. Tunceli ilinde, Hozat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KUMLUPINAR
Batman ilinde, Kozluk ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
DUTLUPINAR
Adana şehri, Ceyhan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ÜSLUPÇULUK
Üsluba gösterilen aşırı özen.
KOZLUPINAR
Erzincan kenti, Kemaliye ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YEŞİLDUMLUPINAR
Çankırı kenti, Belören nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KURUMLUPERVANE
Vidalayı işlemek için kullanılan pervaneli araç. (Bor Niğde).
ÜSLUPSUZLUK
Üslupsuz olma durumu.
DUMLUPINAR
Kütahya iline bağlı ilçelerden biri.
UĞURLUPINAR
Bursa kenti, Söğütalan nahiyesine bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde LUP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYMAZ
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.
ÇAKMA
Çakmak işi. Taklit olan, sahte. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi. Deri hastalığı, yara, çıban. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.
BAKLAVA
Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.
APAZLAMAK
Avuçlamak. Gemi apazlama rüzgârla gitmek. Yelken rüzgârla dolup şişmek.
CANLICILIK
Olup bitenin, ruhlar alanının gizli güçleri tarafından yönetildiğine inanan ilkel anlayış, animizm. Çocukta bir düşünce biçimi olarak bütün cisimlerin canlı olduğuna inanma. Bağımsız bir ruhsal varlığın insanda ve doğa nesnelerinde yerleşik olduğuna inanan ilkel dinî görüş. Tek ve aynı ruhun fikrî ve organik hayatın ilkesi olduğunu ileri süren öğreti.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
BULGU
Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey. Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan, hekimin saptadığı işaret.
AMPİR
Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup.
BOZMAK
Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.
AMBALE
"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
BİÇEM
Üslup.
ÇÖZMEK
Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak.
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.
ALACAK
Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı. Alınması gerekli şey.
AVCI
Avı kendine iş edinen kimse. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir takımyıldız, Cebbar, Orion. Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan).
BİBER
Patlıcangillerden, yurdumuzda çok yetişen ve çeşitli türleri bulunan bir bitki (Capsicum annuum). Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen ürünü. Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü.
AGANTA
Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.
ÇÖZÜLÜM
Çözülme işi, dağılım, bozgun. Sinir merkezleri arasındaki iş birliği ve uyumun bozulup kesilmesi.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.