Kelimeler arşivinde; içinde "kıyam" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kıyam bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kıyam ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kıyam olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KIYAM
İslam inancına göre, ölümden sonra yeniden dirilip ayağa kalkma. Ayağa kalkma, ayakta durma. Namazda ayakta durma. Ayaklanma, başkaldırma, karşı gelme. Bir işe girişme, kalkışma, teşebbüs etme.
KIYAMET
Tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü. Gürültülü karışıklık, gürültü patırtı. Büyük felaket, afet.
KIYAMAT
Kıyamet.
Bu bölümde tanımı içerisinde KIYAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HAŞİR
Toplanma, bir araya gelme. Kıyamet gününde ölülerin diriltilip mahşere çıkarılması.
KALKIŞMA
Kalkışmak işi. İsyan, ayaklanma, kıyam.
ARASAT
Müslüman inanışına göre, kıyamet günü bütün ölülerin dirilip toplanacakları yer.
İSRAFİL
İslam inanışına göre kıyamet gününü, boru öttürerek bildirmekle görevli melek.
ALAHOP
Kıyamet.
TAPKIR
Basılarak sertleştirilmiş toprak, ekin, ot ve benzerleri şeyler. Bölge, semt : Yakın tapkırda bir kızıl kıyamet koptu. Bölük, manga, dizi, kafile. Istar adlı dokuma tezgahının alt bölümünde bulunan yuvarlak ağacı döndürmeye yarayan düzen. (Taşpınar Aksaray Niğde).
MAHŞER
Kıyamet günü dirilenlerin toplanacaklarına inanılan yer. Büyük kalabalık. Kargaşa.
KİYİŞEMEMEK
Kıyamamak.
RADİFE
Dinsel inanışa göre kıyamette üfürülecek surun ikincisi.
REKAT
Namazda bir kıyam, bir rükû ve iki secdeden oluşan bölüm.
CİMRİ
Elindeki parayı harcamaya kıyamayan, bitli, eli sıkı, ekti, hasis, kısmık, kibritçi, mıhsıçtı, nekes, pinti, sıkı, varyemez.
GIYAMET
Kıyamet.
DECCAL
Yalancı, fesat, dedikoducu (kimse). Dinî inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak olan yalancı ve kötü yaradılışlı kimse.
KİYAMET
Kıyamet.
GADAMAK
Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek. Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım. Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı. Dikmek. Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.
BERZAH
Kıstak. Dinî inanışlara göre ölenlerin ruhlarının kıyamete kadar bulunduğu yer.