İçinde KIP geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kıp" olan, toplam 75 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kıp bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kıp ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kıp olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

KIPIRDATABİLMEK, KIPIRDAYABİLMEK

14 harfli kelimeler

KIPIRDATABİLME, KIPIRDAYABİLME

13 harfli kelimeler

BAŞMURAKIPLIK, KIPIRTISIZLIK

12 harfli kelimeler

KIPIRTISIZCA

11 harfli kelimeler

MENAKIPNAME, KIPIRDAKLIK, KIPIRDINMAK, KIPIRDAŞMAK, KIPRAYIŞSIZ, KIPIRDATMAK, KIPIŞTIRMAK, KIPIRDANMAK, BAKIPBAMINĞ, KIPIKTIRMAK, KIPINDIRMAK

10 harfli kelimeler

KIPIRDAŞMA, MERDİKIPTİ, MURAKIPLIK, KIPIRATMAK, KIPIRDANMA, YANKIPINAR, BAŞMURAKIP, KIPIŞTIRMA, KIPIRTISIZ, KIPKIRMIZI, KIPRAYIŞLI, KIPIRDAMAK, KIPIRDATMA

9 harfli kelimeler

KIPÇINMAK, KIPIRTMAK, KIPIRTILI, KIPÇITMAK, KIPRAŞMAK, ÇARKIPARE, KIPIRDAMA

8 harfli kelimeler

KIPITMAK, KIPRAMAK, KIPÇAKÇA, KIPIKLAR, KIPRAYIŞ, KIPIŞMAK, KIPIRDAK, KIPINMAK, KIPTİLİK, KIPIKLIK, KIPKIZIL

7 harfli kelimeler

KIPIRTI, KIPIRIZ, KIPIŞIK, KIPRAMA, KIPURDI, AKIPRIK, MURAKIP, MENAKIP

6 harfli kelimeler

KIPÇAK, KIPKIP, KIPMAK, KIPÇIK

5 harfli kelimeler

KIPTİ, SAKIP, IRKIP, KIPTI, KIPRA, KIPPA, KIPİH, KIPIT, KIPIL, KIPIR, KIPIK, KIPMA

4 harfli kelimeler

KIPI

3 harfli kelimeler

KIP

Bazı kelimelerin anlamları

KIP

İtiraz manasına taklidi bir söz.

KIPIRDAKLIK

Kıpırdak olma durumu.

KIPIŞTIRMAK

Göz kapaklarını üst üste birçok kez açıp kapamak.

MENAKIPNAME

Menkıbeleri konu edinen eserlerin ortak adı.

KIPIRDANMAK

Kıpırdamak.

KIPIRTISIZLIK

Kıpırtısız olma durumu.

KIPIRDAYABİLME

Kıpırdayabilmek işi.

KIPIRDAŞMAK

Kımıldamak, kıpır kıpır etmek.

KIPRAYIŞSIZ

Kıpırtısı olmayan, kıpırtısız.

KIPIRDATABİLME

Kıpırdatabilmek işi.

KIPIRDATMAK

Kımıldatmak, yerinden oynatmak.

KIPIRTISIZCA

Kıpırtısız bir biçimde.

KIPIRDINMAK

Sıçramak, zıplamak.

KIPIRDAYABİLMEK

Kıpırdama imkânı veya olasılığı bulunmak.

KIPIRDATABİLMEK

Kıpırdatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BAŞMURAKIPLIK

Başdenetçilik.

  -   -   -  

Anlamında KIP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KIP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AYAKÇAK

Merdiven, merdiven basamağı. Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. Dokuma tezgâhı ayaklığı, ayaklık.

ÇIKACAK

Hamamlarda dışarıya çıkıp giyinme yerine giderken kurulanmak üzere verilen havlu, çıkma.

AYAKLANMAK

Çocuk yürümeye başlamak. Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek. Ayağa kalkıp gitmeye davranmak. Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek. Uyanmak, uyanıp kalkmak.

BİNMEK

Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak. Eklenmek, katılmak. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak. Fiyat artmak.

BEZMEK

Bezgin duruma gelmek, bezginlik getirmek, bıkıp usanmak.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

BASKÜL

Ağırlıkları tartmaya yarayan alet, kantar. İki kolu sıra ile kalkıp inebilen, ortasından veya uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç.

DEĞİŞTİRMEK

Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Birini bırakıp başkasını kullanmak.

BİTMEK

Tükenmek. Bitki, tüy, saç vb. şeyler çıkıp yetişmek. Güçsüz kalmak, çok zayıflamak. Çok sevmek, bayılmak, beğenmek. Beklenmedik zamanda ortaya çıkmak. Çok yorulmak. Sona ermek.

ÇİMDİKLEMEK

Bir kimsenin etini başparmakla işaret parmağı arasında kıstırarak sıkıp acıtmak. Bir bütünden küçük küçük parçalar koparmak.

DEVİNMEK

Vücudu oynatmak veya kıpırdatmak, kımıldanmak, hareket etmek. Bir cismin, bir noktaya göre, yeri veya durumu değişmek, hareket etmek.

DALGALANMAK

Üzerinde dalga oluşmak. Tutarlı olamamak, tutarlı davranışlarda bulunamamak. Hareketli olmak, kıpırdamak. Renk, ton değiştirmek.

AMPİR

Fransa'da ortaya çıkıp daha sonra Avrupa'ya yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vb.ne ait bir üslup.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

BASKI

Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

ÇÖLLEŞMEK

Bir arazi, verimli toprağı akıp çöl durumuna gelmek.

ÇİNGENE

Hindistan'dan çıktıkları söylenen, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan bir topluluk, Çingen, Kıpti, Roman. Bu topluluktan olan kimse, Çingen, Kıpti, Roman.

DENETÇİLİK

Denetçinin yaptığı iş, murakıplık, kontrolörlük.

EKİCİ

Herhangi bir tarım ürününü üreten, tarımla uğraşan çiftçi. Birini uydurma bir sebeple bırakıp giden, atlatan kimse.

DENETÇİ

Denetlemeyle görevli kimse, murakıp, kontrolör. Görüntülerin, sesin, rengin kusursuz olup olmadığını, çizik vb. bulunup bulunmadığını gösterim odasında filmi izleyerek inceleyen kimse.