Kelimeler arşivinde; içinde "kire" olan, toplam 91 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kire bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kire ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kire olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KİREÇSİZLEŞTİRMEK
KİREÇSİZLEŞTİRME
KİREMİTÇİSALİH
ÇEMKİREBİLMEK, KİREÇÇİFTLİĞİ, KİREÇSİZLENME
KİREÇSİLEMEK, ÇEMKİREBİLME, MÜTENEKKİREN, KİREMİTÇİLİK
KİREÇLEŞMEK, KİREÇLENMEK, KİREÇSİLEME, KİRENÇUKURU, KİREMİTHANE
KİREÇOCAĞI, KİREÇLEŞME, KİREÇLENME, KİREÇÇİLİK, KİREMİTLİK, KİREÇYEREN, ERGENKİREZ, TATLIKİREÇ, KİREÇLEMEK
KİREÇHANE, KİREÇKÖYÜ, EKSÜKİREK, KİKİREMEK, KİRELEMEK, KİREÇTAŞI, MÜFEKKİRE, KİREÇSÜTÜ, BAKİRELİK, TESKİRECİ, KİRECİMSİ, KİREÇLEME, MÜŞEKKİRE, KİREMİTÇİ, KİREMİTLİ
KİRELİYH, KİRENLİK, KİRERMEK, KİRELLİK, PİÇKİREN, SUKİRECİ, KİREBELİ, KİREÇKÖY, KİREMETE, KİRENCİK, KİREÇLİK, KİREÇSİZ, KİREBOLU, KİREÇÇİL
KİREVET, KİRESEP, KİRENLİ, KİREMİT, KİREBET, KİRENCİ, KİREVİT, DİKİREK, KİRKİRE, EKİRESİ, KİREÇLİ, KİRELİK, SEYKİRE, EŞKİREK, KİREÇÇİ, TESKİRE, İLKİREK, KEFKİRE, KİREÇSİ, TEZKİRE
ŞAKİRE, ZAKİRE, ZEKİRE, ÇEKİRE, ENKİRE, EŞKİRE, KİRELİ, KİREĞİ, KİREDİ, KEKİRE, KİKİRE, BAKİRE
KİREN, KİREZ, EKİRE, KİREK, KİREÇ
KİRE
KİRE
Altında killi ve kireçli tabaka bulunan yerler. Bağ yetiştirilen beyaz topraklı yerler. Taşlı yerler. Para ile ormandan odun taşımak : Uşaklara söyle sabah kireye gideceğiz. Kır.
ÇEMKİREBİLMEK
Çemkirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇEMKİREBİLME
Çemkirebilmek işi.
KİREÇSİZLEŞTİRME
Kireçten arıtma.
KİREMİTHANE
Kiremit yapılmış olan yer.
KİREÇÇİFTLİĞİ
Kütahya ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KİREÇLEŞMEK
Kireç durumuna gelmek, kireçlenmek, kalkerleşmek.
KİREÇLENMEK
Kireç dökülmek ya da saçılmak. Bitkilerin hücre zarlarında kalsiyum karbonat, kalsiyum oksalat vb. kalsiyum tuzları toplanmak. Kireç sürülmek. Kireç bulaşmak. Organik dokularda, dokunun görevine engel olacak derecede kalsiyum tuzları birikmek.
KİREÇSİLEMEK
Isı yardımıyla kirece çevirmek. Yüksek ısı ile kurutmak.
KİREMİTÇİSALİH
Edirne şehrinde, Uzunköprü ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KİRENÇUKURU
Sinop ilinde, Gerze belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sinop ili, Kabalı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KİREÇSİLEME
Kireçsilemek işi.
KİREÇSİZLENME
Kayaçların içinde bulunan kalsiyum karbon tuzunun sularla eritilerek alınması. Kayaçların içinde bulunan kalsiyum karbon tuzunun, sularla eritilerek alınması.
KİREMİTÇİLİK
Kiremitçinin yaptığı iş.
MÜTENEKKİREN
Kılık değiştirerek, takma ad kullanarak, kendini tanıtmadan.
KİREÇSİZLEŞTİRMEK
Kireçsiz duruma getirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KİRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FAKİRCE
Yoksul. (faki'rce) Fakire benzer bir biçimde.
BADANA
Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç veya boya.
DÜDEN
Kireçli bölgelerde kirecin erimesi veya yer altındaki karstlı bir çukur tavanın çökmesiyle oluşan doğal kuyu.
DAM
Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılmış olan çoğu kiremit kaplı bölüm. Dansta kavalyenin eşi. Tutukevi. Ahır. İskambil kâğıtlarında kız. Üzeri toprak kaplı ev, küçük ev, köy evi.
ÇEKİ
Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.
EDİ
İş yapma. Yapılan iş. Birbiriyle iyi anlaşan iki yaşlının baş başa kalışını anlatan Edi ile Büdü, Şakire Dudu deyiminde geçen bir söz.
DİKİT
Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi, stalagmit.
BİNDİRME
Bindirmek işi. Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu. Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri.
DERE
Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu. Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol. İki dağ arasındaki uzun çukur.
HARTAMA
Kiremit yerine kullanılan veya kiremit altına konulan ince tahta.
BADANALAMAK
Duvarları boyamak için sulandırılmış kireç veya plastik boya sürmek.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
ANGUT
Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ERDEN
Bakire. Bakire olarak, bakire bir biçimde.
HARÇ
Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.
HORASAN
Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karıştırılmasından elde edilen bir harç türü. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.
FRESK
Yaş duvar sıvası üzerine kireç suyunda eritilmiş madenî boyalarla resim yapma yöntemi. Bu yöntemle yapılmış duvar resmi.
FAKİRANE
Fakir gibi, fakire uygun düşen.
BAKİRELİK
Bakire olma durumu, erdenlik.