İçinde KİRE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kire" olan, toplam 91 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kire bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kire ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kire olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

KİREÇSİZLEŞTİRMEK

16 harfli kelimeler

KİREÇSİZLEŞTİRME

14 harfli kelimeler

KİREMİTÇİSALİH

13 harfli kelimeler

ÇEMKİREBİLMEK, KİREÇÇİFTLİĞİ, KİREÇSİZLENME

12 harfli kelimeler

KİREÇSİLEMEK, ÇEMKİREBİLME, MÜTENEKKİREN, KİREMİTÇİLİK

11 harfli kelimeler

KİREÇLEŞMEK, KİREÇLENMEK, KİREÇSİLEME, KİRENÇUKURU, KİREMİTHANE

10 harfli kelimeler

KİREÇOCAĞI, KİREÇLEŞME, KİREÇLENME, KİREÇÇİLİK, KİREMİTLİK, KİREÇYEREN, ERGENKİREZ, TATLIKİREÇ, KİREÇLEMEK

9 harfli kelimeler

KİREÇHANE, KİREÇKÖYÜ, EKSÜKİREK, KİKİREMEK, KİRELEMEK, KİREÇTAŞI, MÜFEKKİRE, KİREÇSÜTÜ, BAKİRELİK, TESKİRECİ, KİRECİMSİ, KİREÇLEME, MÜŞEKKİRE, KİREMİTÇİ, KİREMİTLİ

8 harfli kelimeler

KİRELİYH, KİRENLİK, KİRERMEK, KİRELLİK, PİÇKİREN, SUKİRECİ, KİREBELİ, KİREÇKÖY, KİREMETE, KİRENCİK, KİREÇLİK, KİREÇSİZ, KİREBOLU, KİREÇÇİL

7 harfli kelimeler

KİREVET, KİRESEP, KİRENLİ, KİREMİT, KİREBET, KİRENCİ, KİREVİT, DİKİREK, KİRKİRE, EKİRESİ, KİREÇLİ, KİRELİK, SEYKİRE, EŞKİREK, KİREÇÇİ, TESKİRE, İLKİREK, KEFKİRE, KİREÇSİ, TEZKİRE

6 harfli kelimeler

ŞAKİRE, ZAKİRE, ZEKİRE, ÇEKİRE, ENKİRE, EŞKİRE, KİRELİ, KİREĞİ, KİREDİ, KEKİRE, KİKİRE, BAKİRE

5 harfli kelimeler

KİREN, KİREZ, EKİRE, KİREK, KİREÇ

4 harfli kelimeler

KİRE

Bazı kelimelerin anlamları

KİRE

Altında killi ve kireçli tabaka bulunan yerler. Bağ yetiştirilen beyaz topraklı yerler. Taşlı yerler. Para ile ormandan odun taşımak : Uşaklara söyle sabah kireye gideceğiz. Kır.

KİREÇSİZLEŞTİRMEK

Kireçsiz duruma getirmek.

KİREMİTÇİSALİH

Edirne şehrinde, Uzunköprü ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KİREÇSİLEME

Kireçsilemek işi.

ÇEMKİREBİLMEK

Çemkirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

KİREMİTHANE

Kiremit yapılmış olan yer.

MÜTENEKKİREN

Kılık değiştirerek, takma ad kullanarak, kendini tanıtmadan.

KİREÇSİZLEŞTİRME

Kireçten arıtma.

KİREÇLENMEK

Kireç dökülmek ya da saçılmak. Bitkilerin hücre zarlarında kalsiyum karbonat, kalsiyum oksalat vb. kalsiyum tuzları toplanmak. Kireç sürülmek. Kireç bulaşmak. Organik dokularda, dokunun görevine engel olacak derecede kalsiyum tuzları birikmek.

KİREMİTÇİLİK

Kiremitçinin yaptığı iş.

KİREÇÇİFTLİĞİ

Kütahya ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KİREÇSİLEMEK

Isı yardımıyla kirece çevirmek. Yüksek ısı ile kurutmak.

KİREÇLEŞMEK

Kireç durumuna gelmek, kireçlenmek, kalkerleşmek.

ÇEMKİREBİLME

Çemkirebilmek işi.

KİREÇSİZLENME

Kayaçların içinde bulunan kalsiyum karbon tuzunun sularla eritilerek alınması. Kayaçların içinde bulunan kalsiyum karbon tuzunun, sularla eritilerek alınması.

KİRENÇUKURU

Sinop ilinde, Gerze belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sinop ili, Kabalı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

  -   -   -  

Anlamında KİRE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KİRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FAKİRCE

Yoksul. (faki'rce) Fakire benzer bir biçimde.

ÇEKİ

Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.

HARÇ

Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.

HARTAMA

Kiremit yerine kullanılan veya kiremit altına konulan ince tahta.

ANGUT

Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.

DAM

Yapıları dış etkilerden korumak amacıyla üzerlerine yapılmış olan çoğu kiremit kaplı bölüm. Dansta kavalyenin eşi. Tutukevi. Ahır. İskambil kâğıtlarında kız. Üzeri toprak kaplı ev, küçük ev, köy evi.

ERDEN

Bakire. Bakire olarak, bakire bir biçimde.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

HORASAN

Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karıştırılmasından elde edilen bir harç türü. Erzurum iline bağlı ilçelerden biri.

DİKİT

Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi, stalagmit.

BADANALAMAK

Duvarları boyamak için sulandırılmış kireç veya plastik boya sürmek.

BADANA

Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç veya boya.

FRESK

Yaş duvar sıvası üzerine kireç suyunda eritilmiş madenî boyalarla resim yapma yöntemi. Bu yöntemle yapılmış duvar resmi.

BAKİRELİK

Bakire olma durumu, erdenlik.

DERE

Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu. Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol. İki dağ arasındaki uzun çukur.

FAKİRANE

Fakir gibi, fakire uygun düşen.

EDİ

İş yapma. Yapılan iş. Birbiriyle iyi anlaşan iki yaşlının baş başa kalışını anlatan Edi ile Büdü, Şakire Dudu deyiminde geçen bir söz.

BİNDİRME

Bindirmek işi. Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu. Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

DÜDEN

Kireçli bölgelerde kirecin erimesi veya yer altındaki karstlı bir çukur tavanın çökmesiyle oluşan doğal kuyu.