Kelimeler arşivinde; içinde "kap" olan, toplam 525 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kap bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kap ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kap olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KAPRİPOKSVİRÜSLER
KAPİTALİSTLEŞMEK, SİNEKKAPANGİLLER, KAPTANPAŞAKUZUSU, KAPİTULASİYONLAR, TRANSKAPSİDASYON
KAPİTALİSTLEŞME, KAFACAKAPLANCIK
ANTİKAPİTALİST, ANTİKAPİTALİZM, KAPASİTESİZLİK, KAPİTALİZASYON, ELEKTROKAPLAMA, ESKİKAPUMAHMUT, KAPALITOPLULUK, KAPATILABİLMEK, KAPISALIVERMEK, KAPLANBÖCEKLER, TESTEREKAPLAMA
KAPLUMBAĞALAR, ESKİDEMİRKAPI, KAPATILABİLME, KAPILANDIRMAK, KAPİLLARİOZİS, KAPLAYABİLMEK, KAPLAYIVERMEK, KAPLICABURGAZ, KAPSALIVERMEK, KAPSAYABİLMEK, YENİDEMİRKAPI
KAPAROZCULUK, KAPAROZLAMAK, KAPILANDIRMA, KAPİTÜLASYON, KAPLAMACILIK, KAPLAMSALLIK, KAPORTACILIK, KAPTANIDERYA, ALKAPTONURYA, DEKAPİTASYON, DEREKAPLANCI, GOLTUKKAPISI, KAPAKLIÇEŞME, KAPAKLIPINAR, KAPANABİLMEK, KAPANCALAMAK, KAPASİTASYON, KAPATABİLMEK, KAPATIVERMEK, KAPAYABİLMEK, KAPCUKLANMAK, KAPDEĞİRMENİ, KAPILABİLMEK, KAPILIVERMEK, KAPIŞABİLMEK, KAPİLLARİYAZ, KAPLANKOZAĞI, KAPLATTIRMAK, KAPLAYABİLME, KAPLAYIVERME, Devamını Oku »»
KAPAKLANMAK, KAPAROZLAMA, KAPASİTESİZ, KAPATTIRMAK, KAPILGANLIK, KAPIŞTIRMAK, KAPKAÇÇILIK, KAPKARANLIK, KAPLANBOĞAN, ALKAPTONÜRİ, BÜYÜKKAPILI, DİMERKAPROL, EKMEKKAPAĞI, HANDİKAPSIZ, İNCİKKAPAĞI, KAPAKLIKAYA, KAPAKLIKUYU, KAPAKLIOLUK, KAPALICALIK, KAPALICILIK, KAPALIDİZGE, KAPANABİLME, KAPANBELENİ, KAPAŞTIRMAK, KAPATABİLME, KAPATIVERME, KAPAYABİLME, KAPÇELLEMEK, KAPÇUKLAMAK, KAPICIKARGA, Devamını Oku »»
BÖCEKKAPAN, DEMİRKAPAN, HALKAPINAR, KAPANIKLIK, KAPATILMAK, KAPİTALİST, KAPİTALİZM, KAPLUMBAĞA, KAPTIKAÇTI, SAMANKAPAN, SİNEKKAPAN, BURUNKAPAN, HALIKAPAĞI, HANDİKAPLI, HATAKAPÇIK, HİPERKAPNİ, İÇEKAPANIŞ, KAPAKLAMAK, KAPAKLAMAN, KAPAKLANMA, KAPAKLICIK, KAPASİTELİ, KAPATTIRMA, KAPAZLAMAK, KAPÇALAMAK, KAPIKARGIN, KAPILANMAK, KAPISIZLIK, KAPIŞILMAK, KAPIŞLAMAK, Devamını Oku »»
KAPALILIK, KAPAROZCU, KAPATILIŞ, KAPATILMA, KAPICILIK, KAPILANMA, KAPIŞILMA, KAPLAMACI, KAPLAMALI, KAPLAMSAL, KAPLANMAK, KAPLATMAK, KAPORTACI, KAPRİSSİZ, KAPSAYICI, KAPTANLIK, KAPTIRMAK, PİREKAPAN, UŞAKKAPAN, AKAPSÜLER, DEMİRKAPI, HİPOKAPNİ, KAPAKKAYA, KAPANALAN, KAPANSELE, KAPIAÇMAZ, KAPIAĞASI, KAPIARASI, KAPICALIK, KAPICILAR, Devamını Oku »»
HANDİKAP, KAPAKÇIK, KAPAKLIK, KAPAKSIZ, KAPAMACI, KAPANİÇE, KAPANMAK, KAPASİTE, KAPATMAK, KAPÇIKLI, KAPIKULE, KAPILGAN, KAPILMAK, KAPIŞMAK, KAPİTONE, KAPKAÇÇI, KAPLAMAK, KAPLAMLI, KAPLANIŞ, KAPLANMA, KAPLATIŞ, KAPLATMA, KAPLAYIŞ, KAPNİSİT, KAPRİÇYO, KAPRİSLİ, KAPSAMAK, KAPSAMLI, KAPTIRMA, KAPUÇİNO, Devamını Oku »»
DERAKAP, KAPAKLI, KAPAMAÇ, KAPAMAK, KAPANCA, KAPANCI, KAPANIK, KAPANIŞ, KAPANMA, KAPANTI, KAPAROZ, KAPATIŞ, KAPATMA, KAPICIK, KAPILIŞ, KAPILMA, KAPISIZ, KAPIŞMA, KAPİTAL, KAPKARA, KAPLAMA, KAPLICA, KAPMACA, KAPORTA, KAPSAMA, KAPUÇİN, KAPUSKA, KAPÜŞON, LAKAPLI, AKAPPAK, Devamını Oku »»
KAPALI, KAPAMA, KAPARİ, KAPÇAK, KAPÇIK, KAPELA, KAPICI, KAPILI, KAPKAÇ, KAPLAM, KAPLAN, KAPLIK, KAPMAK, KAPORA, KAPRİS, KAPSAM, KAPSIZ, KAPSÜL, KAPTAN, MATKAP, AKAPAĞ, AKAPAK, AKAPÇA, AKAPNİ, ÇALKAP, HAKKAP, İNKAPI, KALKAP, KAPALİ, KAPANA, Devamını Oku »»
KAPAK, KAPAN, KAPIŞ, KAPİK, KAPLI, KAPMA, KAPUT, KAPUZ, LAKAP, NİKAP, OKAPİ, PİKAP, AKKAP, ALKAP, ARKAP, ELKAP, İŞKAP, KAPAÇ, KAPAĞ, KAPAR, KAPAZ, KAPCI, KAPÇA, KAPIL, KAPIM, KAPIS, KAPIZ, KAPİS, KAPİŞ, KAPOT, Devamını Oku »»
KAPI, KAPİ, KAPU
KAP
KAP
İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Kapak, cilt. Kap kacak. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.
ESKİKAPUMAHMUT
Sivas şehrinde, İmranlı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KAPİTALİZASYON
Anaparaya dönüştürme işi.
KAPALITOPLULUK
İşyeri, küçük küme ve örgüt gibi yersel ya da ilişki ağı bakımından sınırlı ve dar kapsamlı araştırma evreni, bk. açıktopluluk.
KAPİTALİSTLEŞME
Kapitalistleşmek durumu.
KAFACAKAPLANCIK
Muğla şehrinde, Yatağan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KAPİTALİSTLEŞMEK
Kapitalist duruma gelmek.
KAPTANPAŞAKUZUSU
Dalga tepelerinin çatlamasıyla oluşan, deniz üzerinde dizi hâlinde görünen beyazlık.
SİNEKKAPANGİLLER
Sıcak ve ılıman bölgelerde, özellikle bataklıklarda böcekle beslenen bitkileri içine alan bir bitki familyası. Omurgalı hayvanlardan çeşitli ötücü kuşları içine alan bir kuş familyası.
KAPİTULASİYONLAR
Osmanlı hükümdarlarının, kendi ülkeleri içinde yabancılara tanıdıkları özel haklar ve ayrıcalıklar.
TRANSKAPSİDASYON
Ortak özeliklere sahip iki farklı virüsün bir hücreyi enfekte etmesi sonucunda oluşan fenotipik karışım tipi, bir virüse ait genom yapının diğer bir virüsün kapsiti içinde paketlenmesi.
ELEKTROKAPLAMA
Bir metal eşya yüzeyine, elektroliz yardımı ile başka bir metal tabakası kaplama işlemi.
KAPRİPOKSVİRÜSLER
Keçipoksvirüsler.
ANTİKAPİTALİST
Kapitalist rejime karşı olan (kimse).
KAPASİTESİZLİK
Kapasitesiz olma durumu.
ANTİKAPİTALİZM
Kapitalizme karşı olma.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AHIR
Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, hayvan damı.
ACILANMAK
Tadı acı olmak, acılaşmak. Acılı durumda olmak, üzüntüye kapılmak, üzülmek.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
AKSEDİR
Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
ALÇICI
Alçı taşını çıkaran kimse. Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi.
ALÇILATMAK
Alçı ile kapattırmak, sıvatmak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.