Kelimeler arşivi içinde; başında "kap" olan, toplam 401 adet kelime bulunmaktadır. kap ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kap ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kap olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KAPRİPOKSVİRÜSLER
KAPİTALİSTLEŞMEK, KAPİTULASİYONLAR, KAPTANPAŞAKUZUSU
KAPİTALİSTLEŞME
KAPALITOPLULUK, KAPASİTESİZLİK, KAPATILABİLMEK, KAPISALIVERMEK, KAPİTALİZASYON, KAPLANBÖCEKLER
KAPATILABİLME, KAPILANDIRMAK, KAPİLLARİOZİS, KAPLAYABİLMEK, KAPLAYIVERMEK, KAPLICABURGAZ, KAPLUMBAĞALAR, KAPSALIVERMEK, KAPSAYABİLMEK
KAPAKLIÇEŞME, KAPAKLIPINAR, KAPANABİLMEK, KAPANCALAMAK, KAPAROZCULUK, KAPAROZLAMAK, KAPASİTASYON, KAPATABİLMEK, KAPATIVERMEK, KAPAYABİLMEK, KAPCUKLANMAK, KAPDEĞİRMENİ, KAPILABİLMEK, KAPILANDIRMA, KAPILIVERMEK, KAPIŞABİLMEK, KAPİLLARİYAZ, KAPİTÜLASYON, KAPLAMACILIK, KAPLAMSALLIK, KAPLANKOZAĞI, KAPLATTIRMAK, KAPLAYABİLME, KAPLAYIVERME, KAPORTACILIK, KAPRİSSİZLİK, KAPSAYABİLME, KAPSAYICILIK, KAPSÜLEKTOMİ, KAPTANIDERYA
KAPAKLANMAK, KAPAKLIKAYA, KAPAKLIKUYU, KAPAKLIOLUK, KAPALICALIK, KAPALICILIK, KAPALIDİZGE, KAPANABİLME, KAPANBELENİ, KAPAROZLAMA, KAPASİTESİZ, KAPAŞTIRMAK, KAPATABİLME, KAPATIVERME, KAPATTIRMAK, KAPAYABİLME, KAPÇELLEMEK, KAPÇUKLAMAK, KAPICIKARGA, KAPILABİLME, KAPILGANLIK, KAPILIVERME, KAPIMANDALI, KAPIŞABİLME, KAPIŞTIRMAK, KAPKAÇÇILIK, KAPKARANLIK, KAPLANBOĞAN, KAPLANBÖCEK, KAPLANOBASI, Devamını Oku »»
KAPAKLAMAK, KAPAKLAMAN, KAPAKLANMA, KAPAKLICIK, KAPANIKLIK, KAPASİTELİ, KAPATILMAK, KAPATTIRMA, KAPAZLAMAK, KAPÇALAMAK, KAPIKARGIN, KAPILANMAK, KAPISIZLIK, KAPIŞILMAK, KAPIŞLAMAK, KAPIŞTIRMA, KAPITAPANI, KAPIVERMEK, KAPİLİTYUM, KAPİLLARİS, KAPİTALİST, KAPİTALİZM, KAPLAKPİŞİ, KAPLICALIK, KAPLIKURBA, KAPLINGOBA, KAPLUMBAĞA, KAPLUMKİLE, KAPSAMLAMA, KAPSULARİS, Devamını Oku »»
KAPAKKAYA, KAPALILIK, KAPANALAN, KAPANSELE, KAPAROZCU, KAPATILIŞ, KAPATILMA, KAPIAÇMAZ, KAPIAĞASI, KAPIARASI, KAPICALIK, KAPICILAR, KAPICILIK, KAPIGARSI, KAPIHAKKI, KAPIHAYAT, KAPILANMA, KAPILILIK, KAPISALIK, KAPIŞILMA, KAPIVERME, KAPİTATUS, KAPİTULUM, KAPLAMACI, KAPLAMALI, KAPLAMSAL, KAPLANCIK, KAPLANGOZ, KAPLANKÖY, KAPLANLAR, Devamını Oku »»
KAPAKÇIK, KAPAKLIK, KAPAKSIZ, KAPALICA, KAPAMACI, KAPANCIK, KAPANİÇE, KAPANMAK, KAPASİTE, KAPATMAK, KAPCAĞIZ, KAPÇALIK, KAPÇIKLI, KAPÇIMAK, KAPÇİYEK, KAPEÇALI, KAPIAĞZI, KAPIALTA, KAPIALTI, KAPIBAĞI, KAPIBAŞI, KAPICINA, KAPIDERE, KAPIKALE, KAPIKAYA, KAPIKIRI, KAPIKIZI, KAPIKULE, KAPIKULU, KAPILGAN, Devamını Oku »»
KAPACAN, KAPAGAN, KAPAĞAN, KAPAKLI, KAPALTI, KAPAMAÇ, KAPAMAK, KAPANAV, KAPANAZ, KAPANCA, KAPANCI, KAPANÇA, KAPANIK, KAPANIŞ, KAPANLI, KAPANMA, KAPANTI, KAPAROZ, KAPATIŞ, KAPATMA, KAPELLA, KAPERON, KAPIBAĞ, KAPICAK, KAPICIK, KAPIÇAK, KAPIÇAM, KAPIKÖY, KAPILIK, KAPILIŞ, Devamını Oku »»
KAPALI, KAPALİ, KAPAMA, KAPANA, KAPARA, KAPARİ, KAPCAK, KAPCIK, KAPCUH, KAPCUK, KAPCUR, KAPÇAK, KAPÇIK, KAPÇIN, KAPÇİK, KAPÇUK, KAPÇUR, KAPELA, KAPENK, KAPERE, KAPICA, KAPICI, KAPIÇA, KAPIDA, KAPIĞA, KAPIKA, KAPILI, KAPIMA, KAPIRA, KAPİÇA, Devamını Oku »»
KAPAÇ, KAPAĞ, KAPAK, KAPAN, KAPAR, KAPAZ, KAPCI, KAPÇA, KAPIL, KAPIM, KAPIS, KAPIŞ, KAPIZ, KAPİK, KAPİS, KAPİŞ, KAPLI, KAPMA, KAPOT, KAPSA, KAPUD, KAPUT, KAPUZ
KAPI, KAPİ, KAPU
KAP
KAP
İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Kapak, cilt. Kap kacak. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.
KAPLAYABİLMEK
Kaplama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAPLANBÖCEKLER
Çok zararlı böcekleri oburca avlayarak, bitki, hayvan ve insan sağlığına yardımcı olan, güzel renkli, kınkanatlı böcekler familyası.
KAPATILABİLMEK
Kapatılma olasılığı bulunmak.
KAPİTALİZASYON
Anaparaya dönüştürme işi.
KAPTANPAŞAKUZUSU
Dalga tepelerinin çatlamasıyla oluşan, deniz üzerinde dizi hâlinde görünen beyazlık.
KAPİLLARİOZİS
İnsan ve hayvanlarda Capillaria cinsinde bulunan nematod türlerinin neden olduğu enfeksiyon.
KAPILANDIRMAK
Kapılanmasını sağlamak.
KAPALITOPLULUK
İşyeri, küçük küme ve örgüt gibi yersel ya da ilişki ağı bakımından sınırlı ve dar kapsamlı araştırma evreni, bk. açıktopluluk.
KAPİTALİSTLEŞME
Kapitalistleşmek durumu.
KAPİTALİSTLEŞMEK
Kapitalist duruma gelmek.
KAPİTULASİYONLAR
Osmanlı hükümdarlarının, kendi ülkeleri içinde yabancılara tanıdıkları özel haklar ve ayrıcalıklar.
KAPASİTESİZLİK
Kapasitesiz olma durumu.
KAPISALIVERMEK
Elindeki şeyi gücü yettiği kadar uzağa atmak.
KAPRİPOKSVİRÜSLER
Keçipoksvirüsler.
KAPATILABİLME
Kapatılabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
AKSEDİR
Kaplaması mobilyacılıkta kullanılan, açık kahverengi öz odunlu olan bir ağaç (Thuya occidentalist).
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
ACILANMAK
Tadı acı olmak, acılaşmak. Acılı durumda olmak, üzüntüye kapılmak, üzülmek.
ALÇICI
Alçı taşını çıkaran kimse. Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AHIR
Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, hayvan damı.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
ALÇILATMAK
Alçı ile kapattırmak, sıvatmak.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.