Kelimeler arşivinde; içinde "ilal" olan, toplam 44 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ilal bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ilal ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ilal olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KLOROFENİLALANİN
CİLALAYABİLMEK, POLİVİNİLALKOL, SİNANLIBİLALLİ
CİLALAYABİLME
CİLALATILMAK, İHTİLALCİLİK
SPONDİLALJİ, FENİLALANİN, CİLALATILMA
DİLALENMEK, DİLALANMAK, BİLALUŞAĞI, CİLALATMAK, CİLALANMAK
HALİLALAN, HİLALTEPE, CİLALATMA, BİLALEMEK, YEŞİLALIÇ, İHTİLALCİ, YEŞİLALAN, BİLALOĞLU, CİLALAMAK, CİLALANMA
BİLALLER, BİLALKÖY, CİLALAMA, HİLALLER, NURHİLAL
DİLALTI, EHDİLAL, İNHİLAL, HİLALLİ, İHTİLAL
CİLALI, İLALAN, HİLALİ, BİLALA
SİLAL, FİLAL, BİLAL, HİLAL
İLAL
İLAL
"Ülke al, fethet" anlamında kullanılan bir isim".
DİLALENMEK
Üşenmek. Nazlanmak, Şımarmak.
BİLALUŞAĞI
Elâzığ ilinde, Aydınlar nahiyesine bağlı bir bölge.
CİLALAYABİLME
Cilalayabilmek işi.
CİLALATMAK
Cilalama işini yaptırmak.
SİNANLIBİLALLİ
Kocaeli kenti, Kaymaz nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
POLİVİNİLALKOL
Doymamış alkol olan vinil alkolün polimerizasyonuyla elde edilen sentetik madde.
DİLALANMAK
Nazlanmak, Şımarmak.
İHTİLALCİLİK
İhtilalci olma durumu, devrimcilik.
CİLALAYABİLMEK
Cilalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
CİLALATILMAK
Cilalama işi yaptırılmak.
CİLALANMAK
Cilalama işine konu olmak.
CİLALATILMA
Cilalatılmak işi.
KLOROFENİLALANİN
Merkezi sinir sistemi ve periferdeki hücrelerde triptofan hidroksilaz enzimini baskılayarak üretimini azaltıp dokudaki konsantrasyonunu düşüren ilaç.
SPONDİLALJİ
Omurga ağrısı, spondilodinya.
FENİLALANİN
Aromatik bir yan zinciri olan kutupsuz, insan besini için temel bir amino asit. Suda çözünen, alkolde az çözünen, aromatik bir yan zinciri olan kutupsuz esansiyel bir aminoasit. Bütün amino asitlerin oluşumunda temel olan, artrit ağrılarının kontrolünde çok etkili olan, mental dikkati yükselten, merkezi sinir sistemi üzerine etkili iştahı azaltan, sembolü Phe ve F olan, aromatik ve hidrofobik yan zincirli esansiyel bir amino asit.
Bu bölümde tanımı içerisinde İLAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEVRİMCİLİK
Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapma. İnkılapçılık. İhtilalcilik.
LAKE
Lak ile cilalanmış.
İHTİLALCİ
İhtilal yanlısı ve ihtilal yapan kimse, devrimci.
MERMERCİLİK
Cilalı yüzeyler elde etmek için sert taşları işleme sanayisi. Mermer işleme sanatı.
AYRIŞMA
Ayrışmak işi. Moleküllerin, türlü etkenlerle geçici olarak daha yalın atom ve moleküllere bölünmesi, inhilal.
BOŞALMAK
Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek. Doyuma ulaşmak. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak. Gevşemek, açılmak. Hayvan, bağından kurtulmak. Dışarıya akmak, dökülmek.
KAYIŞ
Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi. Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç. Ustura bilenen cilalı kösele. Kayma işi.
MERMER
Bileşiminde % 75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı. Beyaz ve ince bir tür bez. Bu taştan yapılmış.
AYÇA
Hilal. Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapılmış ay yıldızlı süs, alem.
APRELEMEK
Kumaş veya deriyi cilalamak, perdahlamak.
DEVRİMCİ
Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapan kimse. Devrim yapan veya devrime bağlı olan kimse, ihtilalci. İnkılapçı kimse.
MÜHRELEMEK
Kâğıdı mühre ile cilalamak, parlatmak, düzeltmek.
APRESİZ
Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
MAUN
Tespih ağacıgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen büyük bir orman ağacı, akaju (Swietenia mahagoni). Bu ağacın parlak kırmızımtırak renkte, sert ve iyi cilalanan kerestesi. Bu keresteden yapılan.
CELİ
Açık, aşikâr. Parlak, cilalı.
AHAR
Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.
APRELİ
Apresi yapılmış, perdahlanmış veya cilalanmış.
DEVRİM
Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik. Çevrilme, katlanma, bükülme. İhtilal. İnkılap.
APRE
Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.