Kelimeler arşivinde; içinde "ilan" olan, toplam 44 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ilan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ilan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ilan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YİLANBOYUNGİLLER, ARABİNOKSİLANLAR
METİLKLOROSİLAN
YAVUNCİLANMAK
ŞİLANLAMAK, İLANKAVIĞI, KİLANGİYOM
FİLANTROP, İLANCILIK, İLANİHAYE, ACİLANMAK, BİLANOFOS
CAHİLANE, İLANDİLİ, FİLANKES, KSİLANAZ, CİLANKAZ, İLANIAŞK, SEFİLANE, GAFİLANE
PİLANYA, AKİLANE, İLANPAS, SUHİLAN, İLANKAÇ, İLANGEÇ, VİLANEL, İLANCIK, İLANCIH, İLANCOH, ADİLANE, BİLANÇO
ZİLANI, İLANEN, BİLANİ, KSİLAN, HİLANİ
DİLAN, BİLAN, FİLAN, YİLAN, İLANŞ, İLANA
İLAN
İLAN
Duyuru. Açıkça bildirme, açıkça duyurma.
ARABİNOKSİLANLAR
Buğday, çavdar ve tritikalede bulunan, sindirimi zorlaştırarak tane yemin metabolik enerjisi kullanımını düşüren nişasta tabiatında olmayan polisakkaritler.
YAVUNCİLANMAK
Yalvarmak.
YİLANBOYUNGİLLER
Kuşlar (Aves) sınıfının, kürek ayaklılar (Pelecaniformes) takımından, Afrika, Suriye ve Madagaskar'da yaşayan, suya dalıp uzun, sivri gagalarını zıpkın gibi kullanarak balık avlayan, ucu yuvarlak ve uzun kuyruklu türleri olan bir familya. Yılanboyun kuşu (Anhinga rufa) iyi bilinen türüdür.
ACİLANMAK
Acılaşmak.
CAHİLANE
Cahilce.
İLANDİLİ
Damarlı ve ince yaprakları olan pis kokulu bir ot. Bir çeşit cılız arpa. Zayıf, ipince: Hastalıktan ilandili gibi kaldım.
ŞİLANLAMAK
Teyellemek.
BİLANOFOS
Beyaz toz hâlinde renksiz, kristalize, suda çözünen, böcek öldürücü zehirli bir madde.
METİLKLOROSİLAN
Silikon eldesinde kullanılan bir madde.
KİLANGİYOM
Bağırsak lenf damarlarından köken alan tümör.
FİLANTROP
İnsansever, insanların iyiliği için çalışan (kimse).
İLANKAVIĞI
Dönemeçli yol.
İLANCILIK
Ticari bir amaçla geniş topluluklara tanıtılmak istenen bir şeyi basın ve yayım yoluyla duyurma işi.
FİLANKES
Falan kimse. Falan kişi.
İLANİHAYE
Sonsuza kadar. Sonsuz.
Bu bölümde tanımı içerisinde İLAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
FALANINCI
Söylenmesi gerekli görülmeyen sıra sayısı yerine kullanılan bir söz, filanıncı.
ALAFAT
Çok büyük: Dün alafat bir yılan gördüm. Çok iri ve korkunç: Alafat bi ilan gördüm.
DUYURU
Herhangi bir olguyu, bir işi, bir durumu duyurmak için yayımlanan yazılı veya sözlü haber, ilan.
AKILLICA
Akla yakın, doğru, makul. (akıllı'ca) Akla yakın, doğru bir biçimde, akıllıcasına, akilane.
DEKLARASYON
Bildirme, duyurma, ilan etme. Bildiri. Mal bildirimi.
DUYURULMAK
Duyulmasını sağlamak. İlan edilmek.
YAFTALAMAK
Yafta asmak. Etiketlemek. Duyurmak, ilan etmek.
CAHİLCE
Cahile yakışır bir biçimde, cahilcesine, cahilane.
TANZİMAT
İdari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı. Sultan Abdülmecit zamanında, 1839'da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem.
İFLAS
Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu, batkı, batkınlık, müflislik. İşlevini ya da görevini yapamama. Yenilgiye uğrama, değerini yitirme.
CARLAMAK
Bağırarak konuşmak. Çok söylemek. Nara atmak, haykırmak. İlan etmek, duyurmak.
CAR
Çağrı, tellal ile duyurma. Tehlike durumu. İlan. Kadınların örtündükleri çarşaf, zar (III).
YAYIMLAMAK
Kitap, gazete, dergi vb. şeyleri basmak ve dağıtmak, neşretmek. Resmen bildirmek, açıklamak, ilan etmek. Bir yazıya, habere, resme gazetede yer vermek. Dinlenilecek, görülecek şeyleri radyo ve televizyonla sunmak, bildirmek, duyurmak.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
HAKÇA
Adalete uygun bir biçimde, doğrulukla, adilane.
AFİŞ
Bir şeyi duyurmak veya tanıtmak için hazırlanan, kalabalığın görebileceği yere asılmış, genellikle resimli duvar ilanı, ası. Oyunların tanıtılmasında kullanılan çeşitli biçimde ve kimi kez resimli duvar ilânı.
DUYURMAK
Duymasını sağlamak. İlan etmek. Sezdirmek.
SEFERBERLİK
Bir ülkenin silahlı kuvvetlerini savaşa hazır duruma getiren, ülkenin ekonomisini, yönetimini savaş gereklerine uyacak duruma sokan hazırlık ve önlemlerin tümü. Bu durumun ilan edildiği veya savaşın sürdüğü dönem.
FALAN
Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan. Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime. Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz.