Sonu İLAL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ilal" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ilal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ilal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ilal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

NURHİLAL

7 harfli kelimeler

İHTİLAL, İNHİLAL, EHDİLAL

5 harfli kelimeler

HİLAL, BİLAL, FİLAL, SİLAL

4 harfli kelimeler

İLAL

Bazı kelimelerin anlamları

İLAL

"Ülke al, fethet" anlamında kullanılan bir isim".

FİLAL

Çocukların giydiği yazlık sandal.

EHDİLAL

Arapça kökenli ihtilâl: ihtilal.

HİLAL

Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi, ayça, yeni ay. Çocukların okuma öğrenmeye başladıklarında satır ve sözleri şaşırmamak için söz üzerinde gezdirdikleri ucu sivri, uzunca bir gösterme aracı.

İHTİLAL

Bir ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik yapısını veya yönetim düzenini değiştirmek amacıyla kanunlara uymaksızın cebir ve kuvvet kullanarak yapılmış olan geniş halk hareketi, devrim. Kargaşalık, düzensizlik, karışıklık. Köklü değişim.

SİLAL

Yaklaşık %5 Si içeren sıcaklığa daynaklı demir.

BİLAL

Bilâl. Su gibi ıslatan. Islaklık.

NURHİLAL

Ay ışığı, parlaklığı.

İNHİLAL

Dağılma, bölünme, parçalanma. Açılma. Ayrışma.

  -   -   -  

Anlamında İLAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İLAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DEVRİMCİ

Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapan kimse. Devrim yapan veya devrime bağlı olan kimse, ihtilalci. İnkılapçı kimse.

KAYIŞ

Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi. Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç. Ustura bilenen cilalı kösele. Kayma işi.

AHAR

Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.

AYRIŞMA

Ayrışmak işi. Moleküllerin, türlü etkenlerle geçici olarak daha yalın atom ve moleküllere bölünmesi, inhilal.

MÜHRELEMEK

Kâğıdı mühre ile cilalamak, parlatmak, düzeltmek.

APRELİ

Apresi yapılmış, perdahlanmış veya cilalanmış.

DEVRİM

Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik. Çevrilme, katlanma, bükülme. İhtilal. İnkılap.

İHTİLALCİ

İhtilal yanlısı ve ihtilal yapan kimse, devrimci.

MAUN

Tespih ağacıgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen büyük bir orman ağacı, akaju (Swietenia mahagoni). Bu ağacın parlak kırmızımtırak renkte, sert ve iyi cilalanan kerestesi. Bu keresteden yapılan.

MERMER

Bileşiminde % 75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı. Beyaz ve ince bir tür bez. Bu taştan yapılmış.

CELİ

Açık, aşikâr. Parlak, cilalı.

DEVRİMCİLİK

Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapma. İnkılapçılık. İhtilalcilik.

APRELEMEK

Kumaş veya deriyi cilalamak, perdahlamak.

LAKE

Lak ile cilalanmış.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

APRESİZ

Apresi yapılmamış, perdahlanmamış veya cilalanmamış.

APRE

Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.

MERMERCİLİK

Cilalı yüzeyler elde etmek için sert taşları işleme sanayisi. Mermer işleme sanatı.

AYÇA

Hilal. Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapılmış ay yıldızlı süs, alem.

BOŞALMAK

Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek. Doyuma ulaşmak. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak. Gevşemek, açılmak. Hayvan, bağından kurtulmak. Dışarıya akmak, dökülmek.