Kelimeler arşivinde; içinde "ikta" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ikta bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ikta ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ikta olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PİSİKTAŞAĞI, DİKTATÖRLÜK
NİKTALOPİ, NEZİKTAŞI
EŞİKTAŞI, KESİKTAŞ, İKTARGAN, İKTAMMOL, İKTALBİN, GEDİKTAŞ, BEŞİKTAŞ, ÇELİKTAŞ, ÇELİKTAN, CİRLİKTA, İBRİKTAR, DİKTATÖR, DİKTAFON
DİKTACI
MİKTAR, MİKTAN
DİKTA
İKTA
İKTA
Bir kişinin mülkiyetinde olmayıp devlete ait olan toprakların vergilerinin veya gelirlerinin asker veya sivil erkâna hizmet ve maaşlarına karşılık verilmesi.
PİSİKTAŞAĞI
Meyveleri yenilen yabanıl bir ot.
İKTARGAN
Iktiyol gümüş, gümüş sülfoiktiyolat. Suda çözünen %30 Ag, %15,5 bileşimine sahip kahverengi toz halinde bulunan bir antiseptik ve astringent.
GEDİKTAŞ
Ayrıcalıklı, güçlü kimse.
EŞİKTAŞI
(Mimarlık) Cami ve kervansaray kapılarında eşiğin hemen içine konulan granitten düz taş.
İKTAMMOL
Ziftli şist veya tortulu şistin tahrip edici damıtılması sonucunda ortaya çıkan sülfolanmış yağlı maddenin amonyum tuzları. Suda çözünen, keskin kokusu olan siyah viskoz sıvı. Bakteriostetik merhem.
CİRLİKTA
Bezir yağında pişirilmiş ince pide.
ÇELİKTAN
Güçlü, kuvvetli kimse.
BEŞİKTAŞ
İstanbul iline bağlı ilçelerden biri.
İKTALBİN
İktiyol albuminat, suda çözünmeyen, gri toz halinda bulunan bir antiseptik.
İBRİKTAR
Sarayın leğen, ibrik vb. eşyalarından sorumlu olan görevli.
NEZİKTAŞI
Nezik adı verilen çile çözme aracının dik durmasını sağlayan taş. (Gölbaşı Çankaya Ankara).
DİKTATÖRLÜK
Diktatör olma durumu. Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen. Bir diktatör tarafından yönetilen ülke.
ÇELİKTAŞ
Güçlü, kuvvetli kimse.
KESİKTAŞ
Gaziantep şehri, Nizip ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
NİKTALOPİ
Gece körlüğü.
Bu bölümde tanımı içerisinde İKTA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANDROPOZ
Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.
BÜKÜM
Bükme işi. Bir kerede eğrilmiş iplik, yün miktarı. Bir şeyin bükülmüş yeri, kat, kıvrım.
AZALMAK
Az denecek bir miktara inmek. Etkisini yitirmek, hafiflemek. Eskisinden az bir duruma gelmek.
BARDAK
Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılmış olan kap. Boduç, çamçak. Toprak testi. Bu kabın alacağı miktarda olan.
BÖLÜNEN
Bir bölme işleminde eşit bölümlere ayrılması gereken miktar veya sayı.
ARABALIK
Garaj. Araba dolduracak miktarda olan.
BAKRAÇ
Çoğunlukla bakırdan yapılmış olan küçük kova. Bu kovanın alabildiği miktarda olan.
BASINÇ
Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
ARTIMLI
Pişince şiştiği için miktarı artmış gibi görünen, artağan. Çoğalma özelliği olan.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
BOP
Poker oyununda, oyuna girmek için ortaya konması gereken en az miktar. İskambil oyunlarında ortadaki miktar kadar oyuna katıldığını belirten bir söz.
BİRAZ
Bir parça, azıcık. (bi'raz) Az miktarda. (bi'raz) Kısa bir süre için.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ARABA
Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.
ARTMAK
Büyük heybe. Değeri yükselmek, fazlalaşmak. Çoğalmak. Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak.
ÇEKER
Bir tartma aletinin kaldırabildiği ağırlık miktarı.
BROM
Atom numarası 35, atom ağırlığı 79,909, yoğunluğu 2,97 olan, deniz sularında az, bazı göllerde çok miktarda bulunan, kırmızı renkli, pis kokulu, zehirli, sıvı bir element (simgesi Br).
AZALTMAK
Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.
ALKOLÖLÇER
Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz, alkolmetre. İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç, alkolmetre.