İçinde İKTE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ikte" olan, toplam 29 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ikte bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ikte ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ikte olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

YUKARIKEKLİKTEPE

15 harfli kelimeler

AŞAĞIKEKLİKTEPE

13 harfli kelimeler

VERDİNİKTERUS

12 harfli kelimeler

YEKLEMCİKTEN

11 harfli kelimeler

BİRLİKTELİK, KERNİKTERUS

10 harfli kelimeler

ÇEVRİKTEPE, İNCECİKTEN, KEKLİKTEPE

9 harfli kelimeler

BEŞİKTEPE, ELİKTEKKE, GEDİKTEPE, GEYİKTEPE, HELELİKTE, İBRİKTEPE, KEKİKTEPE

8 harfli kelimeler

ÇELİKTEN, BİRLİKTE, KEŞİKTEN, PRATİKTE, İKTEROİD, ÇİKTELİK

7 harfli kelimeler

İKTERUS, İKTERİK, TETİKTE

5 harfli kelimeler

İKTER, DİKTE, YİKTE

Bazı kelimelerin anlamları

İKTE

Alışkın, toyluk devresini geçirmiş.

BEŞİKTEPE

Ağrı şehrinde, Murat nahiyesine bağlı bir yer. Amasya şehri, Göynücek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Balıkesir şehri, Altınova nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Çorum kenti, Alaca ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

ÇEVRİKTEPE

Nehir büklümlerinin yarılmasıyle, koyak düzlüğündeki akarsu yatağı ile çevrili tepecik.

AŞAĞIKEKLİKTEPE

Gaziantep kenti, Yavuzeli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

YUKARIKEKLİKTEPE

Gaziantep kenti, Yavuzeli belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KEKLİKTEPE

Bitlis şehrinde, Güroymak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Siirt ilinde, Bağgöze bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas ilinde, Sincan bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

VERDİNİKTERUS

Safra stazından doğan ve derinin yeşil renk aldığı sarılık.

İNCECİKTEN

Belli belirsiz bir biçimde.

GEYİKTEPE

Diyarbakır ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

GEDİKTEPE

Erzincan şehrinde, Bozoğlak bucağına bağlı bir yer.

HELELİKTE

Şimdilik.

İBRİKTEPE

Edirne şehri, İbriktepe nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

BİRLİKTELİK

Birlikte olma durumu, beraberlik.

ELİKTEKKE

Amasya ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KERNİKTERUS

Bilirubin ensefalopatisi.

YEKLEMCİKTEN

Yalandan, şakadan.

  -   -   -  

Anlamında İKTE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İKTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AFYON

Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.

ALIÇ

Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.

AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

ALESTA

Harekete hazır, tetikte.

ALBÜMİN

Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.

ADRENALİN

Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.

AKHARDAL

Hekimlikte iç sürdürücü olarak kullanılan hardal türlerinden biri (Sinapis alba).

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

AĞLAŞMAK

Birlikte ağlamak. Sızlanmak.

AMALİERBAA

Matematikte dört işlem.

AKONİTİN

Boğan otundan çıkarılan ve hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.

ALAYLI

Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.

ALACA

Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.

AGARAGAR

Deniz yosunlarından çıkarılan, beslenme endüstrisinde, hekimlikte ve bakteriyolojide kullanılan bir jelatin türü, jeloz.

ALÇI

Alçı taşının pişirilip toz durumuna getirilmesinden elde edilerek yapılarda, sanatta, mimarlıkta ve dişçilikte kullanılan madde.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AKROMEGALİ

Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.