Kelimeler arşivinde; içinde "her" olan, toplam 286 tane kelime bulunuyor. İçerisinde her bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu her ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında her olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DUTCHERCİSİMCİĞİ
HERMAFRODİSMUS, HERMAFRODİTİZM, HERPESVİRÜSLER
MÜCEVHERCİLİK, RUTHERFORDYUM, GASTROTHERAPİ, HERPESVİRİDAE, İMMUNOTHERAPİ, PİCKELHERRİNG, THERAPHOSİDAE
HERGELECİLİK, HERBARTÇILIK, HERMAFRODİZM, HERPETOMONAS, SEHERYAPRAĞI, YOZHERGELESİ
HERİFÇİOĞLU, ESCHERİCHİA, GEVHERUŞAĞI, HEREKLENMEK, HERGİLLEMEK, HERNİOGRAFİ, HERPESVİRÜS, HERPETOSOMA, KEHERLENMEK, MEHERSİNMEK, THERİDİİDAE
HERGELELİK, MÜCEVHERAT, MÜCEVHERCİ, HERZEVEKİL, CÜHERLEMEK, ESHERİCHİA, HERCİMERCH, HEREKLEMEK, HERELENMEK, HERGELEAŞI, HERİKEŞMEK, HERKENEKLİ, HERNİORAFİ, HERNİOTOMİ, HERSDENMEK, HERSLENMEK, MEHERSİMEK, SEHERLEMEK, THEROMYZON
BEHERGLAS, CEVHERSİZ, GÜHERÇİLE, HERCAİLİK, HERCÜMERÇ, HEREKLEME, HERGELECİ, HERKESLİK, KİLOHERTZ, MEGAHERTZ, MÜZAHERET, ACHTHERES, AKIRHERGİ, ÇAYCEVHER, ELEMEHERE, GANŞEHERİ, GÖHERÇİLE, HEREDİTER, HEREKTERİ, HERELEMEK, HERELTMEK, HERGETMEK, HERGİMANT, HERİHIMEK, HERKENDAZ, HERKİLDEK, HERLENMEK, HERPİTMEK, HERRENMEK, HERVANİYE, Devamını Oku »»
CEVHERLİ, HERCAİCE, HERHANGİ, HERİFLİK, MÜCEVHER, ALACEHER, ALASEHER, CÜHERDER, GEHERMEK, GIRŞEHER, GÖHERMEK, GÖHERTAŞ, HERBİSİT, HERBİVOR, HERCİMEK, HERDAYIM, HERDİDİK, HEREDERİ, HEREKEME, HEREMİZE, HERENLİK, HERENNİK, HERGELDE, HERGELDİ, HERGENDİ, HERGENEK, HERGİMAT, HERGOLİK, HERĞEDİM, HERHALDE, Devamını Oku »»
HERGELE, ZEMHERİ, CÜHERLİ, DIHERİK, GEVHERİ, HERALDA, HERALİM, HERANGİ, HERDEMİ, HEREGÜT, HEREKET, HEREKLİ, HEREKSİ, HERELLİ, HEREMİZ, HERENEK, HERERET, HERFENE, HERGİNE, HERİŞTE, HERKELE, HERKERE, HERKÖZÜ, HERMİTE, HERNÜYH, HERPMEK, HERSNEN, HERTİYH, HERVANE, HERVANİ, Devamını Oku »»
CEVHER, GEVHER, HERCAİ, HERKES, MEŞHER, BİHERİ, BÖHERİ, BUHERİ, CEHERİ, HERACE, HERAMİ, HERANİ, HERBET, HERDEN, HERECE, HEREKE, HERELİ, HERENE, HERENİ, HERENK, HERESI, HERESİ, HERESÜ, HERETİ, HEREYH, HEREZE, HERGEB, HERGİL, HERGİZ, HERGOS, Devamını Oku »»
BEHER, HEREK, HERİF, HERİK, HERTZ, HERZE, MOHER, SEHER, ABHER, CÖHER, CUHER, CÜHER, GÖHER, GÜHER, HERAL, HERAM, HERAV, HERBİ, HERCE, HERDE, HEREL, HEREM, HEREN, HERER, HEREV, HERİL, HERİM, HERKE, HERLE, HERMİ, Devamını Oku »»
HERK, AHER, EHER, HERA, HERB, HERC, HERE, HERG, HERİ, HERR, HERS, HERT, HERÜ
HER
HER
Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz.
THERAPHOSİDAE
Kuş örümceği.
HERPESVİRÜSLER
Sığırların enfeksiyöz rinotrahitisi/enfeksiyöz püstülervulvavajinitisi, yalancı kabarcıklı deri hastalığı, yalancı kuduz ve koriza hastalığı virüsleri gibi virüslerin yer aldığı ve pek çoğu enfekte ettiği konakta daimi enfeksiyonlara yol açan çift iplikli DNA'ya sahip, yaklaşık 150 nm büyüklükte ve zarflı virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Herpesviridae.
İMMUNOTHERAPİ
Aşı tedavisi.
PİCKELHERRİNG
On yedinci yüzyılda bütün Avrupa'da ün yapan İngiliz oyuncusu Robert Reynolds'un yarattığı ve anonim bir duruma getirdiği soytarı tipi.
HERMAFRODİZM
Aynı bireyde hem erkek hem de dişi genital organların bulunması durumu. İki cinslilik.
HERPESVİRİDAE
Herpesvirüsler.
GASTROTHERAPİ
Mide hastalıklarının tedavisi.
HERGELECİLİK
Hergelecinin yaptığı iş.
RUTHERFORDYUM
Kurçatovyum elementine Amerikalıların verdiği ad (simgesi Rf).
HERPETOMONAS
Trypanosomatidae.
MÜCEVHERCİLİK
Mücevhercinin işi, kuyumculuk.
DUTCHERCİSİMCİĞİ
Lenfosit ve plazma hücrelerinin tümörlerinde antikor içeren sitoplazmanın çekirdeğe fıtıklaşması sonucu oluşan çekirdek içi cisimcik.
HERBARTÇILIK
Herbart'ın ortaya koyduğu ruhbilim görüş ve yöntemlerini benimseyen akım.
HERMAFRODİSMUS
İki cinslilik.
HERMAFRODİTİZM
İki cinslilik.
Bu bölümde tanımı içerisinde HER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇMALIK
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AHLAKÇI
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
AJURLU
Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ADAŞ
Adları aynı olanlardan her biri.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AĞRI
Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AĞIZLI
Ağzı herhangi bir biçimde olan.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.