HER ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "her" olan, toplam 194 adet kelime bulunmaktadır. her ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu her ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde her olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

HERMAFRODİSMUS, HERMAFRODİTİZM, HERPESVİRÜSLER

13 harfli kelimeler

HERPESVİRİDAE

12 harfli kelimeler

HERBARTÇILIK, HERGELECİLİK, HERMAFRODİZM, HERPETOMONAS

11 harfli kelimeler

HEREKLENMEK, HERGİLLEMEK, HERİFÇİOĞLU, HERNİOGRAFİ, HERPESVİRÜS, HERPETOSOMA

10 harfli kelimeler

HERCİMERCH, HEREKLEMEK, HERELENMEK, HERGELEAŞI, HERGELELİK, HERİKEŞMEK, HERKENEKLİ, HERNİORAFİ, HERNİOTOMİ, HERSDENMEK, HERSLENMEK, HERZEVEKİL

9 harfli kelimeler

HERCAİLİK, HERCÜMERÇ, HEREDİTER, HEREKLEME, HEREKTERİ, HERELEMEK, HERELTMEK, HERGELECİ, HERGETMEK, HERGİMANT, HERİHIMEK, HERKENDAZ, HERKESLİK, HERKİLDEK, HERLENMEK, HERPİTMEK, HERRENMEK, HERVANİYE

8 harfli kelimeler

HERBİSİT, HERBİVOR, HERCAİCE, HERCİMEK, HERDAYIM, HERDİDİK, HEREDERİ, HEREKEME, HEREMİZE, HERENLİK, HERENNİK, HERGELDE, HERGELDİ, HERGENDİ, HERGENEK, HERGİMAT, HERGOLİK, HERĞEDİM, HERHALDE, HERHANGİ, HERHEPSİ, HERİFLİK, HERİKLET, HERKENEK, HERKESÇE, HERLEMBE, HERLEMEK, HERMALİN, HERMETİK, HERPERTİ, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

HERALDA, HERALİM, HERANGİ, HERDEMİ, HEREGÜT, HEREKET, HEREKLİ, HEREKSİ, HERELLİ, HEREMİZ, HERENEK, HERERET, HERFENE, HERGELE, HERGİNE, HERİŞTE, HERKELE, HERKERE, HERKÖZÜ, HERMİTE, HERNÜYH, HERPMEK, HERSNEN, HERTİYH, HERVANE, HERVANİ

6 harfli kelimeler

HERACE, HERAMİ, HERANİ, HERBET, HERCAİ, HERDEN, HERECE, HEREKE, HERELİ, HERENE, HERENİ, HERENK, HERESI, HERESİ, HERESÜ, HERETİ, HEREYH, HEREZE, HERGEB, HERGİL, HERGİZ, HERGOS, HERHAL, HERİSE, HERİSİ, HERİYA, HERKEK, HERKES, HERKEŞ, HERKEZ, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

HERAL, HERAM, HERAV, HERBİ, HERCE, HERDE, HEREK, HEREL, HEREM, HEREN, HERER, HEREV, HERİF, HERİK, HERİL, HERİM, HERKE, HERLE, HERMİ, HERNİ, HERRE, HERSE, HERŞE, HERTE, HERTİ, HERTZ, HERÜF, HERÜK, HERZE

4 harfli kelimeler

HERA, HERB, HERC, HERE, HERG, HERİ, HERK, HERR, HERS, HERT, HERÜ

3 harfli kelimeler

HER

Bazı kelimelerin anlamları

HER

Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz.

HERMAFRODİTİZM

İki cinslilik.

HEREKLENMEK

Tavını bulmak; yemeh hereklendi. Tavını bulmak; yemek için pişmiş olmak.

HERMAFRODİZM

Aynı bireyde hem erkek hem de dişi genital organların bulunması durumu. İki cinslilik.

HERPETOSOMA

Kimi sınıflandırma sistemlerinde Trypanosoma lewisi, T. duttoni ve T. rangeli türlerini içeren stercorarian tripanosomaların alt cinsi.

HERCİMERCH

Arapça kökenli here ü merc: hercümerç; karma karışık; alt-üst.

HERBARTÇILIK

Herbart'ın ortaya koyduğu ruhbilim görüş ve yöntemlerini benimseyen akım.

HERPETOMONAS

Trypanosomatidae.

HERPESVİRÜSLER

Sığırların enfeksiyöz rinotrahitisi/enfeksiyöz püstülervulvavajinitisi, yalancı kabarcıklı deri hastalığı, yalancı kuduz ve koriza hastalığı virüsleri gibi virüslerin yer aldığı ve pek çoğu enfekte ettiği konakta daimi enfeksiyonlara yol açan çift iplikli DNA'ya sahip, yaklaşık 150 nm büyüklükte ve zarflı virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Herpesviridae.

HERGİLLEMEK

Toprak kapları güneşte bırakarak kokusunu gidermek: Turşu küpünü hergilledim.

HERMAFRODİSMUS

İki cinslilik.

HERİFÇİOĞLU

Kızılan veya beklenmeyen bir işi yapan erkek.

HERNİOGRAFİ

Fıtık kesesine veya karın boşluğuna kontrast madde verilmesinden sonra görüntü alınması.

HERPESVİRİDAE

Herpesvirüsler.

HERGELECİLİK

Hergelecinin yaptığı iş.

HERPESVİRÜS

Herpes grubu virüsleri içine alan virüs grubu.

  -   -   -  

Anlamında HER bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HER geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AJURLU

Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AHLAKÇI

Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.

AHRETLİK

Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

AD

Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.

AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AÇMALIK

Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.

ADALET

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.

AĞRI

Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

ADAŞ

Adları aynı olanlardan her biri.

AĞIZLI

Ağzı herhangi bir biçimde olan.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.