Kelimeler arşivinde; içinde "göğ" olan, toplam 104 tane kelime bulunuyor. İçerisinde göğ bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu göğ ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında göğ olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖĞÜSLEYEBİLMEK
GÖĞÜSLEYEBİLME
GÜVERCİNGÖĞSÜ
GÖĞERTLEŞMEK, GÖĞÜMSÜREMEK
GÖĞÜLLENMEK, GÖĞÜSLENMEK
GÖĞÜSLEMEK, TAVUKGÖĞSÜ, KUMRUGÖĞSÜ, AŞAĞIGÖĞLÜ, BAŞLIGÖĞÜS, GÖĞÜNDÜRME, GÖĞÜSLENME, GÖKGÖĞERTİ, KARAGÖĞNÜK, KIZILGÖĞÜS, YERCEGÖĞCE
GÖĞÜSLEME, GÖĞÜSLÜCE, GÖĞEBAKAN, GÖĞELEMEK, GÖĞELEMPE, GÖĞERÇİLE, GÖĞERİLİK, GÖĞERTLEK, GÖĞERTMEK, GÖĞNÜKMEK, GÖĞNÜLMEK, GÖĞÜLEMEK
GÖĞÜSLÜK, GÖĞELEME, GÖĞEMCİK, GÖĞENMEK, GÖĞERÇİN, GÖĞERMEK, GÖĞERTME, GÖĞLEMEK, GÖĞLEMEZ, GÖĞNEMEK, GÖĞNÜGSÜ, GÖĞNÜKSÜ, GÖĞNÜMEK, GÖĞNÜMÜŞ, GÖĞSEMEK, GÖĞÜLEME, GÖĞÜNMEK, KAZGÖĞSÜ
GÖĞÜSLÜ, GÖĞÇIHI, GÖĞDELİ, GÖĞEĞEN, GÖĞELEK, GÖĞELEZ, GÖĞEMİK, GÖĞERCİ, GÖĞERTİ, GÖĞERTÜ, GÖĞLEME, GÖĞSLÜK, GÖĞSULU, GÖĞÜMSÜ, GÖĞÜNTÜ, GÖĞÜRCE
GÖĞCEH, GÖĞCEK, GÖĞCÜR, GÖĞÇEK, GÖĞDEN, GÖĞDÜN, GÖĞELİ, GÖĞERİ, GÖĞEZİ, GÖĞLEK, GÖĞLET, GÖĞLEZ, GÖĞNEK, GÖĞNÜK, GÖĞÖZE, GÖĞREK, GÖĞŞEK, GÖĞŞEN, GÖĞÜNÇ
GÖĞEM, GÖĞÜS, GÖĞAN, GÖĞCE, GÖĞDE, GÖĞEÇ, GÖĞEF, GÖĞEK, GÖĞEN, GÖĞER, GÖĞEZ, GÖĞLE, GÖĞLÜ, GÖĞNÜ, GÖĞÜÇ, GÖĞÜŞ, GÖĞÜZ
GÖĞA, GÖĞE, GÖĞN
GÖĞ
GÖĞ
Gökyüzü. Olgunlaşmamış, ham (meyve için). Mavi, masmavi. Yeşil, yemyeşil. Gök, sema.
AŞAĞIGÖĞLÜ
Şanlıurfa şehri, Halfeti belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KUMRUGÖĞSÜ
Açık gri renk. Bu renkte olan.
GÖĞÜSLEYEBİLME
Göğüsleyebilmek işi.
BAŞLIGÖĞÜS
Kabuklu hayvanlarda, örümceklerde ve akreplerde baş ile göğüs bölgesinin birleşmesinden oluşan bölge. Sefalotoraks.
GÖĞÜMSÜREMEK
Yeşilliğe ve ota özlem duymak: Bahar geç geldi, ayol hayvanlar da göğümsüredi, biz de.
GÖĞÜSLEYEBİLMEK
Göğüsleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖĞÜSLENMEK
Göğüsleme işi yapılmak.
GÖĞÜSLENME
Göğüslenmek işi.
GÜVERCİNGÖĞSÜ
Yeşil ile mavi arasında böcekkabuğuna benzer dalgalı ve değişken renk. Bu renkte olan.
GÖĞÜNDÜRME
Bir çeşit çıban. Ateşin bir şeyi hafif yakması. Göz hastalığının tedavisinde kullanılan bir çeşit bitki. Göz hastalığı.
GÖĞERTLEŞMEK
Ağaç kütükleri ya da tomruklar uzun süre kar ve yağmur altında kalarak yeşermek.
GÖKGÖĞERTİ
Bahçede bulunan çeşitli sebzeler: Bu yıl gökgöğertimiz yok.
GÖĞÜSLEMEK
Göğsünü dayayarak zorlamak. Karşı durmak, engel olmak, direnmek.
GÖĞÜLLENMEK
Gücenmek.
TAVUKGÖĞSÜ
Lifleri yumuşayıncaya kadar haşlanmış, didiklenmiş tavuk göğüs etinin pirinç ve süt ile koyulaşıncaya kadar pişirilmesiyle yapılmış olan muhallebiye şeker ve tavuk suyu katılarak hazırlanan bir tatlı türü.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖĞÜSLÜK
Genellikle ilköğretim öğrencilerinin giydiği tek biçimde üstlük, önlük. Elbisenin kirlenmemesi için göğse takılan önlük veya giyilen bir gömlek türü.
GÖĞÜSLÜCE
Biraz iri göğüslü.
BÜST
Vücudun, omuzlarla birlikte göğüsten yukarı bölümü. Heykelcilikte başı, göğsü, bazen de omuzları içine alan sanat ürünü.
GÖĞÜSLEME
Göğüslemek işi.
BALKON
Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar ya da parmaklıkla çevrili bölümü. Vücudun göğüs veya göbek bölümü. Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat.
DÖŞ
Göğüs, bağır. Kaburga altı.
BÖCEKLER
Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.
GÖĞÜSLÜ
Göğsü olan. Göğsü geniş olan. İri memeli (kadın).
AYYUK
Göğün en yüksek yeri. Göğün kuzey yarım küresinde bulunan bir takımyıldızın en parlak yıldızı.
BAHRİ
Denizle ilgili. Uzun boyunlu, sivri gagalı, boynunun önü ve göğsü parlak beyaz olan, alçaktan ve hızlı uçan, suya bağımlı bir tür kuş (Podiceps cristatus).
DİYAFRAM
Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas. Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha.
ARŞ
İslam inanışına göre göğün en yüksek katı. "Yürü" komutu.
HAVALANMAK
Temiz hava alması sağlanmak, havası değiştirilmek. Beğenilmeyen davranışlarda bulunmak. Yerinde oturamaz duruma gelmek. Bir şey hava akımıyla yer değiştirmek. Kibirli, gururlu, çalımlı davranışlarda bulunmak. Yerden ayrılıp göğe yükselmek.
BEL
İşaret. İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm. Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm. Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası. Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı. Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer. Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi. Ses şiddetiyle ilgili birim. Geminin orta bölümü. Meni.
BÖCEK
Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı, haşere. Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı. Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar.
FRİKİK
Serbest vuruş. Giysinin kazara açılmasıyla göğüs veya bacağın görünmesi.
BAĞIR
Göğüs. Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı, ahşa. Ok yayı ve dağda orta bölüm.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
ELEKTROŞOK
Ruh hastalıklarında, beyinden, kalp atışındaki düzensizliklerde göğüs duvarından çok kısa süreli yüksek elektrik akımı geçirerek hastayı iyileştirme yöntemi.