Kelimeler arşivinde; içinde "gerç" olan, toplam 38 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gerç bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gerç ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gerç olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GERÇEKLEŞTİRİLMEK
ÖZGERÇEKLEŞTİRİM, GERÇEKLEŞEBİLMEK, GERÇEKLEŞTİRİLME
GERÇEKÜSTÜCÜLÜK, GERÇEKLEŞEBİLME, GERÇEKLEŞTİRMEK
GERÇEKLEŞTİRME, GERÇEKMEDÜZLER
GERÇEKLEŞMEK, İÇGERÇEKLEME, GERÇEKLENMEK, GERÇEKÜSTÜCÜ
GERÇEKLEŞME, GERÇEKLEMEK, GERÇEKLEYİN, GERÇEKÇİLİK
GENEGERÇEK, GERÇEKLEME, GERÇEKÜSTÜ
GERÇEKTEN, GERÇEKLİK, GERÇEKSİZ
GERÇEKÇİ, GÖGERÇİN, GERÇİĞİN, GERÇESİZ, GERÇEMEK, GERÇEKLİ, GERÇEKTE, GERÇEKER, GERÇEKCİ
GERÇELİ
GERÇİH, GERÇİK, GERÇEK
GERÇİ
GERÇ
GERÇ
Eğlenme, alay.
GERÇEKMEDÜZLER
(Scyphozoa),en iyi bilinen türüdür.
GERÇEKLEŞTİRİLME
Gerçekleştirilmek işi.
GERÇEKLENMEK
Doğru bilmek, doğruluğuna inanmak.
GERÇEKLEŞTİRME
Gerçekleştirmek işi, realizasyon.
ÖZGERÇEKLEŞTİRİM
Kişiliğin bütün yönlerinin dengeli ve uyumlu biçimde gelişmesi.
GERÇEKLEŞEBİLMEK
Gerçekleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GERÇEKLEMEK
Bir şeyin doğruluğunu herhangi bir şeyle ortaya koymak, doğrulamak, teyit etmek.
GERÇEKLEŞTİRİLMEK
Gerçek duruma getirilmek.
İÇGERÇEKLEME
Bir gözlem yordamı ya da bir ölçme aracına alınan yanıtların geçerliğini ölçmek üzere, yanıtları kendi içinde tutarlılık süzgecinden geçirme, bk. geçerlik saptama yolları, geçerlik sınaması.
GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.
GERÇEKLEŞTİRMEK
Gerçek duruma getirmek, yapmak, ortaya koymak.
GERÇEKLEŞEBİLME
Gerçekleşebilmek işi.
GERÇEKÜSTÜCÜ
Gerçeküstücülükten yana olan, sürrealist. Gerçeküstücülükle ilgili olan (görüş, eser vb.), sürrealist.
GERÇEKLEŞME
Gerçekleşmek işi, tahakkuk.
GERÇEKLEŞMEK
Gerçek olmak, gerçek duruma gelmek, meydana gelmek, tahakkuk etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde GERÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ANKA
Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş, Simurg, Zümrüdüanka.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AKORTSUZLUK
Ses düzensizliği ya da ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.
ARAŞTIRMAK
Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AKILSIZ
Aklı, gerçeği görüp ona göre davranmayan, anlayışı kıt.
AKIŞ
Akma işi. Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme. Akın. Geçip gitme, sürüp gitme.
ALET
Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
AKILSAL
Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.
AKILLI
Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil. Uyanık geçinen. Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz.
AYILMAK
Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek. Aklı başına gelip gerçeği görmek.