GERE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "gere" olan, toplam 89 adet kelime bulunmaktadır. gere ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu gere ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gere olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

GEREKÇELENDİRMEK

15 harfli kelimeler

GEREKÇELENDİRME

13 harfli kelimeler

GEREKMEZCİLİK, GEREKÇESİZLİK

12 harfli kelimeler

GEREVİŞLEMEK, GEREKTİĞİNDE, GEREKİRCİLİK, GEREĞİERTESİ, GEREĞİNLEYİN

11 harfli kelimeler

GEREZLENMEK, GERENLENMEG, GEREKTİRMEK, GEREKSİZLİK, GEREKSİNMEK, GEREKLENMEK, GEREYLENMEK

10 harfli kelimeler

GERESLEMEK, GEREVİŞTEN, GERENGİLİK, GEREKTİRME, GEREKTİRİM, GEREBİLMEK, GEREKSİNME, GEREKSİNİM, GEREKSEMEK, GERENLEMEK, GEREKLİLİK, GERENNEMEK, GEREKLEYİŞ, GEREKİRLİK, GERENSEMEK, GEREKDÜĞÜN, GEREKÇESİZ

9 harfli kelimeler

GEREDELLİ, GEREKÇELİ, GEREKSEME, GEREBİLME, GEREKİRCİ, GERENKOVA, GERENİMEK, GEREĞİNCE

8 harfli kelimeler

GERENCİK, GERERMEK, GERENÖZÜ, GERENKÖY, GERENLİK, GERENMEK, GERELMEK, GEREKLİK, GEREKSİZ, GEREDELİ, GEREKMEK

7 harfli kelimeler

GEREKÇE, GERELTİ, GEREVET, GERENTİ, GERENSİ, GEREKİM, GERENSE, GEREVÜT, GEREKLİ, GEREKME, GERENLİ, GEREVİT, GERENGİ, GERENEK, GEREVİÇ, GEREMİT, GEREMET, GEREMEK, GEREBİÇ

6 harfli kelimeler

GEREBİ, GEREZA, GEREVİ, GEREVÜ, GERERE, GERENG, GEREME, GERELİ, GEREĞİ, GEREDE

5 harfli kelimeler

GERER, GEREN, GEREL, GEREK, GEREY, GEREZ, GEREÇ

4 harfli kelimeler

GERE

Bazı kelimelerin anlamları

GERE

Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Geniş. Ağız kavgası, çekişme.

GEREKTİĞİNDE

Ödek üzerinde bulunan ve gerektiği zaman kimin tarafından ödeme yapılacağını ya da borçlanımı bildiren deyim.

GEREVİŞLEMEK

Alelacele yapmak.

GEREĞİERTESİ

Pazartesi.

GEREZLENMEK

Su, buz tutmak.

GEREĞİNLEYİN

Lüzumu kadar, gereği gibi, iyice.

GEREKLENMEK

Kullanmak: Sabunu iyi gereklen.

GEREKÇESİZLİK

Gerekçesiz olma durumu.

GEREKSİZLİK

Gereksiz olma durumu, lüzumsuzluk.

GEREKİRCİLİK

Belirlenimcilik.

GEREKMEZCİLİK

İnsanın istenç özgürlüğünü saltıklaştırarak, gerçekte bilimin temeli olan gerekirciliği ve nedenselliğin genel geçerlilik niteliğini yadsıyan öğretilerin genel adı.

GEREKTİRMEK

Gerekli kılmak, icap ettirmek, istilzam etmek.

GERENLENMEG

Hava bulutlanmak, serinlemek.

GEREKÇELENDİRMEK

Gerekçeli duruma getirmek.

GEREKÇELENDİRME

Gerekçelendirmek işi.

GEREKSİNMEK

İhtiyaç duymak, ihtiyacı olmak.

  -   -   -  

Anlamında GERE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AFAKİ

Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ACIKMAK

Yemek yeme gereksinimi duymak.

AKAÇ

Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.

AHMAK

Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, aptal.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

ADAMAKILLI

Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

AJANDA

Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter, andaç.

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

ACİL

Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

AĞAÇLAŞMA

Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.

ACELE

Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.

AÇIKÇASI

Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.

AKAİT

Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. Bu kuralları toplayan kitap.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.