Kelimeler arşivi içinde; başında "geri" olan, toplam 78 adet kelime bulunmaktadır. geri ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu geri ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde geri olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GERİLEYEBİLMEK, GERİLETEBİLMEK
GERİLLALAŞMAK, GERİLİMSİZLİK, GERİLEYEBİLME, GERİLETEBİLME
GERİLLALAŞMA, GERİLLACILIK, GERİLİMÖLÇER, GERİLİMBÖLEN, GERİŞKATIRCI, GERİBİLDİRİM
GERİSİNGERİ, GERİSAÇILIM, GERİNNEŞMEK, GERİNLEŞMEK
GERİÇEVRİM, GERİLİMSİZ, GERİBESLEM, GERİLLALIK, GERİLETMEK
GERİTKÖYÜ, GERİLİMLİ, GERİLEYİŞ, GERİTEPME, GERİTEPKİ, GERİLETME, GERİCİLİK, GERİLLACI, GERİLEMEK, GERİVERME
GERİTMEK, GERİATRİ, GERİLMEK, GERİMCEK, GERİMŞEK, GERİŞMEK, GERİNMEK, GERİŞLER, GERİLİYH, GERİKMEK, GERİLEME
GERİLTİ, GERİYBE, GERİCEK, GERİŞLİ, GERİÇAM, GERİLLA, GERİREK, GERİNTİ, GERİLEK, GERİLME, GERİNME, GERİNİŞ, GERİNDİ, GERİNİM, GERİLİK, GERİMŞE, GERİMLÜ, GERİLİŞ, GERİMLİ, GERİMEK, GERİLİM
GERİLİ, GERİBE, GERİME, GERİCİ
GERİZ, GERİB, GERİM, GERİT, GERİÇ, GERİF, GERİŞ, GERİK, GERİP, GERİN
GERİ
GERİ
Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı. "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz. Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval. Aptal, anlayışsız. Eksik gösteren (saat). Hayvanda boşaltım organının dışı. Bir şeyin sona kalan bölümü. Son, sonuç. Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş. Geriye doğru. Geçmiş, mazi.
GERİSAÇILIM
Bir ışınımın ya da parçacıklar demetinin geliş doğrultularından 90° den büyük açılarda saçılmaları.
GERİLEYEBİLMEK
Gerileme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GERİSİNGERİ
Geri geri; tekrar geriye.
GERİLLALAŞMAK
Gerilla gibi faaliyet göstermek.
GERİLLALAŞMA
Gerillalaşmak işi.
GERİNNEŞMEK
Gerinmek.
GERİLİMÖLÇER
Buhar, ayrışma, yüzey vb.ne ilişkin gerilimleri ölçen alet, tansiyometre.
GERİLİMBÖLEN
Ardışık bağlı direnç, sığaç ve inkilteçlerden oluşan ve tüm dizinin uçlarına uygulanan gerilimin küçük bir bölümünü alarak kullanmaya yarayan düzenek.
GERİLETEBİLME
Geriletebilmek işi.
GERİLİMSİZLİK
Gerilimsiz olma durumu.
GERİŞKATIRCI
Bartın şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
GERİBİLDİRİM
Herhangi bir dizgenin ürettiği çıktının, bu dizgeye girdi olarak geri verilmesi yoluyla dizgenin kendi amacından sapan davranışlarını adım adım düzeltmesi, böylece öz denetimini sağlaması olanağı.
GERİLEYEBİLME
Gerileyebilmek işi.
GERİLETEBİLMEK
Geriletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GERİLLACILIK
Gerillacı olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde GERİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ART
Arka, geri. Arkada bulunan. Bir şeyin öbür yüzü.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
ARTIK
İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan. Daha çok, daha fazla. (a'rtık) Bundan böyle, bundan sonra. Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü. Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
AKAÇ
Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.
ALTIPATLAR
Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş, altı tane fişek alan tabanca, revolver.
ADIMLAMAK
Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.
AKSAMAK
Hafifçe topallamak. Bir iş gereği gibi yürümemek, geri kalmak.
BALON
Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.
ARTAKALMAK
Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak.
ARTMAK
Büyük heybe. Değeri yükselmek, fazlalaşmak. Çoğalmak. Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak.
ALIKOYMAK
Bir süre için bir yerde tutmak. Ayırıp saklamak. Mâni olmak, engel olmak. Birini, yapmakta olduğu veya yapmak istediği işten geri tutmak. Yoksun bırakmak.
ARİYET
Ödünçleme. Belli bir taşınır malın kullanımının geri verilmek şartıyla bedelsiz olarak bir kimseye bırakılması.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
AVDET
Dönüş, geri gelme.
ATLAMA
Atlamak işi. Belirli bir yerden gerilip hız alarak yapılmış olan sıçrama ile vücudu yerden kesip daha uzak bir yere kondurma veya belli bir yükseklikten aşırma. Bu biçimde en uzağa atlamak veya en yükseği aşmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.
BAKİYE
Artık, artan, kalan, geri kalan şey. Kalıntı. Alacak ve borçlar arasındaki fark.
AKSETMEK
Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.