GERÇ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "gerç" olan, toplam 34 adet kelime bulunmaktadır. gerç ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu gerç ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gerç olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

GERÇEKLEŞTİRİLMEK

16 harfli kelimeler

GERÇEKLEŞEBİLMEK, GERÇEKLEŞTİRİLME

15 harfli kelimeler

GERÇEKÜSTÜCÜLÜK, GERÇEKLEŞTİRMEK, GERÇEKLEŞEBİLME

14 harfli kelimeler

GERÇEKMEDÜZLER, GERÇEKLEŞTİRME

12 harfli kelimeler

GERÇEKÜSTÜCÜ, GERÇEKLENMEK, GERÇEKLEŞMEK

11 harfli kelimeler

GERÇEKLEYİN, GERÇEKÇİLİK, GERÇEKLEMEK, GERÇEKLEŞME

10 harfli kelimeler

GERÇEKÜSTÜ, GERÇEKLEME

9 harfli kelimeler

GERÇEKSİZ, GERÇEKTEN, GERÇEKLİK

8 harfli kelimeler

GERÇEMEK, GERÇESİZ, GERÇİĞİN, GERÇEKTE, GERÇEKLİ, GERÇEKER, GERÇEKÇİ, GERÇEKCİ

7 harfli kelimeler

GERÇELİ

6 harfli kelimeler

GERÇİH, GERÇİK, GERÇEK

5 harfli kelimeler

GERÇİ

4 harfli kelimeler

GERÇ

Bazı kelimelerin anlamları

GERÇ

Eğlenme, alay.

GERÇEKLEŞEBİLMEK

Gerçekleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GERÇEKLEŞTİRME

Gerçekleştirmek işi, realizasyon.

GERÇEKLEŞTİRİLME

Gerçekleştirilmek işi.

GERÇEKÜSTÜCÜ

Gerçeküstücülükten yana olan, sürrealist. Gerçeküstücülükle ilgili olan (görüş, eser vb.), sürrealist.

GERÇEKÇİLİK

Gerçekçi tutum ve davranış, realizm, realistlik. Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu benimseyen görüş, realizm, realistlik. Gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya çalışan sanat çığırı, realizm, realistlik.

GERÇEKMEDÜZLER

(Scyphozoa),en iyi bilinen türüdür.

GERÇEKLENMEK

Doğru bilmek, doğruluğuna inanmak.

GERÇEKLEŞTİRİLMEK

Gerçek duruma getirilmek.

GERÇEKLEŞEBİLME

Gerçekleşebilmek işi.

GERÇEKÜSTÜCÜLÜK

Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.

GERÇEKLEŞMEK

Gerçek olmak, gerçek duruma gelmek, meydana gelmek, tahakkuk etmek.

GERÇEKLEŞME

Gerçekleşmek işi, tahakkuk.

GERÇEKLEŞTİRMEK

Gerçek duruma getirmek, yapmak, ortaya koymak.

GERÇEKLEYİN

Hakikaten, gerçekten.

GERÇEKLEMEK

Bir şeyin doğruluğunu herhangi bir şeyle ortaya koymak, doğrulamak, teyit etmek.

  -   -   -  

Anlamında GERÇ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GERÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

AYILMAK

Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek. Aklı başına gelip gerçeği görmek.

AKIŞ

Akma işi. Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme. Akın. Geçip gitme, sürüp gitme.

ADIMSAYAR

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.

ALET

Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.

ATATÜRKÇÜLÜK

Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ALIŞKANLIK

Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.

ATOM

Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.

AKILSIZ

Aklı, gerçeği görüp ona göre davranmayan, anlayışı kıt.

AKILSAL

Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.

ANKA

Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş, Simurg, Zümrüdüanka.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

ARAŞTIRMAK

Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

AKILLI

Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil. Uyanık geçinen. Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz.

AKORTSUZLUK

Ses düzensizliği ya da ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.

ALEGORİ

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.