Kelimeler arşivinde; içinde "gene" olan, toplam 198 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gene bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gene ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gene olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GENELLEŞTİREBİLME
GENELLEŞTİRİLMEK, GONİYODİSGENEZİS, MİKROGAMETOGENEZ
GENELLEŞTİRİLME, DİSOSTEOGENEZİS, FOLİKÜLOGENEZİS, GENELLEYEBİLMEK, PİGMENTOGENEZİS
GENELLEŞTİRMEK, AKONDROGENEZİS, EMBRİYOGENEZİS, FARMAKOGENETİK, GALAKTOGENEZİS, GENELLEYEBİLME, İNDİRGENEBİLİR, MEGASPOROGENEZ, PARTENOGENEZİS, PROONTOGENEZİS, TERMAKOGENEZİS
ÇİNGENELEŞMEK, GENELLEŞTİRME, TUĞGENERALLİK, TÜMGENERALLİK, GENELGEÇERLİK, KORGENERALLİK, BLASTOGENEZİS, GLİKONEOGENEZ, GLÜKONEOGENEZ, GONADOGENEZİS, SİYANOGENETİK, SPERMATOGENEZ, SPERMİYOGENEZ, TROMBOGENEZİS
ÇİNGENELEŞME, ORGENERALLİK, PARTENOGENEZ, ABİYOGENETİK, AGAMETOGENEZ, AGAMOGENETİK, AGAMOGENEZİS, EMBRİYOGENEZ, GENEZLERİNCE, GLİKOGENEZİS, HİSTOGENETİK, KARSİNOGENEZ, KORYOGENEZİS, LAKTOGENEZİS, MAMMOGENEZİS, OSTEOGENEZİS, VİTELLOGENEZ
GENELKURMAY, GENELLEŞMEK, ALCALİGENES, BİYOGENETİK, FİLOGENETİK, FİTOGENETİK, GAMOGENETİK, GENELLENMEK, KETOGENEZİS, MELANOGENEZ, MONOGENERİK, MONOGENETİK, ORGANOGENEZ, PEDOGENEZİS, SİTOGENETİK, SPERMOGENEZ, ŞİZOGENEZİS
ÇİNGENELİK, GENELLEMEK, GENELLİKLE, GENERALLİK, KORGENERAL, TUĞGENERAL, TÜMGENERAL, GENELGEÇER, ABİYOGENEZ, AGAMOGENEZ, ALAGENEVÜR, ANDROGENEZ, DİSGENEZİS, EPİGENETİK, GENEGERÇEK, GENELCİLİK, GENELLENME, GENELLEŞME, GENERALİZE, GENEŞDÜMEK, GENEVİRALA, GLİKOGENEZ, KERTİŞGENE, KLADOGENEZ, MORFOGENEZ, OSTEOGENEZ, PROGENEZİS, TRANSGENEZ
GENELLEME, ONTOGENEZ, ORGENERAL, AMFİGENEZ, BİYOGENEZ, ÇİNGENECE, DİGENETİK, DÖRTGENEL, ERGENEKON, FİLOGENEZ, FİTOGENEZ, GENEGEREŞ, GENEPAKLA, GİNOGENEZ, LİPOGENEZ, LİZOGENEZ, METAGENEZ, MONOGENEA, NOTOGENEZ, NÖROGENEZ, ONKOGENEZ, OOGENEZİS, ORTOGENEZ, ÖNMENGENE, PATOGENEZ, PEDOGENEZ, POLİGENEZ, SİNGENEİK, SİTOGENEZ
EPİGENEZ, GENELEME, GENELLİK, GENELMEK, AGENEZİS, GENERÇEK, GENEŞMEK, GENEVİRT, GENEZİME, GENEZİNE, GENEZLİK, GENEZREK, GERGENEK, GERGENEZ, HERGENEK, MENGENEZ, NEOGENEZ, OTOGENEZ, OVOGENEZ
ÇİNGENE, GENELEV, GENELGE, GENERAL, GENETİK, MENGENE, BÖGENEK, DEGENEH, DEGENEK, DEZGENE, DİGENEA, DİGENEZ, DİNGENE, DÖGENEK, ENGENEK, ERGENEK, ERGENER, ERGENET, FİŞGENE, GEGENEZ, GENEKOP, GENEKSİ, GENELCİ, GENELME, GENERLİ, GENEVÇE, GENEVİR, GENEVİT, GENEVİZ, GENEVÜZ, Devamını Oku »»
ERGENE, AGENEZ, ENGENE, GENEBA, GENEPE, GENEZE, İŞGENE, MEGENE, TEGENE
GENEL, GENER, GENEŞ, GENEZ
GENE
GENE
Yine.
PİGMENTOGENEZİS
Pigment oluşması.
FOLİKÜLOGENEZİS
Yumurtalıklardaki primordial foliküllerin gelişme süreci.
GENELLEŞTİREBİLME
Genelleştirebilmek işi.
MİKROGAMETOGENEZ
Mikrogametlerin ya da spermatozoonların gelişmesi olayı. Mikrogametlerin veya spermatozoonların gelişmesi olayı.
GENELLEŞTİRİLME
Genelleştirilmek işi.
GENELLEŞTİRMEK
Genel duruma getirmek.
EMBRİYOGENEZİS
Embriyoda organogenezis ve farklılaşmanın biçimlendiği dönem. Bu dönemde embriyo döl yatağına implante olur.
GENELLEŞTİRİLMEK
Genelleştirme işi yapılmak.
DİSOSTEOGENEZİS
Kusurlu kemikleşme.
GALAKTOGENEZİS
Meme bezlerinde süt üretilmesi.
FARMAKOGENETİK
İlaç etkinliği ve kinetiğinin etnik gruplar arası farkını inceleyen bilim dalı.
GENELLEYEBİLMEK
Genelleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GONİYODİSGENEZİS
İridokorneal açıyı dolduran mezenkimin atrofisi veya ligamentum pektinatumu oluşturan ipliklerdeki yoğunlaşma yetersizliğinden kaynaklanan gözün filtrasyon açısının yapılış bozukluğu. Kimi köpek ırklarında baskın, kalıtsal ailevi bir bozukluk olarak görülür.
AKONDROGENEZİS
Ayak ve bacak kemiklerinin, kemik ve kıkırdaklardaki bozukluklar nedeniyle, aşırı derecede kısalmasıyla belirgin bir yapılış bozukluğu.
GENELLEYEBİLME
Genelleyebilmek durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde GENE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALBAY
Rütbesi yarbay ile tuğgeneral arasında bulunan ve asıl görevi alay komutanlığı olan üstsubay, miralay.
ALTINBAŞ
Genellikle Ege bölgesinde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir tür kavun.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ALMANCI
Almanya yanlısı olan kimse. Avrupa'da genellikle de Almanya'da çalışan Türk vatandaşı.
ALKALİ
Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AKLANMAK
Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ALELUMUM
Genel olarak, genellikle.
ALAY
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
ALKAN
Doymuş alifatik hidrokarbonların genel adı, parafin.
ALACA
Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.
AKROMEGALİ
Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.
AKUPUNKTUR
Vücudun belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılmış olan tedavi.
ALELITLAK
Genel olarak.