Kelimeler arşivinde; içinde "geni" olan, toplam 80 tane kelime bulunuyor. İçerisinde geni bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu geni ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında geni olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DAMARGENİŞLETEN, GENİŞLEYEBİLMEK, GENİŞLETEBİLMEK
GENİŞLEYEBİLME, GENİŞLETTİRMEK, HİPOGENİTALİZM, RÖNTGENİZASYON, GENİOHİYOİDEUS, KARINGENİŞLİĞİ, AKTARMADİRGENİ, GENİŞLETEBİLME
GENİZSİLLEŞME, GENİŞLETTİRME, GENİŞLETİLMEK
RUENTGENİYUM, CODMANÜÇGENİ, ENDODİYOGENİ, ENDOPOLİGENİ, GENİOGLOSSUS, GENİŞLETİLME, HORMONOGENİK
GENİKULATUS, GÜNEYÜÇGENİ, GÜZELGENİNE, POSTGENİTAL, GAMETOGENİK, GENİŞLETMEK, EMBRİYOGENİ, AGENİTALİZM
PREGENİTAL, ÜROGENİTAL, KONGENİTAL, GENİTALYUM, GENİŞLEMEK, GENİŞLETME, GENİŞLETİN, TRANSGENİK, GENİZLENME, ODONTOGENİ, İNDİRGENİŞ, RÖNTGENİZM, İNDİRGENİR, İNDİRGENİM
İNDOGENİD, GÖKÜÇGENİ, GENİRTLEK, GENİTALYA, GENİŞLEME, ABİYOGENİ, MONOGENİK, GENİKULUM, GENİTALİS
ONTOGENİ, LİZOGENİ, GENİŞLİK, İZOGENİK, FİLOGENİ, GENİKMEK, GENİRMEK, GENİŞLER, GENİZSİL, GENİŞLET, GENİTMEK, GENİŞLEV, MONOGENİ
PROGENİ, ZERGENİ, GENİTAL, GENİŞKE, GENİRTİ, GENİNÇE, GENİMEK, GENİLTİ, GENİTİF, GENİŞÇE
GENİBA
GENİM, GENİZ, GENİŞ
GENİ
GENİ
Sözünün eri, mert kişi. Gani. Geri.
GENİOHİYOİDEUS
Alt çenede dil kemiğine gelen (kas).
GENİŞLETEBİLMEK
Genişletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
HİPOGENİTALİZM
Hipogonadizm.
GENİŞLETTİRME
Genişlettirmek işi.
GENİŞLETİLMEK
Genişletme işi yapılmak.
KARINGENİŞLİĞİ
Hoşgörü.
GENİŞLEYEBİLMEK
Genişleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GENİŞLEYEBİLME
Genişleyebilmek işi.
GENİZSİLLEŞME
Dudak ünsüzünün geniz ünsüzüne dönmesi. Türkçede ve Türk lehçelerinde b sesinin m sesine dönmesi gibi. Geniz ünsüzlerinin benzeştirme yolu ile yakınındaki ünsüzleri kendi boğumlanma noktasına çekmesi olayı. Türk dilinin eski metinlerinde, bugünkü lehçelerde ve Anadolu ağızlarında yer alan bir olaydır: ET. ben>men, bin>min bin, bengü>mengü ebedi, bun>mun, Anad. ağzl. dinlemek>dinnemek dinlemek; anlatmak>annatmak, pınar>mınar pınar, bengi>mengi, beni>meni sevinç, binmek>minmek, nişanlı>nişannı, yanlış>yannış, parmak>mBamak (Aydın, Bozdoğan) vb.
RUENTGENİYUM
Atom numarası 111, atom ağırlığı 272 olan, 25 °C'de katı olduğu, gümüş renginde veya gri renkte olduğu tahmin edilen yapay bir element (simgesi Rg)..
DAMARGENİŞLETEN
Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde).
GENİŞLETEBİLME
Genişletebilmek işi.
GENİŞLETTİRMEK
Genişletme işini yaptırmak.
AKTARMADİRGENİ
İki çatallı çiftçi aygıtı. (Mamutlar Eğridir Isparta).
RÖNTGENİZASYON
Röntgenoterapi.
Bu bölümde tanımı içerisinde GENİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
BADYA
Ağzı geniş, yayvan, büyükçe su kabı.
ATLAS
Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
AKÇÖPLEME
Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).
ARŞINLAMAK
Arşınla ölçmek. Amaçsız, geniş adımlarla dolaşmak.
ANEVRİZMA
Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme.
ALAGEYİK
Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).
AKBABAGİLLER
Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AMFORA
İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ARZ
Sunma. Piyasaya mal sürülmesi, sunu. Yer, yeryüzü. En, genişlik. Yüksek bir makama anlatma, bildirme.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ARAYICI
Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.
BAĞLAŞIM
Eşleme. Bir dizgenin veya alt dizgenin başka bir dizge üzerindeki etkisi. Aralarında ortak çıkar bulunan devletler ilişkisi.
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).
ALVEOL
Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.