Kelimeler arşivinde; içinde "fok" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde fok bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu fok ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında fok olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DİMETİLSÜLFOKSİT
FOSFOKREATİN
FOKUSLANMAK, FOKURDATMAK
FOKURDATMA, SEFOKSİTİN, RAFOKSANİT, FOSFOKİNAZ, FOKUSLANMA, FOKUSLAMAK, FOKURDAMAK
FOKUSLAMA, FOKURDAMA, FOKGİLLER
FOKOMELİ, FOKURDAK, LENFOKİN, OTOFOKUS, FOKSTROT
FOKALMA, FOKURTU
AFOKON
FOKAL, FOKUS, FOKYE
FOK
FOK
Etçiller takımının fokgiller familyasından, 1-2 metre boyunda, postu değerli, memeli deniz hayvanı, ayı balığı (Phoca).
DİMETİLSÜLFOKSİT
Ağacın işlenmesi sırasında elde edilen, birçok madde için iyi bir çözücü ve nem çekici özelliğe sahip, ağrı kesici, yangı önleyici, mantarlar ve bakterilerin gelişmesini engelleyici etkileri olan bir madde.
FOKUSLANMAK
Odaklanmak.
FOKURDATMA
Fokurdatmak işi.
SEFOKSİTİN
Sterptococcus lactamdurans kültürlerinden elde edilen ikinci nesil sefamisin C'den yarı sentetik olarak hazırlanan, beta laktamazlara dayanıklı olan ve özellikle Gram negatif bakterilere karşı güçlü etkinlik gösteren sefalosporin türevi bir antibiyotik.
FOSFOKİNAZ
Bir moleküle fosfat grubu eklenmesini katalizleyen enzim.
FOSFOKREATİN
Kreatin fosfat.
FOKUSLAMAK
Odaklamak.
RAFOKSANİT
Karaciğer kelebeklerine ve mide bağırsak yuvarlak kurtlarına karşı kullanılan bir halojenli salisilanilid bileşiği.
FOKURDAMA
Fokurdamak işi.
FOKUSLAMA
Odaklama.
FOKURDAMAK
Fokur fokur ses çıkararak kaynamak.
FOKURDATMAK
Fokurdamasını sağlamak.
FOKOMELİ
Gövdeye yakın kemiklerin yokluğu veya küçük biçimlenmesi sonucu, ön ve arka bacakların kısa kalarak fok balığı görünümüyle belirgin yapılış bozukluğu.
FOKUSLANMA
Odaklanma.
FOKGİLLER
Soğuk denizlerin kıyılarında yaşayan, etçiller takımının yüzgeç ayaklılar alt takımından bir familya.
Bu bölümde tanımı içerisinde FOK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SFİNGOLİPİT
Özellikle beyin ve sinir dokusunda bol bulunan, alkolü sfingozin olan bir fosfolipit. Seramide bağlı bir fosfokolin, fosfoetanolamin veya mono/oligosakkarit ünitesi içeren lipit sınıfı. Sfingomiyelin, serebrozit, gangliyositleri içerir ve hücre zarlarının ana yapısal elamanıdır.
ODAKLAMAK
İyi görüntü elde etmek, görüntüyü tam odak noktasına düşürmek için alıcı merceğini düzenlemek, fokuslamak.
İZOTİYOSİYANAT
Sülfokarbimit olarak da bilinen, R-N=C=S şeklinde bileşik.
ÇOKRAMAK
Mide ekşimek, kaynamak. Tencere içinde yemek kaynamak. Kaynamak, fokurdamak.
FOKURDAK
Fokurdama özelliği olan.
SFİNGOMİYELİN
Sinirlerin miyelin kılıfında bol bulunan, sfingozine bağlı iki yağ asidi, bir fosfat grubu ve buna bağlı kolin içeren bir zar fosfolipidi. Seramite bağlı fosfokolin veya fosfoetanolamin içeren, gliserin içermeyen lipit olarak da bilinen, miyelin kılıfta bol bulunan sfingolipit.
PHOCİDAE
Fokgiller.
FOSFAJEN
Fosfokreatin ve fosfoarjinin gibi enerjiyi depolamada işlev gören bileşikler.
DENİZKÖPEĞİGİLLER
Fokgiller.
DENİZRAHİBİ
Akdeniz foku.
ÇIKRAŞMAK
Fokurdamak.
ODAKSAL
Bir odağa ilişkin, belli bir yerde oluşmuş, belli bir bölgede kalan, sınırları belli, fokal, lokal.
ODAKLAMA
Odaklamak işi, fokuslama.
ODAK
Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer, mihrak, fokus. Herhangi bir düşüncede, nitelikte olan kimselerin kaynağı veya bir şeyin toplandığı, yoğunlaştığı yer, mihrak.
FOKURTU
Sıvıların fokurdama sırasında çıkardığı sesin adı.
KAYNAMAK
Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak. Mide ekşimek. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. Yerden çıkmak. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek. Çok miktarda bulunmak. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak. Arada kaybolmak. Gerektiği gibi yapılamamak. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak. Coşmak, heyecanlanmak. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak. Yara kapanmak, iyileşmek.
KREATİN
Omurgalı kasında bulunan azotlu bir bileşik. Kasın kasılması sırasında ATP sağlanması için kreatin fosfat olarak ADP'ye yüksek enerjili fosforu grubu veren bileşik. Vücutta oluşan ve kanda belli bir düzey gösteren azotlu bir bileşik. Glisinden, arjininin guanido grubundan ve bunlara ek olarak S-adenozil-metiyoninden bir metil grubunun katılmasıyla sentezlenen, fosfokreatin şeklinde omurgalı kasında bulunan, kas kasılması için depo enerji kaynağını oluşturan, azotlu bir organik bileşik. Kas kasılması sırasında hücre içi ATP seviyesini sürdürmek için kreatin fosfat olarak ADP'ye yüksek enerjili fosfor grubunu veren bileşik.
KREATİNİN
Kasta, kanda ve idrarda bulunan ve dehidrasyon ile kreatinden teşekkül eden halkasal bir bileşik. Kas, kan ve idrarda bulunan, fosfokreatinin dehidrasyonu ve halkalaşmasıyla meydana gelen idrarla atılan bir bileşik. İdrarla atılım hızının ölçülmesi, böbrek işlevlerinin incelenmesi ve tanı amacıyla kullanılır.
ODAKLANMAK
Odaklama işine konu olmak, fokuslanmak. Belli bir noktada, yerde veya olguda toplanmak, odaklaşmak.
ODAKLANMA
Odaklanmak işi, fokuslanma.