Kelimeler arşivinde; içinde "eyir" olan, toplam 52 tane kelime bulunuyor. İçerisinde eyir bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu eyir ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında eyir olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HEYİRLEŞMEK, SEYİRSİNMEK, SEYİRDİMİNE, SEYİRSİNNİK
AŞIKÜZEYİR, MEYİRSEMEK, SEYİRLEMEK, SEYİRCİLİK
HEYİRTMEK, SEYİRTMEK, SEYİRTMEÇ, SEYİRTKEN, SEYİRTGEN, SEYİRDİCİ
SEYİRDİŞ, KEYİRMEZ, MEYİRSEK, SEYİRDİM, EYİRTMEÇ, SEYİRÇAY, NEVŞEYİR, SEYİRCEK, SEYİRDÜM, GEYİRMEK, SEYİRMEK, EYİRDEYH, SEYİRSİZ, DEYİRMEN, DEYİRMEK, DEYİRMAN, SEYİRTME, SEYİRLİK
LATEYİR, ZANEYİR, EYİRDEK, SEYİRCİ, DEYİRGİ, DEYİRME, MÜGEYİR, EYİRMEK, GEYİRİK, HEYİRAH, MELEYİR
ŞEYİRT, ÜZEYİR
HEYİR, KEYİR, SEYİR, LEYİR, ÇEYİR, ŞEYİR
EYİR
EYİR
Kızılcık. Akarsu kıyısında bulunan ağaçlık yer.
HEYİRLEŞMEK
Alışverişte 'hayırlı olsun' diyerek alıcı ve satıcı tarafından satış işini tamamlamak.
SEYİRDİŞ
Koşma süresi, koşum.
SEYİRDİCİ
Koşucu.
SEYİRSİNMEK
Bakmak, görmek istemek.
SEYİRSİNNİK
Yadırganan, ayrıksı.
SEYİRTMEK
Koşmak.
MEYİRSEMEK
İnsan ya da hayvan, yavrusuna sevgi ve sevecenlikle davranmak.
SEYİRTKEN
Yılancık.
SEYİRTGEN
Yılancık.
SEYİRDİMİNE
Koşarak.
SEYİRCİLİK
Seyirci olma durumu.
SEYİRTMEÇ
Ucu ilmekli kement.
AŞIKÜZEYİR
Ardahan şehrinde, Posof ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
SEYİRLEMEK
Tahılları taş ve benzerleri maddelerden ayırmak için bol su içinde sallayarak yıkamak ve süzmek. Tahılın irisini, küçüğünü ayırmak.
HEYİRTMEK
İneğin memesine süt gelmek, sütünü indirmek: İnek heyirtti helkeyi çabuk getir.
Bu bölümde tanımı içerisinde EYİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEYZABAZ
Seyirlik oyunlarda yumurtalarla gözbağcılık ve el çabukluğu gösteren sanatçı. Yumurtalarla gözbağcılığı ve elçabukluğu yapan oyuncu.
OYNATIM
Oynatma işi. Sinema endüstrisinin, filmlerin seyircilere gösterilmesi işiyle uğraşan kolu.
ORKESTRA
Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu. Bazı tiyatroların birinci katında sahne veya perdeye en yakın koltuklar. Eski Yunan tiyatrolarında, sahne ve seyirciler arasındaki çember biçiminde koro yeri.
AFLATOKSİKOZİS
İnsan ve hayvanlarda aflatoksinler tarafından oluşturulan mutagenezis, karsiogenezis, teratogenezis, mitozun ve bağışıklık sisteminin baskılanmasıyla belirgin zehrin metabolitlerinin makromoleküllere, nükleik asitlere ve nükleoproteinlere bağlanması sonucu biçimlenen akut veya genellikle kronik seyirli zehirlenme.
YAYIM
Yayma işi. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması, neşir. Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması, neşir.
SEYİRLİK
Seyir için olan.
MEVKİ
Yer, mahal. Durum. Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. Makam.
AKTİNOMİKOZİS
Sığırlarda, seyrek olarak atlarda, domuzlarda, koyunlarda, köpeklerde ve insanlarda, yüz kemiklerinde, özellikle de alt ve üst çene kemiklerinde, granülomlu yangıyla belirgin, Actinomyces bovis, tarafından oluşturulan, bulaşıcı, kronik seyirli bakteriyel hastalık, Halk dilinde kel yara, hanazir, domuzbaşı.
APAR
Oyuncunun rol gereği seyircilerin duyacağı biçimde, ama öbür oyuncular sanki duymuyormuş gibi düşünmesi ya da konuşması. Oyuncunun doğrudan seyirciye dönerek konuşması. Oyuncuların sahnede, seyircilerin duyacağı ama sanki öbür oyuncuların duymayacağı biçimde kendi kendine konuşmaları. Oyuncunun seyirciye dönerek konuşması (Seyirciye sesleniş).
TEMAŞA
Hoşlanarak bakma, seyretme. Seyredilecek görüntü, görülmeye değer şey. Gezme, seyir. Oyun, temsil, piyes, tiyatro.
AMİGO
Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse.
YAYIMCI
Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş, yayıncı, naşir, tabi, editör. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse. Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse, editör.
ASBESTOZİS
İnce asbest tozlarının veya liflerinin solunum yoluyla alınması ve akciğerde birikmesiyle oluşan, yaygın granülomlu fibroz bağ doku artışı, amfizem, plöra mezoteliomu ve bronşektaziyle belirgin kronik seyirli, insanlarda görülen akciğer hastalığı. Hayvanlarda da benzer akciğer lezyonları bildirilmiş olmakla birlikte, mezoteliomlarla asbestozis arasında insanlardakine benzer tarzda yakın bir ilişki kurulamamıştır.
STANT
Sergilik. At yarışlarında seyirci tribünü.
SEYİRTME
Seyirtmek işi.
ACERİK
Mide ekşimesi, hazımsızlık ve bundan ileri gelen geyirti.
ALTINDA
Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.
TRİBÜN
Spor salonu, stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılmış olan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm, sekilik. Burada oturan seyirciler.
ADENOVİRÜSLER
İki iplikli DNA' sı olan virüs grubu; hayvanlarda bazı tümörlere sebep olan, 70-90nm çapında, 252 kapsomerden oluşan ikozahedral bir protein kılıf içinde düz bir DNA çift heliksi kapsayan, birçok serotipleri patojen olan, adenovirüs tip II insan dahil memelilerde solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olan virüsler. Hayvanlarda bazı tümörlere neden olan, boyutları 70-90 nm ve çift zincirli DNA molekülüne sahip virüsler, Adenoviridae. Pek çok canlı türünde, genellikle üst solunum sisteminde, gizli seyirli enfeksiyonlara neden olan, çift iplikli DNA genom yapısına sahip ve yaklaşık 70 nm büyüklükte virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Adenoviridae.
STADYUM
Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan, stat.