Sonu EYİR ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eyir" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eyir ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında eyir olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eyir olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

AŞIKÜZEYİR

8 harfli kelimeler

NEVŞEYİR

7 harfli kelimeler

LATEYİR, MELEYİR, MÜGEYİR, ZANEYİR

6 harfli kelimeler

ÜZEYİR

5 harfli kelimeler

SEYİR, ÇEYİR, HEYİR, KEYİR, LEYİR, ŞEYİR

4 harfli kelimeler

EYİR

Bazı kelimelerin anlamları

EYİR

Kızılcık. Akarsu kıyısında bulunan ağaçlık yer.

HEYİR

İyilik, hayır. Arapça kökenli hayr: hayır.

MELEYİR

Dokunmak için çile, yumak yapılmış ip.

ZANEYİR

Fırsat düşkünü.

KEYİR

Başka.

ÜZEYİR

Kutsal kitaplarda geçen bir isim. Sivas ili, Hafik belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

LEYİR

Nehir.

LATEYİR

Gelişigüzel, uygunsuzca, yakışıksızca (konuşma için).

SEYİR

Gidiş, yürüyüş, ilerleyiş. Kara taşıtlarının belli bir güzergâhta ilerlemesi. Bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkma. Eğlenmek için bakma, hoşlanarak bakma, temaşa. Özellikle gemilerin belli bir rotayı takip ederek yolculuk etmesi. Bakıp eğlenecek şey, eğlendirici durum.

NEVŞEYİR

Nevşehir.

MÜGEYİR

Arapça kökenli mugayir: mugayir.

AŞIKÜZEYİR

Ardahan şehrinde, Posof ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

ŞEYİR

Şehir.

ÇEYİR

Tarla, mısır tarlası.

  -   -   -  

Anlamında EYİR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EYİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SEYİRTME

Seyirtmek işi.

AKTİNOMİKOZİS

Sığırlarda, seyrek olarak atlarda, domuzlarda, koyunlarda, köpeklerde ve insanlarda, yüz kemiklerinde, özellikle de alt ve üst çene kemiklerinde, granülomlu yangıyla belirgin, Actinomyces bovis, tarafından oluşturulan, bulaşıcı, kronik seyirli bakteriyel hastalık, Halk dilinde kel yara, hanazir, domuzbaşı.

SEYİRLİK

Seyir için olan.

MEVKİ

Yer, mahal. Durum. Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. Makam.

YAYIMCI

Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş, yayıncı, naşir, tabi, editör. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse. Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse, editör.

TEMAŞA

Hoşlanarak bakma, seyretme. Seyredilecek görüntü, görülmeye değer şey. Gezme, seyir. Oyun, temsil, piyes, tiyatro.

TRİBÜN

Spor salonu, stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılmış olan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm, sekilik. Burada oturan seyirciler.

ASBESTOZİS

İnce asbest tozlarının veya liflerinin solunum yoluyla alınması ve akciğerde birikmesiyle oluşan, yaygın granülomlu fibroz bağ doku artışı, amfizem, plöra mezoteliomu ve bronşektaziyle belirgin kronik seyirli, insanlarda görülen akciğer hastalığı. Hayvanlarda da benzer akciğer lezyonları bildirilmiş olmakla birlikte, mezoteliomlarla asbestozis arasında insanlardakine benzer tarzda yakın bir ilişki kurulamamıştır.

ACERİK

Mide ekşimesi, hazımsızlık ve bundan ileri gelen geyirti.

AFLATOKSİKOZİS

İnsan ve hayvanlarda aflatoksinler tarafından oluşturulan mutagenezis, karsiogenezis, teratogenezis, mitozun ve bağışıklık sisteminin baskılanmasıyla belirgin zehrin metabolitlerinin makromoleküllere, nükleik asitlere ve nükleoproteinlere bağlanması sonucu biçimlenen akut veya genellikle kronik seyirli zehirlenme.

APAR

Oyuncunun rol gereği seyircilerin duyacağı biçimde, ama öbür oyuncular sanki duymuyormuş gibi düşünmesi ya da konuşması. Oyuncunun doğrudan seyirciye dönerek konuşması. Oyuncuların sahnede, seyircilerin duyacağı ama sanki öbür oyuncuların duymayacağı biçimde kendi kendine konuşmaları. Oyuncunun seyirciye dönerek konuşması (Seyirciye sesleniş).

ALTINDA

Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.

YAYIM

Yayma işi. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması, neşir. Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması, neşir.

OYNATIM

Oynatma işi. Sinema endüstrisinin, filmlerin seyircilere gösterilmesi işiyle uğraşan kolu.

STADYUM

Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan, stat.

SEYİRCİLİK

Seyirci olma durumu.

ORKESTRA

Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu. Bazı tiyatroların birinci katında sahne veya perdeye en yakın koltuklar. Eski Yunan tiyatrolarında, sahne ve seyirciler arasındaki çember biçiminde koro yeri.

ADENOVİRÜSLER

İki iplikli DNA' sı olan virüs grubu; hayvanlarda bazı tümörlere sebep olan, 70-90nm çapında, 252 kapsomerden oluşan ikozahedral bir protein kılıf içinde düz bir DNA çift heliksi kapsayan, birçok serotipleri patojen olan, adenovirüs tip II insan dahil memelilerde solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olan virüsler. Hayvanlarda bazı tümörlere neden olan, boyutları 70-90 nm ve çift zincirli DNA molekülüne sahip virüsler, Adenoviridae. Pek çok canlı türünde, genellikle üst solunum sisteminde, gizli seyirli enfeksiyonlara neden olan, çift iplikli DNA genom yapısına sahip ve yaklaşık 70 nm büyüklükte virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Adenoviridae.

STANT

Sergilik. At yarışlarında seyirci tribünü.

AMİGO

Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse.