Kelimeler arşivinde; içinde "erce" olan, toplam 79 tane kelime bulunuyor. İçerisinde erce bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu erce ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında erce olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DERBEDERCESİNE, KİLOMETRELERCE
EĞERCEMAYANA, YUKARIEMERCE
AŞAĞIEMERCE, GERCEBAHŞİŞ, DEFEATLERCE, CERCEHENNEM, ASKERCESİNE, PEYGAMBERCE
KALENDERCE, ÇEKİMSERCE, YERCEGÖVCE, YERCEGÖĞCE, LİTRELERCE, CENGAVERCE, DERBEDERCE, METRELERCE, MUZAFFERCE, DÖNÜMLERCE, EZERCESİNE
GECELERCE, DÖNDERCEK, YERCEGÜCE, DERCETMEK, DÖNERCELİ, BERABERCE, KERCETMEK, MERCEKTEN, MERCETMEK, SAATLERCE, SENELERCE
İLERCESİ, MERCEKSİ, ZELVERCE, TEKERCEN, SERVERCE, SELVERCE, DERCETME, ZEBERCET, BEYLERCE, CERCEFLİ, YÜZLERCE, MÜTERCEM, MERCEKLİ, GÜNLERCE, BİNLERCE, BERCESTE
SÖKERCE, EKERCEK, ŞEKERCE, ESMERCE, SEHERCE, ÜÇLERCE, SÜMERCE, ERCECİK, ASKERCE, EĞERCEK, BELERCE, DÜŞERCE, DÖNERCE, GÜLERCE, GERCELE
MERCEN, EMERCE, EYERCE, TERCEH, MERCEK, ÖVERCE, İTERCE, CERCER, MERCEM
GERCE, HERCE, ÇERCE, TERCE, ERCEN, ERCEK
ERCE
ERCE
Er gibi, ere yakışır bir biçimde. Erken, erken olarak.
YUKARIEMERCE
Kastamonu ili, Taşköprü belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KİLOMETRELERCE
Mesafece uzun süren.
YERCEGÖVCE
Kokarca.
KALENDERCE
Kalendere yakışır. (kalende'rce) Kalendere yakışır bir biçimde.
LİTRELERCE
Sıvılar için çok miktarda.
DERBEDERCESİNE
Derbederce.
YERCEGÖĞCE
Kokarca.
ASKERCESİNE
Askerce.
AŞAĞIEMERCE
Kastamonu ilinde, Taşköprü ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ÇEKİMSERCE
Çekimsere yakışır bir biçimde.
DEFEATLERCE
Defalarca.
PEYGAMBERCE
Peygambere yaraşır bir biçimde, peygamberane.
CERCEHENNEM
Zoraki, isteksizce.
EĞERCEMAYANA
Lohusa kadınlara, sancılarını dindirmek için, kaynatılıp suyuna şeker koyularak içirilen kokulu bir otun tohumu.
GERCEBAHŞİŞ
İçel ili, Anamur ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde ERCE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
BİYOMİKROSKOP
Kendine özgü bir ışık ile kullanılan çift göz mercekli mikroskop.
GÖRÜNTÜ
Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.
ASKERCE
Asker gibi. (aske'rce) Askere yakışır bir biçimde, askercesine.
DÜRBÜN
Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç. Gözetleme deliği.
EYALET
Çoğunlukla valilerce yönetilen ve yönetim bakımından bir tür bağımsızlığı olan yönetim bölgesi. Osmanlı Devleti'nde en büyük sivil veya askerî yönetim bölgesi.
ERKENDEN
Erken olarak, çok erken, ercecik.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
FOTOSKOP
Merceklerin uyumundaki değişiklikleri, onların yüzeylerindeki yansımalarla gözlemeye yarayan alet.
FATİHANE
Fatih gibi, fatihe benzercesine.
BİRDEN
Bir defada. Birlikte, beraberce, hepsi bir arada. Ansızın.
BÜLTEN
Özel veya resmî kurum, kuruluş veya yetkili kişilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayımlanan duyuru. Dergi.
ESPERANTO
Polonyalı doktor L. Zamenhof tarafından bütün milletlerce kullanılmak için 1887'de hazırlanmış, dil bilgisi on altı kurala dayanan bir yapma dil.
GÜNEŞLİK
Güneş ışınlarına engel olan perde veya buna benzer gereç. Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak için mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım türü. Siperlik. Güneş ışınlarını alan (yer).
DALINÇ
Kendinden geçercesine sessiz bir coşkuya dalma, istiğrak, meditasyon. Günlük hayatın sıkıntılarından sıyrılmak amacıyla bağdaş kurarak sessiz ve hareketsiz bir biçimde düşüncelerden uzaklaşma, kendini dinleme, istiğrak, meditasyon.
GARAJ
Otomobil vb. taşıtların konulduğu üstü örtülü yer, arabalık. Toplu taşıma ve nakliye araçlarına hareket ve varış noktası olarak belediyelerce ayrılan yer. Otomobillerin bakım ve onarımının yapıldığı yer.
BİRLİKTE
Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
HİPPİ
Toplumsal düzene, tüketime ve şiddete karşı çıkan, derbederce yaşayan, örgütlenmemiş gençler topluluğu.
ADESE
Mercek. Kovucuk.