Sonu ERCE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "erce" olan, toplam 44 adet kelime bulunmaktadır. Sonu erce ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında erce olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde erce olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KİLOMETRELERCE

12 harfli kelimeler

YUKARIEMERCE

11 harfli kelimeler

DEFEATLERCE, PEYGAMBERCE, AŞAĞIEMERCE

10 harfli kelimeler

MUZAFFERCE, DÖNÜMLERCE, DERBEDERCE, ÇEKİMSERCE, CENGAVERCE, LİTRELERCE, METRELERCE, KALENDERCE

9 harfli kelimeler

SAATLERCE, GECELERCE, SENELERCE, BERABERCE

8 harfli kelimeler

ZELVERCE, SELVERCE, SERVERCE, BİNLERCE, GÜNLERCE, BEYLERCE, YÜZLERCE

7 harfli kelimeler

DÜŞERCE, ASKERCE, ÜÇLERCE, ŞEKERCE, SÖKERCE, ESMERCE, SEHERCE, SÜMERCE, BELERCE, GÜLERCE, DÖNERCE

6 harfli kelimeler

ÖVERCE, İTERCE, EYERCE, EMERCE

5 harfli kelimeler

HERCE, GERCE, ÇERCE, TERCE

4 harfli kelimeler

ERCE

Bazı kelimelerin anlamları

ERCE

Er gibi, ere yakışır bir biçimde. Erken, erken olarak.

SAATLERCE

Uzun süre.

MUZAFFERCE

Üstün bir biçimde, zafer kazanmışa yaraşır biçimde, muzafferane.

AŞAĞIEMERCE

Kastamonu ilinde, Taşköprü ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

PEYGAMBERCE

Peygambere yaraşır bir biçimde, peygamberane.

LİTRELERCE

Sıvılar için çok miktarda.

METRELERCE

Mesafe olarak uzun olan.

ÇEKİMSERCE

Çekimsere yakışır bir biçimde.

KİLOMETRELERCE

Mesafece uzun süren.

YUKARIEMERCE

Kastamonu ili, Taşköprü belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

DERBEDERCE

Derbedere yakışır bir biçimde, derbedercesine.

DÖNÜMLERCE

Birçok dönüm.

DEFEATLERCE

Defalarca.

GECELERCE

Birçok gece, geceler boyu.

KALENDERCE

Kalendere yakışır. (kalende'rce) Kalendere yakışır bir biçimde.

CENGAVERCE

Cengâvere yakışır biçimde.

  -   -   -  

Anlamında ERCE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ERCE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABA

Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.

GÖRÜNTÜ

Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.

FATİHANE

Fatih gibi, fatihe benzercesine.

GARAJ

Otomobil vb. taşıtların konulduğu üstü örtülü yer, arabalık. Toplu taşıma ve nakliye araçlarına hareket ve varış noktası olarak belediyelerce ayrılan yer. Otomobillerin bakım ve onarımının yapıldığı yer.

ERKENDEN

Erken olarak, çok erken, ercecik.

EYALET

Çoğunlukla valilerce yönetilen ve yönetim bakımından bir tür bağımsızlığı olan yönetim bölgesi. Osmanlı Devleti'nde en büyük sivil veya askerî yönetim bölgesi.

ESPERANTO

Polonyalı doktor L. Zamenhof tarafından bütün milletlerce kullanılmak için 1887'de hazırlanmış, dil bilgisi on altı kurala dayanan bir yapma dil.

BİRLİKTE

Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

BİRDEN

Bir defada. Birlikte, beraberce, hepsi bir arada. Ansızın.

BÜLTEN

Özel veya resmî kurum, kuruluş veya yetkili kişilerce herhangi bir durumla ilgili olarak süreli veya süresiz yayımlanan duyuru. Dergi.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

ADESE

Mercek. Kovucuk.

BİYOMİKROSKOP

Kendine özgü bir ışık ile kullanılan çift göz mercekli mikroskop.

DALINÇ

Kendinden geçercesine sessiz bir coşkuya dalma, istiğrak, meditasyon. Günlük hayatın sıkıntılarından sıyrılmak amacıyla bağdaş kurarak sessiz ve hareketsiz bir biçimde düşüncelerden uzaklaşma, kendini dinleme, istiğrak, meditasyon.

GÜNEŞLİK

Güneş ışınlarına engel olan perde veya buna benzer gereç. Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak için mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım türü. Siperlik. Güneş ışınlarını alan (yer).

HİPPİ

Toplumsal düzene, tüketime ve şiddete karşı çıkan, derbederce yaşayan, örgütlenmemiş gençler topluluğu.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

DÜRBÜN

Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç. Gözetleme deliği.

FOTOSKOP

Merceklerin uyumundaki değişiklikleri, onların yüzeylerindeki yansımalarla gözlemeye yarayan alet.

ASKERCE

Asker gibi. (aske'rce) Askere yakışır bir biçimde, askercesine.