İçinde EBES geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ebes" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ebes bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ebes ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ebes olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

TEBESSÜMSÜZ

10 harfli kelimeler

DEBDEBESİZ, MÜTEBESSİM, TEBESSÜMLÜ, TESTEBESİZ, DENİZEBESİ, YILANEBESİ

9 harfli kelimeler

ENGEBESİZ

8 harfli kelimeler

SÖZEBESİ, LEBESGUE, SÜTEBESİ, TEBESSÜM, MUKTEBES

7 harfli kelimeler

EBESİLİ, CEBESOY, KEBESİZ

6 harfli kelimeler

EBESİZ, EBESÜT

5 harfli kelimeler

GEBES

4 harfli kelimeler

EBES

Bazı kelimelerin anlamları

EBES

Herkes tarafından hoş görülmeyen, ayıp. Boş, saçma sapan. Siyah. Çirkin.

TEBESSÜM

Gülümseme.

YILANEBESİ

Yeşil renkli, zehirli bir kertenkele.

DENİZEBESİ

Polip.

SÖZEBESİ

Geveze.

SÜTEBESİ

Yoğurt mayası.

TESTEBESİZ

Sürekli ufak tefek kazalar yapan, dikkatsiz.

TEBESSÜMLÜ

Tebessüm eden, tebessümü olan.

CEBESOY

Soyu dayanıklı ve sağlam insanlara dayanan kimse.

EBESİLİ

Kurnaz, şeytan gibi. Hep kendini düşünen.

TEBESSÜMSÜZ

Tebessüm etmeyen, tebessümü olmayan.

DEBDEBESİZ

Debdebesi olmayan.

ENGEBESİZ

Engebesi olmayan, arızasız.

MÜTEBESSİM

Gülümseyen, güleç.

LEBESGUE

1875-1941. Henri Lebesgue, Fransız matematikçisi. Esas çalışma alanları fonksiyonlar teorisi, seriler teorisi, ölçümler teorisidir.

MUKTEBES

Yararlanmak için alınmış, aktarılmış.

  -   -   -  

Anlamında EBES bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EBES geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ENGEBELİ

Engebesi olan, engebesi çok olan, arızalı.

ARIZASIZ

Aksamayan, bozulmadan işleyen. Engebesiz, düz. Huzurlu, rahat, mutlu bir biçimde.

KRONOAMPEROMETRİ

Çalışma elektrot potansiyelinin ani olarak değiştirilip uygulanan sabit potansiyelde (normal polorografide plato bölgesi) akım değişiminin zamana karşı ölçüldüğü ve akım-zaman ilişkisinin gözlendiği bir elektroanalitik teknik. Ölçümler milisaniye mertebesinde yapılır. Kinetik amaçlı kullanılır.

EBELİ

Ebesi olan.

GÜLÜCÜK

Gülümseme, tebessüm.

HEBE

Heybe. Nişan töreninde oğlan tarafının kız tarafına verdiği para: Eminenin hebesini aldık. Çobanların omuzuna aldıkları giysi, kebe.

MALEO

Tavuksular (Galliformes) takımının, iri ayaklıgiller (Megapodiidae) familyasından, 60 cm kadar uzunlukta, Selebes adalarında yaşayan bir tür. (Megacephalon maleo), Tavuksular (Galliformes) takımının iri-ayaklıgiller (Megapodiidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 60 cm. Selebes adalarında yaşar.

EBEŞ

Yaşı ile uygun söz söylemeyen ve her şeyi bilirim diyen. Konuşurken hecelerin hakkını veremeyen, kekeme. Şişman, göbekli insan. Çirkin, koca başlı. Gözlerinin önü kırmızıya çalar, kuyruğu, yelesi kır, sevimsiz kırmızı renkli at, öküz (insan için de kullanılır). Alaca benekli, çilli hayvan. Beş taş oyunu. Kaşı, kirpiği olmayan: Ebesin biriydi. Ayıp, yüz kızartıcı.

AHGIN

İşlenmesi kolay, engebesiz, düz: Ovada çift çubuk sürülür, çünkü ahgındır.

GEVEZE

Çok konuşan, çenesi düşük, gevşek ağızlı, lafçı, lafazan, zevzek, lakırtı ebesi, ağız kavafı, lakırtı kavafı, çene kavafı, cır cır, çaçaron. Sır saklamayan, boşboğaz, ayran ağızlı.

GÜLÜMSÜNMEK

Gülümsemek, tebessüm etmek.

GÜLEÇ

Her zaman gülümseyen, mütebessim.

AKKIN

Çağlayan, ırmak veya derede suyun hızlı aktığı yer. Eğimi, inişi fazla olan yer, meyilli, eğimli. Akıntılı, hızlı akan su, akıntılı su kanalları. Meyil, suya akış imkânı veren eğim. Az meyilli, düzgün, engebesiz yol veya toprak. Sürülmesi ve çalışılması kolay tâvlı toprak. Yolunda, yoluna girmiş, olurun da (iş hakkında). Kolaylıkla yapılan, çabuk ilerliyen, akıcı (iş hakkında). İşlenmesi kolay, pürüzsüz, düzgün, budaksız ağaç veya tahta. İstekli, eğinik, gönüllü, tutkun. Anlayışlı. İştahla, istiyerek yenen yemek. Beyaz kılıç kabı. İstekli, gönüllü, tutkun. Akan su. Açık, düzgün, pürüzsüz. Az eğimli, düzgün, engebesiz yol veya toprak. Kolaylıkla yapılan, çabuk ilerleyen, akıcı iş. Yolunda, yoluna girmiş, olurunda iş.

ALİFAKA

Lâf ebesi, lâf ustası.

MEŞREBE

Görgü, eğitim: Şu adam çok meşrebesiz.

EBE

Doğum işini yaptıran kadın. Genellikle çocuk oyunlarında baş olan, diğer çocuklara veya gruba karşı cezasını çekmek ve bundan kurtulmak için tek başına bütün sorumluluğu üzerine alan çocuk, oyun ebesi. Büyükanne, nine.

EBESİZ

Ebesi olmayan. Ebe bulunmaksızın, ebe olmaksızın.

GÜLÜMSEME

Gülümsemek işi, tebessüm.

DÖLEK

Ağırbaşlı, uslu, ağır davranışlı. Düz, engebesiz (toprak parçası).

DÜZ

Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Düz rakı. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Kıvırcık ya da dalgalı olmayan (saç). Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Yayvan, altı derin olmayan. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli.