İçinde DIĞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "dığ" olan, toplam 58 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dığ bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu dığ ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dığ olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

DIĞILDANMAK, HIDIĞLANMAK, DIĞIRLANMAK, DIĞILLANMAK, ORTASANDIĞI

10 harfli kelimeler

DIĞIRGAMAK, DIĞILDAMAH, DIĞILDAMAK, VARDIĞINCA, DIĞIRRAMAK, DIĞIRDAMAK

9 harfli kelimeler

SÜTDIĞANI, SANDIĞÖNÜ, OLDIĞIYLE, KARADIĞAN, ATICIDIĞI

8 harfli kelimeler

DIĞIŞMAK, DIĞIRCIK, ELDIĞIBA, DIĞILCIK, DIĞITMAK, DIĞLAMAK, DIĞNEMEK, DIĞRAMAK, ELDIĞANI, DIĞASKAN, DIĞASGEN, YAĞDIĞAN, ALDIĞINA, YAĞDIĞIN, YASDIĞAÇ

7 harfli kelimeler

DIĞDIĞI, YADIĞAN, DIĞILTI, DIĞARIK

6 harfli kelimeler

DIĞDIĞ, DIĞDIK, BIRDIĞ, DIĞDAK, DIĞDIR, DIĞDIŞ, DIĞRAK, DIĞILI

5 harfli kelimeler

DIĞLI, DIĞIÇ, DIĞIR, DIĞDI, DIĞIZ, KODIĞ, DIĞAZ, DIĞIL, DIĞAR, DIĞAÇ, DIĞIŞ, DIĞAN

4 harfli kelimeler

DIĞI, DIĞA

3 harfli kelimeler

DIĞ

Bazı kelimelerin anlamları

DIĞ

Saçsız, kel.

ORTASANDIĞI

Her yeniçeri ortasında, ölen yeniçerilerin kalıtlarının satılması ile elde edilen paraların yatırıldığı kasa.

OLDIĞIYLE

Olduğu için.

HIDIĞLANMAK

Gıdıklanmak.

DIĞILDAMAH

Ufak işlerle uğraşmak.

DIĞILDANMAK

Küçük çocuk kendi kendine söylenmek, mırıldanmak.

VARDIĞINCA

Gittikçe, gitgide.

DIĞILDAMAK

Konuşmak, kaynaşmak. Kalkınmak, geçimini düzeltmek.

KARADIĞAN

Yumurtadan yeni çıkmış kurbağa yavruları.

DIĞILLANMAK

Telâşlanmak.

DIĞIRRAMAK

Yuvarlamak.

DIĞIRDAMAK

Küçük çocuk kendi kendine söylenmek, mırıldanmak.

SANDIĞÖNÜ

Salı günü güvey evinden gelin evine gönderilen, içinde süs ve giyim eşyası bulunan sandık için yapılan tören : Sandığönüne gidemedim, perşembe günü gelin getirmeye gitmezsem olmaz.

SÜTDIĞANI

Yalnız süt için kullanılan bakır tencere. (Akdağ Gelendost Isparta).

DIĞIRLANMAK

Yuvarlanmak, yuvarlana yuvarlana düşmek.

DIĞIRGAMAK

Dikkatle dinlemek, gizlice dinlemek, kulak vermek.

  -   -   -  

Anlamında DIĞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DIĞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AJANDA

Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter, andaç.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

AĞRIMA

Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.

AKŞIN

Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar, albinos.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ACIMAK

Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.

ABRAKADABRA

Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AĞLAMAK

Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.

ADSIZ

Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.

AKOMPANYATÖR

Bir parça çalındığı zaman ses veya bir aletle ona eşlik eden kimse.

ADAM

İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

AKLINCA

Sandığına göre, düşünüşüne göre, umduğuna göre, aklı sıra.

AGRONOMİ

Çiftçilikle ilgili bilgilerin araştırıldığı bilim dalı.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

AHIR

Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, hayvan damı.

ABİS

Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.