Kelimeler arşivi içinde; başında "dık" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. dık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu dık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DIKIŞTIRMAK, DIKIRLANMAK
DIKDIRTMAK
DIKRINMAK, DIKDIKACI
DIKIŞMAK, DIKALMAK, DIKKILİK, DIKINMAK, DIKMAVUK, DIKIMCIK, DIKILMAK, DIKILMAG
DIKICIK, DIKDIKA, DIKAMAK
DIKMAÇ, DIKMAK, DIKLAK, DIKDIK, DIKKIZ, DIKNAZ, DIKNEM, DIKTIK
DIKIN, DIKNA, DIKKI, DIKIZ, DIKIŞ, DIKIS, DIKIR, DIKIM, DIKIK, DIKAS, DIKAM, DIKAK, DIKAÇ, DIKAC
DIK
Verem hastalığı. Mangal kömürünün tozu. Şikâyet etmede kullanılan bir söz.
DIKIMCIK
Biraz, bir parça, azıcık.
DIKIRLANMAK
Yuvarlanmak, yuvarlana yuvarlana düşmek.
DIKKILİK
En üst, tepe, uç.
DIKMAVUK
Baykuş.
DIKDIKACI
Bir işin aslını, esasını araştıran. Lafını bilmez.
DIKILMAK
Girmek, sokulmak. Hücum etmek, saldırmak: Çoban köpekleri öyle bir dıkıldılar ki zor kurtuldum. Düşüncesini söylemek isteyip de söyleyememek: Dıkıldım dıkıldım söyleyemedim. İçeri girmek, sokulmak. Girmek. Bir şeyin içine girmek, dolmak.
DIKILMAG
Girmek, sokulmak.
DIKALMAK
Utanmak, sıkılmak.
DIKIŞMAK
Bir yere iyice dolmak: Siz elli kişi şu eve dıkışın.
DIKICIK
Biraz, bir parça, azıcık. Azıcık.
DIKINMAK
Eline ne geçerse vakitli vakitsiz yemek, tıkınmak.
DIKDIKA
Asıl, esas: Bunun dıkdıkası yok. Gelişigüzel söylenme: Ayşenin dıkdıkası bitmez.
DIKDIRTMAK
Sokturmak, girmesini sağlamak.
DIKIŞTIRMAK
Sokuşturmak, doldurmak.
DIKRINMAK
Söylemek istememek, sabretmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde DIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AGEL
Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.
ALÜVYON
Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın, lığ.
AMENNA
"Öyledir, doğru, diyecek yok, inandık" anlamlarında bir onaylama sözü.
AYRAN
Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm. Yoğurdun sulandırılıp çalkalanmasıyla yapılmış olan içecek.
ACUBE
Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.
AYAZMA
Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar.
ARTMAK
Büyük heybe. Değeri yükselmek, fazlalaşmak. Çoğalmak. Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak.
ARKALIK
Sırt dayamaya yarayan yer. Ev içinde giyilen kolsuz, kalınca bir kısa hırka türü. Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı, semer, hamal semeri, arkalıç.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ANDROPOZ
Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.
AHAR
Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.
AGU
Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses.
ARTIK
İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan. Daha çok, daha fazla. (a'rtık) Bundan böyle, bundan sonra. Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü. Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli.
ARAPSAÇI
Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi. Çözümlenemeyecek kadar karışık durum. Bir yerleşim planında genel olarak yeşil alanları belirtmek üzere girişik, eğri çizgilerle yapılmış olan bir tür tarama biçimi.
AŞİNA
Bildik, tanıdık. Bilinen.
ARPALIK
Arpa ekilen yer, arpa tarlası. Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse, yemlik. Osmanlılarda memurlara görevleri sırasında maaşlarına ek olarak, görevden ayrıldıktan sonra ise bir tür emeklilik maaşı olarak verilen gelir. Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan. Arpa konulan yer.
ARAFAT
Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe.
ASA
Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.