Kelimeler arşivinde; içinde "dok" olan, toplam 176 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dok bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu dok ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dok olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DOKUZALTMIŞBEŞLİK, NÖROENDOKRİNOLOJİ
MİYOENDOKARDİTİS
ANDROMETODOKSİN, ENDOKRİNOLOJİST, ENDOKRİNOTERAPİ, SUBENDOKARDİYAL
ENDOKRİNOLOJİK
DOKUNULMAZLIK, DOKÜMANTASYON, ENDOKRİNOLOJİ, DOKUZDEĞİRMEN, ENDOKARDİOZİS, ENDOKRİNOPATİ, KNEMİDOKOPTES, KORDOKARSİNOM
DOKUNAKLILIK, DOKUZUNCULUK, ONDOKUZMAYIS, BAŞDOKTORLUK, DOKSORUBİSİN, DOKUNUVERMEK, DOKUYABİLMEK, ENDOKARDİTİS, ENDOKARDİYAL, ENDOKARDİYUM, ENDOKUTİKULA, ENDOKÜTİKÜLA, İMİDOKSANTİN, KOLEDOKOTOMİ, NÖROENDOKRİN
DOKUMACILIK, DOKUNDURMAK, DOKUNMABANA, DOKUYUCULUK, ORTODOKSLUK, DOKSİSİKLİN, DOKTORCULUK, DOKUNUVERME, DOKUYABİLME, DOKUZARLAMA, DOKUZÇELTİK, DOKUZLATMAK, DOKÜŞTÜRMEK, ENDOKOLİTİS, ENDOKÜTİKÜL, KLADOKARPUS, PRİDOKSAMİN, SÜLFADOKSİN
DOKSANINCI, DOKTORASIZ, DOKUMAHANE, DOKUNCASIZ, DOKUNDURMA, DOKUNULMAK, DOKUNULMAZ, DOKÜMANTER, PARADOKSAL, DOKSANARLI, DOKTORGÖZÜ, DOKURCUNLU, DOKUZÇAVUŞ, DOKUZDANLU, DOKUZGÖBEK, DOKUZHÜYÜK, DOKUZKONAK, DOKUZPINAR, DOKUZTEKNE, ENDOKARANS, ENDOKORYON, HETERODOKS, RODOKROZİT
DOKSANLIK, DOKTORALI, DOKTORLUK, DOKUNAKLI, DOKUNCALI, DOKUNULMA, DOKUZUNCU, BAŞDOKTOR, DOKALAMAK, DOKANAKLI, DOKLAŞMAK, DOKSANDAN, DOKSAPRAM, DOKUZAĞAÇ, DOKUZARLI, DOKUZELMA, DOKUZOĞUL, DOKUZTEPE, KOLEDOKUS, PRİDOKSAL, PRİDOKSİN, PSÖDOKİST
DOKSANAR, DOKUMACI, DOKUMALI, DOKUNMAK, DOKUNSAL, DOKURCUK, DOKURCUN, DOKUTMAK, DOKUYUCU, DOKUZGEN, DOKUZTAŞ, ENDOKRİN, ORTODOKS, PARADOKS, DOKANMAK, DOKAŞMAK, DOKTAMAK, DOKURCUM, DOKURMAK, DOKUŞMAK, DOKUZÇAM, DOKUZDAL, DOKUZDAM, DOKUZKAT, DOKUZKÖY, DOKUZLAR, DOKUZTAY, DOKUZYOL, DOKÜRGEN, ENDOKARD, Devamını Oku »»
DOKTORA, DOKTRİN, DOKUMAK, DOKUNAÇ, DOKUNCA, DOKUNMA, DOKUNUM, DOKUNUŞ, DOKUSUZ, DOKUTMA, DOKUYUŞ, DOKUZAR, DOKUZLU, DOKÜMAN, KOLEDOK, DİLDOKU, DOKAMAK, DOKMİOS, DOKUSAN, DOKUZAN, ENDOKİT
BULDOK, DOKSAN, DOKTOR, DOKUMA, REDOKS, DOKDOK, DOKDUR, DOKGUZ, DOKKIZ, DOKKUK, DOKKUZ, DOKMEK, DOKŞAN, DOKTUR, DOKUZA, DOKZAN, KONDOK
DOKUZ, PADOK, AYDOK, BADOK, DOKIZ, DOKKA, DOKUR, DOKUS, DOKUŞ, KODOK
DOKU
DOK
DOK
Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz. Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılmış olan büyük depo.
DOKUZALTMIŞBEŞLİK
Namlusu 9,65 milimetre çapında olan bir tabanca türü.
ENDOKARDİOZİS
Kalp kapakçıklarında kronik fibrozis, kapakçıkların serbest uçlarında nodüler kalınlaşmayla belirgin, sol kalp yetersizliğine neden olan ve nedeni bilinmeyen köpeklerin en yaygın kalp hastalığı.
ENDOKRİNOTERAPİ
Hormon tedavisi.
DOKUNULMAZLIK
Dokunulmaz, ilişilmez, karışılmaz olma durumu, masuniyet. Anayasa veya uluslararası gelenekler gereğince, kişilere tanınan ilişilmez olma durumu.
ENDOKRİNOLOJİST
Endokrinolojiyle ilgilenen bilim adamı.
DOKUZDEĞİRMEN
Düzce şehri, Cumayeri ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Erzurum kenti, Oltu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
SUBENDOKARDİYAL
Endokard altı, endokard altında bulunan.
ENDOKRİNOLOJİK
İç salgı bilimsel.
ENDOKRİNOLOJİ
İç salgı bilimi.
NÖROENDOKRİNOLOJİ
Sinir sistemiyle iç salgı bezleri arasındaki ilişkileri konu alan bilim dalı.
ENDOKRİNOPATİ
İç salgı bezlerinin bozukluğundan kaynaklanan hastalık hâli.
ANDROMETODOKSİN
Kimi Fundagiller ailesindeki bitkilerde bulunan ve geviş getirenlerde salya artışı, sancı, kusma, ayakta duramama, sendeleme, kollaps ve ölümle belirgin olan öncelikli "vagus" uyarımını sağlayan, sonra ise hem bu siniri hem de çizgili kaslardaki sinir uçlarını felce uğratan bir bitkisel zehir, greyonotoksin.
KNEMİDOKOPTES
Akarların bir cinsi.
DOKÜMANTASYON
Belgeleme.
MİYOENDOKARDİTİS
Miyokart ve endokardın birlikte yangısı.
Bu bölümde tanımı içerisinde DOK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
ALPAKA
Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos). Bu yünden dokunan kumaş. Alman gümüşü. Bu hayvanın yumuşak, hafif, dayanıklı ve parlak olan yünü.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
ANESTEZİ
Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.
AMFİZEM
Doku ve organlarda sıra dışı hava toplanması.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ACIMSI
Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak. Dokunaklı.
ANGORA
Ankara keçisinin kılından veya tavşanının tüyünden elde edilen iplikle dokunan (giysi).
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ALACA
Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.
ALTMIŞ
Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 60 ve LX rakamlarının adı. Altı kere on, elli dokuzdan bir artık.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
ALBÜMİN
Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ALTMIŞINCI
Altmış sıfatının sıra bildiren biçimi, sırada elli dokuzuncudan sonra gelen.
APRE
Kumaş ya da derinin cilalanması, perdahlanması. Dokumacılıkta, boyacılıkta cila olarak kullanılan madde.
ACILIK
Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.