Kelimeler arşivinde; içinde "dara" olan, toplam 59 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dara bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu dara ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dara olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DAMARDARALTAN
ORTAKDARACIK, MADARALAŞMAK
MADARALAŞMA, HAYDARAHMET, DARALTILMAK, DARAZLANMAK
ARDARANDAN, DASDARACIK, BAŞBADARAK, HAYDARABAT, DAPDARACIK
VİDARABİN, ARDARADAN, DÜNDARALP, AKDARACAK, AHDARACAK, AHDARACAH, ŞEDARABAN, SIDARASIZ, DARALTMAK, DARALTICI
DARAŞLIK, DARAĞACI, MUDARABA, DARAZMAK, DARALMAK, DARALTMA
DARALIŞ, KADARAK, KANDARA, HOLDARA, GANDARA, GADARAK, TASDARA, DARABAN, DARALMA, MUDARAN, DARASIZ, DARALTI, AHDARAÇ, DARACIK, AKDARAÇ
ŞADARA, NADARA, MUDARA, GADARA, MIDARA, HADARA, MADARA, CADARA, BADARA, ARDARA, AKDARA, MÜDARA
İDARA, DARAÇ, DARAŞ
DARA
DARA
Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.
DARAZLANMAK
Üşümekten tüyleri diken diken olmak. İpekli kumaş erimek. Tülbent ve benzerleri ince kumaşlar yıkandıktan sonra incelmek, seyrekleşmek.
DAPDARACIK
Çok dar.
DÜNDARALP
Dinine bağlı yiğit. T. Eski ordu düzenindeki artçı birlikte yer alan yiğit.
DARALTILMAK
Daraltma işi yapılmak.
HAYDARABAT
Haydarabat.
HAYDARAHMET
Şanlıurfa kenti, Böğürtlen nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
BAŞBADARAK
Baş, idare eden: Baş yok badarak yok. Üstbaş.
ARDARANDAN
Arkadan arkaya, habersiz, sezdirmeden.
MADARALAŞMA
Madaralaşmak işi.
VİDARABİN
Pürin nükleozit (adenozin) analoğu olup herpes virüslere karşı kullanılan ilaç.
DASDARACIK
Çok dar.
ORTAKDARACIK
Sivas kenti, Karacaören nahiyesine bağlı bir bölge.
DAMARDARALTAN
Damarların kas tabakasını büzerek kanın dolaşımını çabuklaştıran veya düzenleyen (sinir, madde).
ARDARADAN
Dolayısiyle.
MADARALAŞMAK
Madara durumunda olmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
DARALIŞ
Daralma işi.
DARASIZ
Darası alınmamış. Darası alınmadan.
DARALMA
Daralmak işi. Geniş ünlülerin, yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması: geymek giymek, yene yine gibi.
BRÜT
Kesintisi yapılmamış, kesintisiz (para). Darası çıkarılmadan tartılan (ağırlık).
ÇARMIH
Suçlunun öldürülmek amacıyla çivilendiği haç biçimindeki darağacı. Ana direkleri ve gabya çubuklarını yandan tutan halatlar.
BOĞUMLANMAK
Boğum oluşmak, boğum boğum olmak. Bir ses çıkarmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak.
BÜKEN
Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı, açan karşıtı.
DÜBEL
Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva. Çapları 4-20 milimetre olan, uçları yarık ve tırtıllı, baş tarafı uca doğru daralan delikli, orta sert veya sert plastikten yapılmış özel kavela.
DARALTMA
Daraltmak işi.
DARALMAK
Dar duruma gelmek, küçülmek. Zayıflamak. Güçleşmek, zorlaşmak. Başı dara gelmek, bunalmak. Sıkışmak. Azalmak.
BELİRLEMEK
Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek. Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı. Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak.
ASTIM
Bronşların daralmasından ileri gelen nefes darlığı.
DARLAŞMAK
Daralmak.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
GADDARCA
Gaddara yakışır, gaddara uygun. (gadda'rca) Gaddara yakışır bir biçimde, gaddarcasına, insafsızca.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
DARALTICI
Boruların çaplarını daraltmakta kullanılan bağlantı parçası.
BEL
İşaret. İnsan bedeninde göğüsle karın, sırtla kalçalar arasında daralmış bölüm. Bardak, şişe, vazo vb.nin ortasındaki dar bölüm. Hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası. Toprağı aktarmaya veya işlemeye yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek veya çatal biçiminde bir tarım aracı. Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer. Bu bölümün, sırtın altına rastlayan bölgesi. Ses şiddetiyle ilgili birim. Geminin orta bölümü. Meni.
GÜCÜN
Dara dar. Güçlükle, ancak, zorla.