Kelimeler arşivinde; içinde "dare" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dare bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu dare ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dare olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
İDAREİMASLAHATÇI
İDAREİMASLAHAT
İDARESİZLİK
İDARECİLİK
İDAREHANE, DARELAMET
İDARESİZ, İDARETEN, MUDAREBE
SIKDARE, DARENDE, GÜRDARE, GADDARE, DAREYLİ, DAREMEK, SADARET, İDARELİ, İDARECİ, İDARECE
KADARE
İDARE
DARE
DARE
Ağaç. Tef. Daire, darbuka. Sap arabası kanatlarını meydana getiren çubuk bağlar. (Oklubalı, Esnemez, Dereyalak, Kuzfındık, İnönü Eskişehir).
DARENDE
Malatya iline bağlı ilçelerden biri.
DAREMEK
Taramak.
İDAREİMASLAHATÇI
Bir işi sağlam bir temele oturtmadan o günün şartlarına göre yapan kimse. İşi oluruna bırakan kimse.
İDAREHANE
Gazete, dergi vb. yayım kurumlarında yazı işlerine bakılan yer, yönetim yeri. Bir işi veya kuruluşu yönetenlerin bulundukları yer, büro.
İDARESİZLİK
Gevşeklik, beceriksizlik. Tutumsuzluk.
DARELAMET
Pek çabuk, çok acele.
GÜRDARE
Kurdele.
İDARETEN
Belli bir süre için, geçici olarak.
DAREYLİ
Katır.
MUDAREBE
Bir yandan sermaye, öte yandan emek konularak kurulan şirket.
GADDARE
Ağır ve her iki yanı keskin bir tür kılıç.
İDAREİMASLAHAT
Bir işi, gerektiği gibi değil de günün şartlarına göre yapma. İşi oluruna bırakma.
İDARECİLİK
İdareci olma durumu. İdarecinin yaptığı iş, yöneticilik.
İDARESİZ
İdare etmesini bilmeyen, gevşek, beceriksiz (kimse). Tutumsuz.
SIKDARE
Kağnı iskeletini oluşturan yan ağaçların arasında bulunan ağaçlar. (Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta).
Bu bölümde tanımı içerisinde DARE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
POSTACI
Mektup, gazete, havale, paket vb.ni gönderilen yere ulaştıran posta idaresi görevlisi.
İDARELİ
İdare etmesini bilen, iyi yöneten. Tutumlu bir biçimde, ekonomik olarak. Tutumlu.
REJİ
Sinema, tiyatro, radyo ve televizyon oyunlarında oyunu yönetme. Tekel idaresi.
GÜDÜM
Yönetme işi, idare. Bilişimde, bir olaylar dizisini, bir süreci veya bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin bütünü.
MÜDÜR
İdare eden, yöneten. Başöğretmen. Yönetmen.
KUT
Devlet idaresinde güç, yaratıcılık ve yetki bakımından sahip olunan üstün güç. Mutluluk. İlahi bir kaynaktan gelen rahmet, bereket.
DÜMEN
Hava ve deniz taşıtlarında, taşıta istenilen yönü vermeye ve belirli bir doğrultuda götürmeye yarayan hareketli parça. Yönetim, idare. Dalavere, hile.
ORGANİZASYON
Düzenleme. Düzenli bir grubun üyelerinin tamamı. Kuruluş, kurum, teşkilat. Devlet, idare, toplum vb.nin düzenleniş biçimi.
ÇEVİRMEK
Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.
MANİFESTO
Bir gemideki malları göstermek için kaptan tarafından boşaltma işlemlerinin yapılacağı gümrük idaresine verilen liste. Bildiri. Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi.
İDARE
Yönetme, yönetim, çekip çevirme. Hoş görme, göz yumma. Yetinme. Tutum. Bir kurum ya da kuruluşun yönetildiği yer veya makam. İdare kandili veya lambası. Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü. Bir kurumun işlerini yürüten kurul.
İDARECİ
Yönetici. İdare eden, hoşgörülü. Becerikli, tutumlu.
PENCİK
Asker yetiştirilmek için savaş tutsaklarından beşte bir oranında ayrılan acemi oğlanı adayı. Asker yetiştirilmek üzere verilen beşte bir askerden sonra esir sahibinde kalan beşte dört oranındaki esir için alınan vergi. Gümrük idaresi tarafından belirli bir vergi karşılığında köle sahibine verilen sahiplik hakkını gösteren senet.
ÇEVRİMLİ
İşi iyi yöneten, becerikli, idareli.
ARTIRIM
Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi, tasarruf. Müzayedede artırma.
PRATİKA
Kıyı sağlık idaresi tarafından gemilere verilen giriş çıkış izni.
İDARECE
İdare yönünden, idare tarafından.
MEKTUPÇU
Osmanlılarda, bir resmî dairenin yazı işlerini yönetmekle yükümlü yüksek görevli kişi. Bir il idaresinin yazı işlerini yöneten görevli.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
GÜTMEK
Hayvan veya hayvan sürüsünü önüne katıp otlatarak sürmek. Bir düşünceyi veya bir ilkeyi gerçekleştirmeye çalışmak. Bir kimseyi, bir topluluğu kendi düşünce ve amacı doğrultusunda yönetmek, sevk ve idare etmek.